Birlikte EMO Platformu Başkanı Seyfettin Atar, Mersin’in Akdeniz ilçesine bağlı Kazanlı bölgesinde bulunan AVES Enerji Dolum Tesisi’nde meydana gelen yakıt tankı patlamasına ilişkin dikkat çeken bir basın açıklaması yaptı. Atar, yaşanan olayın yalnızca bir iş kazası olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, sanayi güvenliği, şehir planlaması ve kamu güvenliği açısından kapsamlı şekilde ele alınması gerektiğini söyledi.
Patlamada hayatını kaybeden işçi için başsağlığı dileklerini ileten Atar, “Her iş kazası geri dönüşü olmayan bir insan kaybıdır” ifadelerini kullandı.
“Yüksek Riskli Tesisler Sürekli Denetlenmeli”
Açıklamasında akaryakıt ve yanıcı madde depolama tesislerinin yüksek riskli endüstriyel tesisler kapsamında bulunduğunu vurgulayan Atar, bu tür tesislerde teknik denetimlerin eksiksiz yürütülmesinin hayati önem taşıdığını ifade etti.
Tank kontrolleri, patlayıcı ortam analizleri, gaz ölçümleri, yangın söndürme sistemleri, köpük altyapıları ve acil durum planlarının uluslararası standartlara uygun şekilde sürekli denetlenmesi gerektiğini belirten Atar, özellikle statik elektrik, gaz birikimi, kıvılcım oluşumu ve sıcak çalışma risklerinin ciddi tehlike oluşturduğunu söyledi.
Kamuoyunun yanıt beklediği birçok kritik soru bulunduğunu kaydeden Atar, tesisin periyodik teknik denetimlerinin yapılıp yapılmadığı, yangın ve köpük sistemlerinin olay anında aktif olup olmadığı ile çalışanların yeterli eğitim alıp almadığının açıklığa kavuşturulması gerektiğini dile getirdi.
“Akaryakıt Tank Yangınları Sıradan Yangınlar Değildir”
Yangın müdahale süreçlerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Atar, akaryakıt tank yangınlarında yapılacak yanlış müdahalelerin patlama riskini artırabileceğini ve zincirleme felaketlere yol açabileceğini belirtti.
Uluslararası standartlara göre köpüklü söndürme sistemleri, tank soğutma altyapıları, otomatik algılama sistemleri ve dizel yedekli yangın pompalarının koordineli biçimde çalışmasının zorunlu olduğunu ifade eden Atar, olay anındaki müdahale süreçlerinin de detaylı biçimde incelenmesi gerektiğini söyledi.
Atar ayrıca, olay sırasında bazı kişilerin tesis içerisine girerek teknik olmayan yönlendirmelerde bulunduğuna ilişkin iddiaların da araştırılması gerektiğini belirterek, yüksek riskli endüstriyel yangınlarda olay yeri disiplininin kritik önemde olduğunu vurguladı.
“Mersin’de Sanayi ile Yaşam Alanları İç İçe Geçiyor”
Kazanlı ve Karaduvar hattında ağır sanayi, enerji depolama ve lojistik tesislerinin yoğunlaştığını ifade eden Atar, aynı bölgede yerleşim alanları, balıkçılık faaliyetleri, tarım alanları ve turizm potansiyelinin de bulunduğuna dikkat çekti.
Karaduvar’ın yıllardır balıkçılık kimliğiyle bilinen bir bölge olduğunu söyleyen Atar, zaman içerisinde sanayi faaliyetlerinin artmasıyla bölgenin yapısının önemli ölçüde değiştiğini kaydetti.
“Mersin artık yalnızca bir liman kenti değildir” diyen Atar, enerji depolama, lojistik, petrokimya, turizm ve yaşam alanlarının aynı bölgede yoğunlaşmasının ciddi planlama sorunlarını beraberinde getirdiğini ifade etti.
“Risk Haritaları ve Tahliye Planları Hazırlanmalı”
Gelişmiş ülkelerde yüksek riskli enerji depolama alanlarının yerleşim bölgelerinden uzak planlandığını hatırlatan Atar, Mersin’de de bölgesel risk haritalarının hazırlanması gerektiğini söyledi.
Sanayi-yerleşim mesafelerinin yeniden değerlendirilmesi, bağımsız teknik denetimlerin artırılması, acil tahliye planlarının hazırlanması ve çevresel güvenlik senaryolarının güncellenmesi gerektiğini vurgulayan Atar, yaşanan olayın yalnızca bir tesis kazası değil, aynı zamanda kent planlaması ve kamu güvenliği açısından önemli bir uyarı niteliği taşıdığını ifade etti.




