
Hayatın önemli günlerini hatırlarız. Mezuniyetimizi, düğünümüzü, ilk iş günümüzü, doğum günlerini…Oysa ömrümüzün büyük bölümü böyle günlerden oluşmaz. Hayat çoğu zaman sıradandır. Sabah mutfaktan gelen çay kokusu, işe giderken geçtiğimiz aynı sokak, akşam açılan aynı kapı, sofrada duyduğumuz tanıdık bir ses…Üzerinde durmayız. Çünkü insan, hep var olacağını düşündüğü şeylerin kıymetini pek hesaplamaz.
Sonra zaman geçer. Bir sandalye boşalır. Bir çocuk büyür. Bir dost başka bir şehre gider. Bir evin sesi değişir. Ve bir zamanlar sıradan bulduğumuz günleri özlemeye başlarız. Belki de hayatın bize en geç öğrettiği şeylerden biri budur: Bazı şeylerin kıymetini anlamak için onları kaybetmek gerekmemeli.
Mutluluğu çoğu zaman geleceğe erteliyoruz.
“Şu iş bitsin…”
“Biraz para biriktireyim…”
“Çocuklar büyüsün…”
“Şu sıkıntıyı da atlatayım…”
Sonra yaşayacağız…Fakat hayat, bütün sorunlarımızın bitmesini beklemiyor. Biz plan yaparken de geçiyor, biz telaşlanırken de biz “sonra” derken de…Bu yüzden anneniz aradığında vaktiniz varsa telefonu açın. Babanız aynı hikâyeyi yeniden anlatıyorsa bırakın anlatsın. Çocuğunuz size heyecanla bir şey göstermek istiyorsa birkaç dakikalığına dünyayı bekletin. Bir dostunuz “Kahve içelim” diyorsa her defasında başka haftaya bırakmayın. Çünkü bir gün özleyeceğimiz şeyler çoğu zaman bugün önemsemeden yanından geçtiğimiz şeyler olacak. Elbette hedeflerimiz olsun, daha iyi bir hayat için çalışalım ama yarını kurarken bugünü harcamayalım. Zor bir şey değil insanın kendisine şu soruyu sorması yeter:
“Bugün hayatımdan çıksa, en çok neyi özlerdim?”
Belki cevabınız büyük bir başarı olmayacak.
Bir ses olacak. Bir yüz. Bir sofra. Bir sağlık hâli.
Belki de her sabah şikâyet ederek uyandığınız o ev…
Hayatın güzel olması için kusursuz olması gerekmiyor.
Bir derdiniz varken de gülebilirsiniz.
Bir şeyler eksikken de sevinebilirsiniz.
Gelecek belirsizken de sevdiğiniz birine sarılabilirsiniz. Çünkü yaşamak, bütün sorunların bitmesini beklemek değildir, sorunlarla uğraşırken güzel olanı kaçırmamaktır.
Büyük günlerin gelmesini beklerken sıradan günlere haksızlık etmeyin. Seviyorsanız söyleyin, özlediyseniz arayın, aynı sofradaysanız biraz daha uzun oturun.
Çünkü yıllar sonra dönüp baktığımızda belki de şunu anlayacağız:
Hayatın en güzel günleri, güzel olduğunu o gün fark etmediğimiz günlermiş…