Selam dostlar,
Bugün biraz dertleşelim mi? Şöyle karşılıklı birer çay içiyormuşuz gibi... Hani o eski güzel günlerin, "insanlık ölmedi" dediğimiz zamanların uzağına düşmüş gibiyiz. Etrafa bir baksanıza; sanki gizli bir el gelmiş de insanların içindeki o kadim merhameti, iyiliği çekip almış. Herkes gergin, herkes bir başkasına zarar vermeye, can yakmaya hazır birer barut fıçısı gibi.
Eskiden "güçlü olmak" demek, kavgada öne atılmak, sesini en çok yükseltmekti. Ama o günler geride kaldı efendim. Bugünün dünyasında asıl güç ne biliyor musunuz? Kendini koruyabilmek. Ama öyle duvarlar örerek, eline silah alarak değil; ruhunu bu kirlenmişlikten, psikolojini bu altüst olmuşluktan sağ salim kurtarabilmek.
İyilik Artık Sessiz Bir Direniş
Etrafta insanlık namına pek bir şey kalmamış gibi hissetmemiz çok normal. Merhamet sanki bir zayıflıkmış gibi algılanır oldu. Birine iyilik yapsan, "Acaba ne çıkarı var?" diye bakıyorlar. Hal böyle olunca insan ister istemez kabuğuna çekiliyor. Ama işte tam bu noktada bir şeyi fark etmemiz lazım: Bu bozulmanın içinde "iyi kalmaya çalışmak" en büyük devrimdir.
Herkesin birbirine zarar verdiği, psikolojik savaşların sokaklara taştığı bu devirde; birinin canını yakmamak, haksızlığa ortak olmamak ve en önemlisi kendi iç huzurunu bu yangından kaçırabilmek gerçek kahramanlıktır.
Stratejimiz: Mesafeli Merhamet
Peki, ne yapacağız? Herkes bozuldu diye biz de mi kararacağız? Elbette hayır. Ama artık "safiyane" bir iyilik devri de değil bu. Şimdi devir, "Mesafeli Merhamet" devri.
- Sınırlarını Çiz: Kendini korumak, bencil olmak değildir. Ruhunu emen, enerjini sömüren, sana sürekli zarar veren kim varsa arana o görünmez ama aşılmaz duvarı öreceksin.
- İçindeki İyiliği Sakla: Dışarısı fırtınalı diye evinin içindeki ateşi söndürme. Merhametini, sadece onu hak edenlere, o küçük temiz adalara sakla.
- Kavga Etme, Uzaklaş: Artık haklı çıkmak için bağırmak sadece seni yorar. Kimsenin kimseyi dinlemediği bir yerde en büyük cevap; sessizce oradan uzaklaşmaktır.
Zihni Temize Çekmenin Tam Vakti
Hatırlarsanız geçen gün "tefviz"den, işi asıl sahibine bırakmaktan bahsetmiştik. İşte tam da o noktadayız. İnsanlık bozulmuş olabilir, dünya çığrından çıkmış olabilir... Biz elimizden geleni yapıp, kendi kapımızın önünü süpürüp, ruhumuzu bu kirliliğe bulaştırmadan yaşamaya çalışacağız. Gerisi bizim boyumuzu aşar.
Efendim, dünya artık eski dünya değil, kabul. Merhamet azaldı, iyilik sanki bir masal kahramanı oldu. Ama sen yine de kendinden vazgeçme. Bu devirde "normal" kalabilmek, akıl sağlığını ve vicdanını koruyabilmek senin en büyük madalyan olacak.
Sevgili öğrenciler,
Hayat bazen karşınıza sizi kıran, üzen ya da size zorbalık yapan insanlar çıkarabilir, bu anlarda öfkenize yenik düşüp bilek gücüne sarılmak, aslında sorunu çözmez, sadece büyütür. Gerçek güç, size yumruk sallayana yumrukla karşılık vermek değil, aklınızı ve sakinliğinizi kullanarak kendinizi o durumdan koruyabilmektir. Unutmayın ki kavga etmek bir cesaret göstergesi değildir, asıl cesaret, size yapılan haksızlık karşısında dik durup, seviyenizi bozmadan hakkınızı aramaktır. Bugünün dünyasında en büyük güç, fiziksel kuvvet değil, kendine olan güvenin ve kendini koruma becerindir. Kendinizi ezdirmeyin ama şiddetin bir parçası da olmayın çünkü birini alt etmek için kas gücüne, ama bir sorunu çözmek için her zaman güçlü bir karaktere ihtiyacınız vardır.
Kendinize, ruhunuza ve o hiç kirlenmemesi gereken vicdanınıza iyi bakın. Çünkü bu devirde sizden bir tane daha yok.
Muhabbetle...