Bilmiyorum, son günlerde kendimi bıraktığım
yerde bulamıyorum.
Nereye gidiyorum, yolun sonu nereye varıyor?
S’onsuz bir boşlukta gibiyim, gittikçe derinleşen,
derinleştikçe dönülmeyen.
Gerçekle düş arasında kaldım sanki asırlardır.
Elimi uzatsam tutacak kadar yakın olup,
aramızda kilometrelerce mesafenin olması çok
acı, dayanması da bir o kadar güç.
Sorularım gecede asılı kalıyor, cevaplara
ulaşamıyorum.
Seni bana vermeyen yıllar olmasaydı keşke…
Ya ben erken gelmeliydim hayata ya da sen geç.
S’onsuzluğun da bir sonu var mıdır?
Ya gündüzü, gecesi?
İnsan kaybolduğu gibi bulabilir mi kendini?
Dalıp dalıp gidiyorum taşa, toprağa.
Dünya bile bir gün yok olacakken bu anlamsız
bekleyiş niye?
Gör, yıllar eskiyor ceplerimde, gözlerimin kızıllığı
yıldızsız karanlığa dönmekte.
Bırak sorguları, yargılardan sıyrıl, sıradanlığı
koy kenara.
Yeni bir zaman kuralım, güneş yeniden doğsun,
canlansın kurumuş çiçekler...Olacaksa da böyle olsun aşkımız
Ellerimiz kenetli, ruhlarımız bir beden.
Kayıp zamanların hesabını sormadan, olduğumuz
gibi kabul edip kendimizi, sonumuzu biz yazalım
yaralarımızı kanatmadan.
Küllerimizden doğalım bu defa,
Aşka düşelim hiç kalkmamacasına.
“Mavi Gece Kırmızı Aşk” kitabından