Karneler konuşuluyor. Başarı, ortalama, takdir, teşekkür… Eğitim yine gündemde. Tam da böyle zamanlarda bazı meseleler araya sıkışıyor. Kimse başlık atmıyor ama çocukların hayatına sessizce yerleşiyor. Şimdi onlardan birini görüyorum, her gün biraz daha yayılıyor.

Çocukların elinde yeni bir bela var. Onlar için tatlı, keyifli, zararsız. Hatta büyüdüklerini, kendi başlarına bir şeyler yapabildiklerini kanıtlayan küçük bir güç gösterisi gibi duruyor. Çantadan çıkarıp avuç içine gizledikleri, renkli, fosforlu, kalem ya da çakmak boyutunda bir şey bu. Elektronik sigara.

Kullanımı yasak deniyor ama ulaşımı en kolay şeylerden biri hâline geliyor. Tedariki ucuz, kullanımı zahmetsiz. İçine eklenen aromalarla güzel kokuyor; neredeyse parfüm sıkılmış hissi veriyor. Dumanı ağır değil, izi yok denecek kadar az. Ve tam da bu yüzden çocuk için masum görünüyor.Ama mesele zaten tam burada başlıyor.

Bugün elektronik sigarayı denememiş genç sayısı neredeyse yok. Kız, erkek fark etmiyor. Çoğunun çantasında bir tane duruyor. Sigara paketinin yarısı kadar, bazen daha da küçük. Görüntüsü masum; etkisi değil. Gençleri esir alan şey tam olarak bu gizlenmişlik hâli oluyor.

Bir de kendilerine kurdukları cümleler var:

“Sigara içmiyorum.”

“Bağımlı değilim.”

“Bu daha hafif.”

İnsan kendini kandırmak istediğinde, bahane üretmekte hiç zorlanmıyor.

Oysa bilim başka bir şey söylüyor. Yapılan araştırmalar, elektronik sigaraların masum olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Bu cihazların içinde bulunan nikotin, ultra ince parçacıklar hâlinde doğrudan akciğerlere ulaşıyor. Yanma olmadığı için zararsız sanılıyor ama tam tersine, bu parçacıklar akciğer dokusuna çok daha hızlı nüfuz ediyor. İçerikte bulunan ağır metaller, uçucu kimyasallar ve aromalarda kullanılan bazı maddeler yüksek düzeyde kanserojen etki gösteriyor. Uzmanlar özellikle gençlerde akciğer gelişimini olumsuz etkilediğini, solunum kapasitesini düşürdüğünü ve bağımlılığı çok daha hızlı oluşturduğunu vurguluyor. Yani “hafif” denilen şey, bedene daha çabuk yerleşiyor.

Bu yüzden haber bültenlerinde peş peşe vakalar görüyoruz. Genç yaşta solunum sorunları, ani rahatsızlıklar, geri dönüşü zor hasarlar. Ekranda izlenen şey bir istatistik gibi duruyor ama aslında her biri bir çocuk.

Burada sorumluluğu sadece okullara yüklemek kolaycılık oluyor. Eğitim kurumu özel de olsa devlet de olsa, ne kadar ciddiye alırsa alsın bu işi tek başına çözemiyor. Okul ancak belli bir yere kadar müdahil oluyor. Asıl belirleyici olan aile oluyor. Çocuk okuldan çıktıktan sonra kiminle, nerede, ne yaptığını önemseyen; kokuyu, davranıştaki değişimi, sessizliği fark eden aile oluyor.

Elektronik sigara tam da denetimin zayıfladığı yerde güç kazanıyor. Kokusu yok, izi yok, sesi yok. Çocuk için risksiz bir alan gibi duruyor. Ama sonuçları sessiz olmuyor; sadece biraz gecikiyor.

Bugün bunu “ergenlik hevesi” diye küçümseyenler, yarın çok daha ağır bedellerle yüzleşiyor. Çünkü bu bir moda değil. Bu, özellikle gençler hedef alınarak parlatılan yeni bir bağımlılık biçimi.

Karneler konuşulurken başarıyı tartışıyoruz ya…

Asıl notu belki de buradan vermek gerekiyor:

Bir çocuğun sağlığını, hiçbir ortalama telafi etmiyor.

Bazı belalar bağırarak gelmiyor.

Sessizce geliyor.

Ve kimse bakmıyorken büyüyor.