“Bir Duygunun Peşinde: Şiir, Müzik ve Eğitim Arasında Bir Yolculuk”
Soru 1: Sizi tanımlamak zor… Şair, yazar, müzisyen, eğitimci… Siz kendinizi nasıl anlatırsınız?
Olgu Taşkın Çankaya: Aslında ben kendimi “anlatmaya çalışan biri” olarak görüyorum. Bazen bir şiirle, bazen bir beste ile, bazen de bir öğrencimin hayatına dokunarak… Hepsi aynı yolun parçaları. Hayat bana ne hissettiriyorsa onu bir şekilde dışarı çıkarmaya çalışıyorum.
Soru 2: Şiir mi önce geldi, müzik mi?
Olgu Taşkın Çankaya: Şiir daha önce geldi ama müzik hep içindeydi. Yazdığım bazı dizelerin kendi kendine melodisi vardı sanki. Zamanla o melodileri duymaya başladım. Sonra baktım ki şiirler besteye dönüşüyor… Yani aslında biri diğerini doğurdu diyebilirim.
Soru 3: Besteleriniz nasıl ortaya çıkıyor? Bir süreç var mı yoksa anlık mı gelişiyor?
Olgu Taşkın Çankaya: Genelde anlık başlıyor ama sonrasında uzun bir yolculuğa dönüşüyor. Bazen bir kelime, bazen tek bir cümle… Hatta bazen sadece bir duygu. O an içimde bir şey kıpırdıyor ve mırıldanmaya başlıyorum. Telefonuma kayıt alıyorum çoğu zaman. Sonra oturup onun üzerine düşünüyorum, geliştiriyorum. Ama o ilk an var ya… En saf hali orası.
Soru 4: Yazarken mi daha çıplaksınız, bestelerken mi?
Olgu Taşkın Çankaya: Çok güzel soru… Yazarken daha içselim, bestelerken daha paylaşımcıyım. Şiir biraz daha kendimle yüzleşme alanı. Müzik ise o yüzleşmeyi başkalarıyla birlikte yaşamak gibi.

Soru 5: Eğitimci tarafınız bu üretim sürecine nasıl dokunuyor?
Olgu Taşkın Çankaya: Çok güçlü bir şekilde dokunuyor. Gençlerle birlikte olmak insana sürekli yeni bir perspektif kazandırıyor. Onların heyecanı, kırgınlığı, umutları… Hepsi benim üretimime yansıyor. Bazen bir öğrencimin söylediği tek bir cümle günlerce aklımda kalıyor ve bir şiire dönüşüyor.

Soru 6: Sizi en çok etkileyen şey nedir hayatta?
Olgu Taşkın Çankaya: Samimiyet. Gerçek olan her şey beni etkiler. Yapay olan hiçbir şey kalıcı değil zaten. Bir insanın gözlerindeki duygu, bir vedanın ağırlığı, bir başlangıcın heyecanı… Bunlar benim dünyamı besleyen şeyler.
Soru 7: Hiç “bu işi bırakayım” dediğiniz oldu mu?
Olgu Taşkın Çankaya: Açıkçası oldu. Her üreten insanın yaşadığı o kırılma anları var. Ama sonra şunu fark ediyorsunuz: Bu bir tercih değil. Yazmadan, üretmeden duramıyorsunuz. O yüzden bırakmak diye bir şey aslında pek mümkün değil.

Soru 8: Dinleyicileriniz / okurlarınız sizin eserlerinizde ne bulsun istersiniz?
Olgu Taşkın Çankaya: Kendilerini bulsunlar isterim. “Bu tam da benim hissettiğim şey” desinler. Çünkü ben de zaten yazarken bunu yaşıyorum. Yalnız olmadığımızı hatırlatmak bence sanatın en güzel tarafı.

Soru 9: Sahne mi, masa başı mı? Hangisi size daha yakın?
Olgu Taşkın Çankaya: İkisi de çok farklı ama sahnenin yeri başka. Bir besteyi ilk kez insanlarla paylaşmak… O an onların gözlerinde o duyguyu görmek… Tarif edilmez. Ama o sahneye çıkabilmek için masa başında geçirilen o yalnız saatler de çok kıymetli.
Soru 10: Şu sıralar hayatınızda neler var?
Olgu Taşkın Çankaya: Yeni besteler var, yeni şiirler var… Açıkçası biraz daha içe döndüğüm bir dönemden geçiyorum. Daha derin, daha sade ama daha gerçek işler üretmek istiyorum. Acele etmeden, sindirerek…

Soru 11: MersinTime okuyucularına içten bir mesajınız?
Olgu Taşkın Çankaya: İçinizden geçen şeyi ertelemeyin. Yazmak istiyorsanız yazın, söylemek istiyorsanız söyleyin. Kusursuz olmasına gerek yok. Gerçek olsun yeter.
