Bir “İtirazım Var” Hikayesi

Hayat bazen insanın karşısına öyle bir yol ayrımı çıkarır ki; ya bu yalan düzenin bir parçası olup susacaksın ya da Müslüm Baba gibi o meşhur buğulu sesiyle haykıracaksın: “İtirazım var!”

​Paylaşılan bir duvar yazısında okudum bugün: “Bana davrandıkları gibi davrandım, küstüler.” Ne kadar kısa, ne kadar öz ve ne kadar ağır bir cümle değil mi? Aslında hepimizin içinde biriktirdiği o sessiz çığlığın özeti bu.

Maskelerin Ardındaki Yalan Düzen

​Müslüm Gürses, o unutulmaz şarkısında “Bu yalan düzene itirazım var” derken sadece sistemden bahsetmiyordu; insanın insana ettiği zulme, samimiyetsizliğe ve adaletsizliğe de şerh düşüyordu. Bizler çoğu zaman kırılmamak için kırıyor, dökülmemek için döküyoruz. Ama ne zaman ki çevremize, bize dayatılan o soğuk ve samimiyetsiz tavırla karşılık veriyoruz, işte o zaman “kötü” biz oluyoruz.

Ayna Olmanın Bedeli

​İnsanlar kendilerine bir ayna tutulmasından hiç hoşlanmazlar. Siz onlara nezaketle yaklaştığınızda bunu bir “borç” değil “hak” olarak görürler. Ancak gün gelip de sabır taşınız çatladığında ve onlara kendi dilleriyle cevap verdiğinizde, kurdukları o sahte dengeler bozulur. Sizin onlara benzemeniz değil, aslında onların size yaşattıklarını bir anlığına tatmış olmalarıdır onları küstüren.

​“Yarım kalan sevgiye, şu bitmeyen çileye, itirazım var...”

​Müslüm Baba’nın da dediği gibi, bu itiraz aslında bir başkaldırıdır. Kendinden ödün vermeyi bırakan, “ben de buradayım” diyen ruhun sesidir.

​Eğer birileri size davrandıkları gibi davrandığınız için size küsüyorsa, bırakın küssünler. Bu, sizin yanlış yaptığınızı değil, onların kendi hatalarıyla yüzleşecek kadar cesur olmadıklarını gösterir. Hayat, başkalarının beklentilerine göre şekil almayacak kadar kısa, bu yalan düzende dürüst kalmaya çalışacak kadar kıymetlidir.

​Gürses’in o eşsiz yorumu kulağımızda çınlarken şunu unutmayalım: En büyük itiraz, insanın kendi benliğini koruması ve kendisine layık görülmeyen hiçbir tavrı başkasına borçlu hissetmemesidir.