Kendi Gölgesiyle Kavga Eden Toplum

Toplumsal kalkınma, yalnızca ekonomik göstergelerin iyileşmesiyle sağlanan bir süreç değildir. Kalkınma; aklın, bilimin, ortak aklın ve toplumsal uzlaşının birlikte ilerlemesiyle mümkün olur. Ancak kimi zaman toplumlar, enerjilerini üretmeye ve ilerlemeye değil, kendi iç çekişmelerine harcar. İşte o zaman ortaya “kendi gölgesiyle kavga eden” bir toplum görüntüsü çıkar.

Gölgeyle kavga etmek; gerçek sorunları bırakıp, yapay tartışmalarla meşgul olmak demektir. Birbirini anlamaya çalışmak yerine ötekileştirmek, farklı düşünceleri tehdit olarak görmek, aynı hedefe yürüyen insanların birbirine engel olması… Bunların hiçbiri kalkınmaya hizmet etmez. Aksine, toplumsal enerjiyi tüketir, zaman kaybettirir ve en önemlisi ortak hedefleri zayıflatır.

Oysa kalkınma; birliktelik ister, ortak akıl ister. Farklılıkların zenginlik olarak görüldüğü, eleştirinin yapıcı olduğu, bilimin ve eğitimin rehber kabul edildiği toplumlar ilerler. Kendi içinde kavga eden değil, kendi eksiklerini görüp onları gidermeye çalışan toplumlar gelişir. Çünkü asıl mücadele, başkalarıyla değil; cehaletle, yoksullukla, üretimsizlikle ve umutsuzlukla verilmelidir.

Bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey; enerjimizi doğru yere yönlendirmektir. Tartışmalar elbette olacaktır, fikir ayrılıkları da kaçınılmazdır. Ancak bu farklılıkları çatışma sebebi değil, gelişme fırsatı olarak görmek zorundayız. Aksi halde her adımda birbirimizi aşağı çeken bir döngünün içinde kalırız.

Unutmamalıyız ki gölge, ışığın olduğu yerde oluşur. Önemli olan gölgeyle savaşmak değil, ışığı çoğaltmaktır. Eğitimle, bilimle, üretimle ve ortak değerler etrafında kenetlenerek…

Toplumsal kalkınma; birbirimizi tüketerek değil, birbirimizi tamamlayarak mümkün olacaktır.