MALUMATFURUŞLUK

Son yıllarda toplum olarak tuhaf bir girdabın içine çekildik. Sabah gözümüzü açtığımızda karşımızda her şeyi bilen ve her konuda fikri olan ve her meselede son sözü söyleme iddiasında bulunan devasa bir "malumatfuruş" ordusu görüyoruz. Eskiden bilgiye ulaşmak bir çileydi ama ulaşılan bilgi kıymetliydi. Şimdilerde ise bilgi; saniyeler içinde tüketilen ve doğruluğu sorgulanmayan ve daha da acısı pazar tezgahında bağırarak satılan ucuz bir mala dönüştü. Sosyal medyanın o ışıltılı dünyasında kimin neyi ne kadar bildiği değil; kimin daha yüksek sesle bağırdığı ve kimin daha fazla beğeni aldığı referans kabul edilir oldu. Bir eğitimci olarak bu tabloya baktığımda gördüğüm tek şey; derinlikten yoksun bir sahte bilgelik ve toplumsal bir samimiyet kaybıdır.

​Özellikle aslı astarı olmayan paylaşımların ve intihal dediğimiz o düşünce hırsızlığının bu kadar normalleşmesi beni en çok yaralayan noktalardan biridir. Bir başkasının emeğini ve göz nurunu ve yıllarca süren araştırmasını saniyeler içinde kopyalayıp kendi fikriymiş gibi sunan insanlar; sadece o yazara değil bilginin kendisine de büyük bir saygısızlık yapıyorlar. Bilgi güçtür sözü artık yerini "bilgi bir maskedir" anlayışına bıraktı. Bilgiçlik taslayan bu güruh; derinlemesine hiçbir araştırma yapmadan ve sadece ekranlarda gördüğü birkaç cümleyi birbirine ekleyerek toplumun önüne çıkıyor. Bu yüzeysellik bir zehir gibi damarlarımıza sızarken asıl tehlike ise en kıymetlilerimize yani çocuklarımıza kadar uzanıyor.

EMANETİ EHLİNE VERMEK: BİLGİÇLİK ÇAĞINDA ÇOCUK VE KİTAP

​İşte tam bu noktada durup bir nefes almamız gerekiyor. Bugünlerde sosyal medyada eline her kitap alan ve iki tane havalı fotoğraf çeken veya biraz takipçi sayısına ulaşan herkes "kitap gurusu" kesiliverdi. Özellikle çocuk edebiyatı ve çocuklara kitap önerisi konusu; uzmanlığı olmayan insanların oyun alanı haline geldi. Bir eğitimci olmayan ve çocuğun gelişimsel basamaklarını bilmeyen ve bir kitabın pedagojik açıdan ne gibi riskler taşıyabileceğini öngöremeyen kişiler; tamamen kendi kişisel zevklerine ve o anki ruh hallerine göre kitap listeleri yayınlıyorlar. "Ben bu kitabı çok sevdim o zaman sizin çocuğunuz da okumalı" mantığıyla yapılan bu öneriler; aslında çocuklarımızın ruh dünyasına düşüncesizce atılan birer bombadır.

​Çocuk kitabı seçmek; sadece kapak tasarımına bakıp ya da "bu hikaye çok tatlıymış" diyerek geçiştirilecek bir iş değildir. Bir kitabın içindeki tek bir kelime ve bir görselin alt metni ya da hikayenin varış noktası; bir çocuğun dünyasında onarılmaz yaralar açabilir veya tam tersi ona yepyeni ufuklar kazandırabilir. Ancak bugünün malumatfuruşları; kendi kişisel özelliklerini ve geçmişteki travmalarını ya da sadece o anki popülerliği esas alarak kitap belirliyorlar. Eğitim bilimlerinden ve çocuk psikolojisinden ve edebiyatın o incelikli terazisinden habersiz bu insanlar; sırf takipçi kitlelerini tatmin etmek adına çocuklarımızın geleceğiyle kumar oynuyorlar. Bir kitabın çok satıyor olması ya da herkes tarafından paylaşılıyor olması; o kitabın bir çocuk için doğru kitap olduğu anlamına gelmez.

​Bu sahte insanlık ve her şeyi bildiğini sanan bu kibirli anlayış; ne yazık ki en çok eğitim sahasında tahribat yaratıyor. Bizler yıllarımızı çocukların dünyasını anlamaya ve onlara en doğru materyali sunmaya adarken; ekran karşısında iki dakika içinde "bu haftanın listesi" diye kitap önerenlerin sorumsuzluğu kabul edilemez. Bilgi; emek ister ve sorumluluk ister ve en önemlisi had bilmeyi gerektirir. Malumatfuruşluğun o sığ sularında boğulmak yerine; uzmanlığın ve tecrübenin ve gerçek bilginin o serin kıyılarına dönmek zorundayız.

​Çocuklarımıza sunacağımız her sayfa bir emanettir. Emaneti ise sadece çok bağıranlara değil; o işin eğitimini almış ve o sorumluluğu omuzlamış ehline teslim etmeliyiz. Sosyal medyadaki o sahte parıltılara kanıp çocuklarımızın zihinlerini deneme tahtasına çevirmeyelim. Unutmayalım ki gerçek bilgi sessiz ve derindir; malumatfuruşluk ise gürültülü ama bomboştur. Biz gürültüyü değil hakikati seçenlerden olalım.

  • Eğitimcinin Notları:

Çocuk kitabı seçmek; sadece kapak tasarımına bakıp ya da “bu hikaye çok tatlıymış” diyerek geçiştirilecek bir iş değildir. Bir kitabın içindeki tek bir kelime, bir görselin alt metni ya da hikayenin varış noktası; bir çocuğun dünyasında onarılmaz yaralar açabilir veya tam tersi ona yepyeni ufuklar kazandırabilir. Ancak bugünün malumatfuruşları; kendi kişisel özelliklerini, geçmişteki travmalarını ya da sadece o anki popülerliği esas alarak kitap belirliyorlar.

Çocuğun kişisel özellikleri onun kitap seçiminde önemlidir. Bırakın, kitabı çocuklarınız seçsin!