Mersin'in İhtiyacı Polemik Değil, Çözümdür

Geçtiğimiz günlerde Mersin’in Akdeniz ilçesinde küçük bir çocuğun balkon demirine dokunması sonucu elektrik akımına kapılarak önce hastaneye kaldırılması sonrasında hayatını kaybetmesi tüm Mersinlilerin yüreğini yaktı , derin üzüntüye boğdu.

Olay sonrasında devletin ilgili birimleri Mersin Valisi Atilla Toros'un öncülüğünde adli ve idari soruşturmaları başlatarak benzer olaylarda olduğu gibi gerekli işlemleri süratle başlattı.

İnşallah bir daha bu ve benzer olaylar yaşanmaz temennimiz odur.

Madalyonun bir de öbür yanı var ki Mersin'in geleceğinde en az bu elim olay kadar tehlike leri işaret ediyor.Zira Mersin'de yaşanan her üzücü olayın ardından aynı tabloyla karşılaşıyoruz.

Mersin DEM Milletvekili Ali Bozan'ın olayın teknik ve hukuki boyutu henüz netleşmeden yaptığı açıklamalar, kamuoyunda infial oluşturacak , halkı kışkırtacak söylemler ve kurumları hedef alan değerlendirmeleri..

Ne yazık ki bu yaklaşım artık istisna olmaktan çıkmış, alışkanlık hâline gelmiştir.

Elektrik Mühendisleri Odası Mersin Şube Başkanı Prof. Dr. Alkan Alkaya'nın son açıklaması da bu anlayışın yeni bir örneğidir. Acının en sıcak olduğu bir dönemde, henüz soruşturma tamamlanmadan kullanılan dil, çözüm üretmekten çok kamu kurumlarını zan altında bırakan ve vatandaş ile devleti karşı karşıya getiren bir atmosfer oluşturmaktadır.

'' Bir çocuğumuz daha Kaybetmek İstemiyoruz '' diye sözde konuya hassasiyet gösterdiği izlenimini vermeye çalışan EMO Başkanına soruyorum ; Aileyi kaç kere ziyaret ettiniz veya ettiniz mi ?

EMO olarak aileye maddi bir yardımınız oldu mu ? mesela kardeşine eğitim bursu verdiniz mi ? evini onardınız mı ? Elektrik tesisatını mı yenilediniz ? Panosunu mu değiştiriverdiniz ?

Hiç kimse denetimin artırılmasına, altyapının güçlendirilmesine veya teknik eksikliklerin giderilmesine karşı değildir. Tam tersine, bunlar zaten herkesin ortak talebidir. Ancak sürekli olarak "ihmal", "denetimsizlik" ve "kurumsal iletişimsizlik" söylemleri üzerinden kamuoyu oluşturmak, teknik sorumluluktan çok siyasi bir muhalefet dili olarak algılanmaktadır.

Meslek odalarının görevi kamuoyu oluşturmak kadar, hatta ondan daha fazla, çözüm üretmek ve ilgili kurumlarla teknik iş birliği içinde çalışmaktır. Eğer gerçekten kent güvenliği öncelikse; belediyelerle, elektrik dağıtım şirketleriyle, haberleşme işletmecileriyle ve kamu kurumlarıyla aynı masada oturmak, ortak projeler geliştirmek ve riskleri önceden ortadan kaldıracak mekanizmalar oluşturmak gerekir.

Ne var ki son yıllarda kamuoyuna yansıyan tablo, iş birliğinden çok eleştiriyi, koordinasyondan çok polemiği önceleyen bir yaklaşım görüntüsü vermektedir. Sürekli basın açıklamaları yapmak, her olayda kurumları hedef göstermek ve kamuoyu üzerinden baskı oluşturmaya çalışmak, ne altyapıyı güçlendirir ne de yeni faciaları önler.

Topluma sürekli kriz anlatan değil, krizleri önleyen bir meslek odasına ihtiyaç vardır. Çünkü gerçek başarı, bir facianın ardından kameraların karşısına geçmek değil; o facia yaşanmadan önce ilgili kurumlarla birlikte riskleri ortadan kaldırabilmektir.

Bir meslek odasının itibarı, yaptığı basın açıklamalarının sertliğiyle değil; ürettiği teknik çözümler, hazırladığı projeler ve kurduğu iş birlikleriyle ölçülür. Eğer yıllardır aynı eleştiriler tekrar ediliyor ancak aynı kararlılıkla ortak çalışma kültürü geliştirilemiyorsa, burada sorgulanması gereken yalnızca kurumlar değil, eleştiri yönteminin kendisidir.

Mersin'in ihtiyacı siyasi tartışmaların gölgesinde yapılan açıklamalar değildir. Mersin'in ihtiyacı; teknik aklı önceleyen, kurumlar arasında köprü kuran, ortak çözüm üreten ve her kesimi aynı hedefte buluşturan bir anlayıştır. Topluma sürekli öfke ve güvensizlik aşılamak yerine, güven veren ve sonuç üreten bir yaklaşım herkes için daha faydalı olacaktır.

Çünkü bu şehir, polemiklerden değil; ortak akıldan, bilimden ve samimi iş birliğinden kazanacaktır.