Bir toplumu yönlendiren ve yöneten her anlayışın beşiğidir basın. Basın; karanlığın karşıtı aydınlık, tutsaklığın karşıtı özgürlük, savaşın karşıtı barış, dogmanın karşıtı özgür düşünce, onursuzluğun karşıtı onur, yalanın karşıtı doğrudur…
Basın, her koşulda gerçekleri ifade etmenin önündeki setleri yıkan bir güçtür. Halkın; kulağı, dili, gözü, direnci, eylemidir basın.
Ama bugün basın açısından geldiğimiz nokta düşündürücüdür. Bir ülkenin halkı basına güvenini yitirmiş ve mitinglerde “satılık medya” diye slogan atar hale gelmişse; basının kendi yanında değil de karşısında yer aldığını haykırmışsa burada durup düşünmemiz gerekmez mi? Bir takım yazılı ve görsel medya, halka ihanete uğramış, kaderine terk edilmiş duygusunu yaşatmışsa basının kendi özeleştirisini yapma zamanı gelmemiş midir?
İnsan hiç kuşkusuz taraftır. Basın da taraf olmak zorundadır. Basın, halkın kendisine verdiği bu özgürlüğün sorumluluğunu omuzlarında hissetmelidir. Kaldı ki basın özgürlüğü özellikle devlet tarafından da koruma altına alınmalıdır.
Ama bugün basın açısından geldiğimiz nokta düşündürücüdür. Bir ülkenin halkı basına güvenini yitirmiş ve mitinglerde “satılık medya” diye slogan atar hale gelmişse; basının kendi yanında değil de karşısında yer aldığını haykırmışsa burada durup düşünmemiz gerekmez mi? Bir takım yazılı ve görsel medya, halka ihanete uğramış, kaderine terk edilmiş duygusunu yaşatmışsa basının kendi özeleştirisini yapma zamanı gelmemiş midir?
İnsan hiç kuşkusuz taraftır. Basın da taraf olmak zorundadır. Basın, halkın kendisine verdiği bu özgürlüğün sorumluluğunu omuzlarında hissetmelidir. Kaldı ki basın özgürlüğü özellikle devlet tarafından da koruma altına alınmalıdır.
Geldiğimiz noktada bir gerçeğin altını çizmek istiyorum: Halk basına sahip çıkmalı ve “eski saygınlığını” yeniden kazanması için basını yüreklendirmeli hatta hatta bu anlamda basına baskı yapmalıdır. Basının geldiği noktayı endişe verici buluyorum. Kişisel amaç ve toplumsal duruş etrafında oluşan bir aile halini aldı basın.
Günümüzde en ciddi kutuplaşma basımımızda yaşanıyor. Magazin haberlerinin sürmanşetten verildiği; ülke gerçeklerinin ve ülkenin içinde bulunduğu sosyal, kültürel, ahlaki, ekonomik, hukuki vs. sorunları tüm çıplaklığıyla tarafsız olarak halka yansıtmak görevi olan basın; bu anlamda ciddi zafiyete uğramıştır günümüzde.
Ülke çıkarları ve ulusal onurumuz söz konusu olduğu anlarda bile birlik ve beraberlik mesajı vermekten kaçınmıştır, basın. Toplumsal duygu ve düşünce özgürlüğünün ifade edilmesi bakımından o ülkeyi savunan mevzilerdir basın. Basının öncelikle kendi içinde aklanmaya ihtiyacı vardır günümüzde. Halkının huzuruna çıkmaya ve halktan yeniden güven tazelemeye ihtiyacı vardır basının. Günümüz basının halktan güvenoyu almaya gerçekten ihtiyacı vardır.
Basının olmazsa olmaz görevlerin en başında muhalefet etme görevi vardır. Günümüz basını muhalif basın anlayışını yitirmiştir öncelikle. Bir ülkede çoğunlukla azınlığın haklarını aynı terazide tartma görevi hiç kuşkusuz ki basının görevidir. Bu bağlamda; basın ticaretin merkezi değil; bir ülkenin namusu, ahlakı, vicdanı ve hür iradesidir. Ulusal gazetelerde her geçen gün köşe yazılarını okuduğum yazarlar azalıyorsa; halkın hakkını basının savunmadığını ( birtakım azınlık basının dışında), korumadığını düşünüyorsam bu oldukça ciddi ve ülke açısından vahim sonuçlar doğuracak bir gelişmedir.
Kalem tutmak ayrı şey; tuttuğun kalemi onurunla taşımak daha başka bir şeydir. Basının içinde bulunduğu çıkmazdan bir an evvel kurtulması için birtakım yasalar düzenlenmelidir. Devlet basın özgürlüğünü kendi çıkarlarına yarar sağlama amacı gütmeden teminat altına almalıdır. Basın adaletin ve hakkın temelidir. Bu temeli yıkan her kim olursa olsun; bilmelidir ki bu temelin altında kalmaya mahkûmdur. Basın kişiye özel bir hizmet değildir. Basın özgürlüğü gibi saygın bir sorumluluğu, onuruna yakışır bir duyarlılıkla kendinden sonraki kuşaklara devretme onurunu taşımalıdır basın.
Günümüzde en ciddi kutuplaşma basımımızda yaşanıyor. Magazin haberlerinin sürmanşetten verildiği; ülke gerçeklerinin ve ülkenin içinde bulunduğu sosyal, kültürel, ahlaki, ekonomik, hukuki vs. sorunları tüm çıplaklığıyla tarafsız olarak halka yansıtmak görevi olan basın; bu anlamda ciddi zafiyete uğramıştır günümüzde.
Ülke çıkarları ve ulusal onurumuz söz konusu olduğu anlarda bile birlik ve beraberlik mesajı vermekten kaçınmıştır, basın. Toplumsal duygu ve düşünce özgürlüğünün ifade edilmesi bakımından o ülkeyi savunan mevzilerdir basın. Basının öncelikle kendi içinde aklanmaya ihtiyacı vardır günümüzde. Halkının huzuruna çıkmaya ve halktan yeniden güven tazelemeye ihtiyacı vardır basının. Günümüz basının halktan güvenoyu almaya gerçekten ihtiyacı vardır.
Basının olmazsa olmaz görevlerin en başında muhalefet etme görevi vardır. Günümüz basını muhalif basın anlayışını yitirmiştir öncelikle. Bir ülkede çoğunlukla azınlığın haklarını aynı terazide tartma görevi hiç kuşkusuz ki basının görevidir. Bu bağlamda; basın ticaretin merkezi değil; bir ülkenin namusu, ahlakı, vicdanı ve hür iradesidir. Ulusal gazetelerde her geçen gün köşe yazılarını okuduğum yazarlar azalıyorsa; halkın hakkını basının savunmadığını ( birtakım azınlık basının dışında), korumadığını düşünüyorsam bu oldukça ciddi ve ülke açısından vahim sonuçlar doğuracak bir gelişmedir.
Kalem tutmak ayrı şey; tuttuğun kalemi onurunla taşımak daha başka bir şeydir. Basının içinde bulunduğu çıkmazdan bir an evvel kurtulması için birtakım yasalar düzenlenmelidir. Devlet basın özgürlüğünü kendi çıkarlarına yarar sağlama amacı gütmeden teminat altına almalıdır. Basın adaletin ve hakkın temelidir. Bu temeli yıkan her kim olursa olsun; bilmelidir ki bu temelin altında kalmaya mahkûmdur. Basın kişiye özel bir hizmet değildir. Basın özgürlüğü gibi saygın bir sorumluluğu, onuruna yakışır bir duyarlılıkla kendinden sonraki kuşaklara devretme onurunu taşımalıdır basın.
Dünya coğrafyası üzerinde bulunan ülkeler içinde basını sindirme politikaları ülkemizdeki kadar başarılı olmamıştır. Basın küresel iletişim tekellerinin güdümüne girmiştir. Günümüzde iletişim tekelleri kendi patronlarını yarattı ve basının yansız habercilik anlayışından uzaklaşmasına neden oldu. Giderek iştah kabartan bir sektör haline gelen basın holdinglerine yeni yeni holding ekleme yarışı basın özgürlüğünün tanımını değiştirdi.
Artık küresel basın özgürlüğünün tanımı şöyle yapılabilir: basın özgürlüğü= çıkarların özgürlüğü.