Mayamız Birlik, Her Dersimiz Kardeşlik
Yeni bir eğitim öğretim yılı daha başladı.
Okul bahçeleri yeniden çocuk sesleriyle doldu. Uzun bir yaz tatilinin ardından sınıflar öğrencilerine, sıralar sahiplerine, öğretmenler de öğrencilerine kavuştu. Koridorlarda yıllardır aşina olduğumuz o telaş, heyecan ve tatlı koşuşturma yeniden başladı.
Her eğitim öğretim yılının başında olduğu gibi bu yıl da müfredatları, ders kitaplarını, sınavları, akademik başarıyı, teknolojiyi ve çocuklarımızın geleceğini konuşacağız.
Bunların hepsi elbette önemli.
Fakat bütün bunlardan önce kendimize daha temel bir soru sormamız gerekiyor:
Biz bu çocukları yalnızca ne bilen insanlar olarak değil, nasıl insanlar olarak yetiştirmek istiyoruz?
Millî Eğitim Bakanlığımızın yeni eğitim öğretim yılının ilk ders teması olarak belirlediği “Mayamız Birlik, İlk Dersimiz Kardeşlik” ifadesi, bana göre tam da bu soruya verilmiş anlamlı bir cevap.
Çünkü eğitim yalnızca bilgi aktarma işi değildir. Eğitim, aynı zamanda insanın insana bakışını, hayata ve topluma karşı sorumluluğunu şekillendirme işidir.
Bir öğrencinin matematikte, fen bilimlerinde veya edebiyatta başarılı olması elbette değerlidir. Ancak bilgi, güzel bir ahlak ve sağlam bir karakterle buluştuğunda gerçek anlamını kazanır. Çünkü hayatın en önemli sorularının tamamının cevabı ders kitaplarında bulunmaz.
Bir arkadaşımız üzüldüğünde nasıl davranacağız?
Bizden farklı düşünen birine nasıl yaklaşacağız?
Başarısı istediğimiz düzeyde olmayan bir arkadaşımızın elinden tutabilecek miyiz?
Kendimiz başarılı olduğumuzda bunu başkalarını incitmeden yaşayabilecek miyiz?
Bir başkasının hakkını kendi hakkımız kadar önemseyebilecek miyiz?
Bu sorular belki sınavlarda karşımıza çıkmaz. Ama hayat, bu soruları bize her gün sorar. İşte bu nedenle iyi bir eğitim; akademik başarının yanında adaleti gözeten, merhameti bilen, sorumluluk sahibi, farklılıklarla birlikte yaşayabilen, vefayı ve dayanışmayı önemseyen iyi insanlar yetiştirmeyi de hedeflemelidir.
Mayanın görünmeyen gücü
Temadaki “maya” kelimesi üzerinde de durmak gerekiyor.
Maya görünmez. Hamurun içinde gözümüzle seçemeyiz. Fakat onun varlığı hamurun bütününü değiştirir.
Eğitimde de bazı değerler böyledir.
Çocuğun aldığı puan, karnesindeki not, sınavdaki başarısı görünür. Ama adalet duygusu, merhameti, vefası, sorumluluk bilinci ve kardeşlik anlayışı çoğu zaman bir karneye yazılmaz.
Oysa insanın hayatını şekillendiren en önemli unsurlardan biri, belki de bu görünmeyen değerlerdir. Çünkü çocuğun ne kadar bilgi sahibi olduğu kadar, o bilgiyi ne için ve nasıl kullandığı da önemlidir.
Bilgiye ahlak, başarıya tevazu, güce adalet, özgürlüğe sorumluluk eşlik etmelidir. İşte birlik ve kardeşlik, eğitimin görünmeyen mayasıdır. Bu maya güçlü olduğunda okul yalnızca ders yapılan bir bina olmaktan çıkar; insanın insana emanet edildiği bir eğitim iklimine dönüşür.
Öğretmen, anlattığı kadar yaşatandır
Bu noktada öğretmenlerimize büyük bir sorumluluk düşüyor. Zira çocuklar yalnızca öğretmenlerinin anlattıklarını değil, onların davranışlarını ve insanlara yaklaşım biçimlerini de öğrenirler.
Öğretmen öğrencisini sabırla dinlediğinde dinlemeyi, hata yapan bir öğrenciyi incitmeden doğruya yönlendirdiğinde merhameti, sınıfta herkese söz hakkı verdiğinde adaleti öğretir.
Her öğrencinin değerli olduğunu hissettirdiğinde ise kardeşliği ve birlikte yaşama kültürünü öğretir.
Kısacası öğretmen, bazen tek bir cümlesiyle, bazen bir bakışıyla, bazen de sessizce yaptığı bir iyilikle ders kitabında bulunmayan çok önemli bir ders verir.
Bu nedenle öğretmenin anlattığı her ders kadar, sınıfta oluşturduğu iklim de eğitimin bir parçasıdır.
Kardeşlik bir tema olarak kalmamalı
Kardeşlik, herkesin aynı düşünmesi veya aynı özelliklere sahip olması değildir. Tam tersine kardeşlik, farklılıklarımızla birlikte yaşayabilme olgunluğudur. Okul bunun en güzel öğrenildiği yerlerden biridir.
Aynı sınıfta birbirinden farklı çocuklar oturur. Birinin matematiğe ilgisi vardır, bir başkası edebiyatta kendini bulur. Biri sporda, diğeri resimde veya müzikte başarılıdır. Kimi çocuk daha fazla imkâna sahip bir aileden gelir, kimi çocuk hayatın daha ağır şartlarıyla mücadele ederek okula ulaşır.
Fakat okul bütün bu farklılıkların üzerine ortak bir çatı kurar.
Aynı sınıftayız. Aynı okuldayız. Aynı geleceğin çocuklarıyız. Ve daha büyük bir çerçevede: Aynı ülkenin insanlarıyız.
İşte kardeşlik, bu ortaklığı hissedebilme ve yaşatabilme ahlakıdır. Birbirimizin farklılığını kabul ederken birbirimizin onurunu koruyabilmektir.
Çocuklara “kardeş olun” demek kolaydır.
Asıl mesele, kardeşliğin yaşandığı bir okul iklimi oluşturabilmektir.
Bunun için eğitimciler, veliler, yöneticiler ve toplum olarak hepimize düşen görev; çocuklarımızın yalnızca başarılarını değil, karakterlerini de büyütmek; yalnızca zihinlerini değil, gönüllerini de eğitmek ve onları yalnızca sınavlara değil, hayata hazırlamaktır.
Çünkü okuldan mezun olan her çocuk, yalnızca bir diploma ile değil; ailesine, çevresine, ülkesine ve insanlığa karşı taşıdığı sorumluluk duygusuyla hayatın içine katılacaktır.
Belki yıllar sonra bugün sınıflarında oturan çocuklarımızdan biri doktor, biri öğretmen, biri mühendis, biri sanatçı, biri yönetici olacak.
Ama hepsinden önce insan olacaklar.
Ve biz bugün onlara neyin mayasını verirsek, yarın biraz da onunla yoğrulmuş bir toplumla karşılaşacağız.
Tam da burada, Mardin Artuklu Üniversitemizin anlamlı ve adeta üç kelimede cilt cilt ansiklopedik ders içeren mottosu geliyor aklıma: “Ahlak, Bilgi, Üretim.”
Bilgi elbette vazgeçilmezdir. Çocuklarımızı araştırmaya, düşünmeye ve üretmeye hazırlayacağız. Fakat bilginin yönünü belirleyen bir ahlak yoksa, bilgi tek başına yeterli değildir.
Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızın önemle vurguladığı “Önce Ahlak Ve Maneviyat” anlayışı da bize bu noktada önemli bir istikamet gösteriyor.
Çünkü insanı yalnızca bilen ve üreten bir varlık olarak değil; hakkı gözeten, merhamet eden, emanete sahip çıkan, sorumluluk taşıyan ve başkasının hakkını kendi hakkı kadar önemseyen bir insan olarak yetiştirmek zorundayız.
Bu açıdan baktığımda, Millî Eğitim Bakanlığımızın “Mayamız Birlik, İlk Dersimiz Kardeşlik” temasını da bu anlayışla buluşturuyor ve çok değerli buluyorum.
Mayamız birlik, bütün derslerimiz kardeşlik olsun.
Yeni bir eğitim öğretim yılı yöneticisiyle/eğitimcisiyle/velisiyle/öğrencisiyle bütün maarif ailemize hayırlı olsun.