Bazı meslekler vardır; yaptıkları iş yalnızca bir meslek olarak tanımlanamaz. Çünkü onlar insan hayatının en kırılgan anlarına dokunur. Eczacılık da tam olarak böyledir.

İnsanlar çoğu zaman eczanelere sadece ilaç almak için girdiklerini düşünür. Oysa o kapıdan içeri giren herkes aslında biraz umut, biraz güven, biraz da “iyi olacağım” hissi arar. Ve çoğu zaman o hissi veren şey yalnızca verilen ilaç değil; karşısındaki eczacının bilgisi, sakinliği ve insana verdiği değerdir.

Çünkü bazı insanlar sadece ilaç vermez…

İnsanın içindeki korkuyu da biraz olsun hafifletir.

Ben bir ecza deposu çalışanı olarak yıllardır bu dünyanın tam ortasındayım. Raflardan geçen binlerce kutu ilacı görüyorum. Ama zamanla şunu fark ettim: Bir kutu ilacın içinde sadece kimya yoktur. İçinde sabaha kadar nöbet tutan insanların emeği vardır. İçinde endişeli bir annenin duası, iyileşmeyi bekleyen bir hastanın umudu vardır. Ve en önemlisi; o ilacı hastaya ulaştırmak için görünmeden çalışan insanların vicdanı vardır.

Çünkü sağlık sektöründe en büyük emek, çoğu zaman adı bilinmeyen insanların omzundadır.

Eczacılar bazen bir doktor kadar dikkatli, bazen bir psikolog kadar sabırlı, bazen de aileden biri kadar yakındır insana. Çünkü sağlık yalnızca tedavi etmek değildir; anlamaktır, dinlemektir, güven vermektir. İşte bu yüzden toplumda en çok güven duyulan mesleklerden biri hâlâ eczacılıktır. Çünkü insanlar bilgiye olduğu kadar vicdana da ihtiyaç duyar.

Bir insan bazen ilacı unutmaz…

Ama ona söylenen samimi bir “Geçmiş olsun” cümlesini de yıllarca unutamaz.

Bizler depolarda sipariş yetiştirirken, barkod okuturken, geciken ürünlere çözüm ararken aslında sadece lojistik yapmıyoruz. Bir insanın tedavisinin aksamasını önlüyoruz. Belki kimse bunu alkışlamıyor ama sağlık sistemi zaten en çok görünmeyen emeklerin omzunda yükseliyor.

Gece yetiştirilen her siparişin ucunda, belki de bir insanın yeniden umut etmesi vardır.

Hayat çok hızlandı. İnsanlar artık birbirinin yüzüne bile bakmadan konuşuyor. Ama hâlâ bir eczaneye girince “Geçmiş olsun” sözünü samimiyetle duyabiliyoruz. İşte bazı meslekler teknolojiyle değil, insanlıkla ayakta kalır. Eczacılık da onlardan biridir.

Çünkü bazı meslekler maaş için yapılır…

Bazıları ise vicdan olmadan yapılamaz.

Bu yüzden Eczacılar Haftası yalnızca bir kutlama değildir. İnsan hayatına sessizce dokunan, gecesini gündüzüne katan, bilgisiyle güven veren insanların hatırlanmasıdır. Çünkü bazı insanlar beyaz önlük giymez sadece… Aynı zamanda insanların umudunu taşır.

Ve bazı emekler vardır; görünmez…

Ama eksikliği hissedildiği anda, ne kadar değerli olduğu anlaşılır.

Belki isimleri manşetlere çıkmaz…

Belki kimse onları tanımaz…

Ama bir çocuğun ateşi düştüğünde, bir annenin içi rahatladığında, bir insan sağlığına kavuştuğunda; o görünmeyen emeğin değeri sessizce hayatın içine yazılır.

Başta eczacılarımız olmak üzere, insan sağlığı için görünür ya da görünmez emek veren herkese sonsuz saygıyla…

Eczacılar Haftası kutlu olsun.