28 Temmuz, Tarsus’un bağrından çıkan, imanıyla, cesaretiyle ve vatan sevgisiyle destan yazan Kuva-yi Milliye kahramanı Şehit Molla Kerim’in şehadetinin yıl dönümüdür. Bu anlamlı gün, sadece bir kahramanı anmak değil; bağımsızlığımızın hangi fedakârlıklarla kazanıldığını yeniden hatırlamak ve hatırlatmaktır.
Molla Kerim, asıl adıyla Kerim Çeliktaş, Tarsus’un Sıraköy (Karabucak) mevkiinde yetişmiş, medrese tahsili görmüş, Kur’an-ı Kerim öğreten bir din adamı ve aynı zamanda alın teriyle geçinen bir çiftçiydi. Ancak vatan işgal altındayken o, sadece kürsüde vaaz veren bir âlim olmayı değil, cephede mücadele eden bir kahraman olmayı seçti.
1918 yılında Fransız işgalinin başlamasıyla birlikte, “Çeliktaş Müfrezesi”ni kurarak Kuva-yi Milliye saflarında mücadeleye katıldı. Komutanlığını yaptığı müfrezeyle Fransız işgal kuvvetlerine karşı birçok başarılı baskın düzenledi. O, milletin istiklalini her şeyin üzerinde gören, inancını vatan sevgisiyle yoğuran öncü isimlerden biri oldu.
Ne var ki kahramanlığı kadar ihanetin de hedefi oldu. Esir düştükten sonra yerli işbirlikçilerin teşhisiyle Fransızlar tarafından 28 Temmuz 1920’de Tarsus Bac Köprüsü yakınlarında kurşuna dizilerek şehit edildi. Ardından naaşı Berdan Nehri’ne atıldı. Bu yüzden bugün bir kabri yoktur. Fakat aslında onun mezarı, bu milletin vicdanıdır; hatırası ise Tarsus’un sokaklarında, türkülere dönüşen ağıtlarda ve vatan sevgisi taşıyan her yürekte yaşamaktadır.
Şehit Molla Kerim’in hayatı bizlere önemli bir hakikati göstermektedir: Vatanı ayakta tutan sadece silah değil; iman, cesaret, fedakârlık ve birlik ruhudur. O, diniyle vatanını birbirinden ayırmayan, milletinin hürriyeti için canını seve seve feda eden isimsiz kahramanlardan biridir.
Bugün bize düşen görev, sadece anma programları düzenlemek değildir. Asıl görevimiz; Molla Kerim gibi kahramanların hangi değerler uğruna mücadele ettiğini çocuklarımıza ve gençlerimize anlatmaktır. Çünkü milletler, kahramanlarını unuttukları gün hafızalarını kaybetmeye başlar. Geçmişini unutan bir toplumun geleceğini sağlam inşa etmesi mümkün değildir.
Şehit Molla Kerim’i anmak, sadece bir vefa borcunu yerine getirmek değil; aynı zamanda genç nesillere bağımsızlığın bedelini, ihanetin acı sonuçlarını ve vatan sevgisinin ne kadar kutsal olduğunu öğretmektir. Her anlatılan kahramanlık hikâyesi, yeni nesillerin yüreğine cesaret, iman ve sorumluluk duygusu eker.
Bugün evlerimizde, camilerimizde ve gönüllerimizde onun için bir Fatiha okumak; çocuklarımıza “Bu topraklar kolay vatan olmadı.” diyebilmek, geleceğe bırakacağımız en kıymetli miraslardan biridir. Çünkü vefa, geçmişe duyulan minnetin ötesinde, geleceğe karşı taşınan bir sorumluluktur.
Molla Kerim ve onunla birlikte aynı ideal uğruna can veren tüm Kuva-yi Milliye kahramanları, bizlere bağımsız bir vatan emanet ettiler. Bu emanete sahip çıkmanın yolu; birlik ve beraberliğimizi korumaktan, tarihimize sahip çıkmaktan ve şehitlerimizin aziz hatırasını yaşatmaktan geçmektedir.
28 Temmuz vesilesiyle, Şehit Molla Kerim’i ve tüm Milli Mücadele kahramanlarımızı rahmet, minnet ve dualarla yâd ediyor; Rabbimizden onları Peygamber Efendimize komşu, makamlarını âli eylemesini niyaz ediyorum.
“Şehitler ölmez; onlar bir milletin vicdanında, duasında ve hür yaşama iradesinde yaşamaya devam ederler.”
Ruhu şad, makamı âli olsun. Aziz hatırası, Tarsus’un gönlünde ve milletimizin hafızasında daima yaşamaya devam edecektir.