<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Mersin Time</title>
    <link>https://www.mersintime.com</link>
    <description>Tarafsız, objektif ve en etkili organik haberleriyle Mersin'in en iyi haber sitesidir</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.mersintime.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 23 May 2026 19:11:22 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.mersintime.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA['Meme estetiğinde farklı yöntemler bir arada uygulanabiliyor']]></title>
      <link>https://www.mersintime.com/meme-estetiginde-farkli-yontemler-bir-arada-uygulanabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersintime.com/meme-estetiginde-farkli-yontemler-bir-arada-uygulanabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Meme estetiği kapsamında en sık meme büyütme, küçültme ve dikleştirme ameliyatlarının uygulandığını belirten Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Necmettin Tütüncü, 'Meme asimetrisinin düzeltilmesi, doğum ve emzirme sonrası meme formunun yeniden düzenlenmesi de sık yapılan işlemler arasındadır. Bazı hastalarda işlemler tek başına yapılırken bazı durumlarda meme dikleştirme ile implant uygulaması birlikte planlanabilmektedir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Meme estetiği kapsamında en sık meme büyütme, küçültme ve dikleştirme ameliyatlarının uygulandığını belirten Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Necmettin Tütüncü, 'Meme asimetrisinin düzeltilmesi, doğum ve emzirme sonrası meme formunun yeniden düzenlenmesi de sık yapılan işlemler arasındadır. Bazı hastalarda işlemler tek başına yapılırken bazı durumlarda meme dikleştirme ile implant uygulaması birlikte planlanabilmektedir' dedi. </p><p>Meme estetiği ameliyatları, yalnızca estetik görünüm amacıyla değil bazı fiziksel rahatsızlıkların azaltılması ve yaşam kalitesinin artırılması amacıyla da tercih edilebiliyor. VM Medical Park Mersin Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Necmettin Tütüncü, meme estetiğinin memelerin şekil, hacim, simetri ve diklik açısından daha dengeli hale getirilmesini amaçlayan cerrahi işlemlerin genel adı olduğunu belirterek, 'Bu işlemler yalnızca estetik kaygılarla değil, bazı durumlarda fiziksel rahatsızlıkların azaltılması ve yaşam kalitesinin artırılması amacıyla da yapılabilmektedir' ifadelerini kullandı. </p><p>'En sık meme büyütme ve küçültme işlemleri uygulanıyor' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Meme estetiği kapsamında en sık meme büyütme, küçültme ve dikleştirme ameliyatlarının uygulandığını dile getiren Op. Dr. Tütüncü, 'Meme asimetrisinin düzeltilmesi, doğum ve emzirme sonrası meme formunun yeniden düzenlenmesi de sık yapılan işlemler arasındadır. Bazı hastalarda işlemler tek başına yapılırken bazı durumlarda meme dikleştirme ile implant uygulaması birlikte planlanabilmektedir' diye konuştu. </p><p>'Büyük memeler fiziksel şikayetlere yol açabiliyor' </p><p>Meme estetiğinin yalnızca kozmetik nedenlerle tercih edilmediğini ifade eden Tütüncü, 'Büyük memeler sırt, boyun ve omuz ağrılarına, sütyen askılarının omuzda iz yapmasına, meme altında pişik ve cilt tahrişine neden olabilir. Meme küçültme ameliyatı bu şikayetlerin hafiflemesine katkı sağlayabilmektedir. Memelerde sarkma, şekil bozukluğu, iki meme arasında belirgin hacim farkı ya da doğum sonrası hacim kaybı da ameliyat nedenleri arasında yer almaktadır' dedi. </p><p>'Amaç vücut oranlarıyla uyumlu görünüm sağlamak' </p><p>Meme büyütme ameliyatlarında genellikle silikon implantların kullanıldığını belirten Op. Dr. Tütüncü, 'Amaç daha dolgun, vücut oranlarıyla uyumlu ve estetik bir görünüm sağlamaktır' ifadelerini kullandı. </p><p>Tütüncü, meme küçültme ameliyatına ilişkin ise 'Bu işlemde fazla meme dokusu, yağ dokusu ve deri çıkarılır. İşlem yalnızca estetik açıdan değil, fiziksel yükün azalması açısından da hastalara katkı sağlayabilmektedir' diye konuştu. </p><p>Meme dikleştirme ameliyatına da değinen Op. Dr. Tütüncü, 'Bu işlem memenin hacmini belirgin şekilde artırmak ya da azaltmaktan çok, sarkmış meme dokusunu toparlamayı ve meme başını daha ideal konuma taşımayı amaçlar' dedi. </p><p>'İmplant seçimi kişiye göre değişiyor' </p><p>Meme büyütme ameliyatlarında silikon jel içerikli ve serum fizyolojik içerikli implantların kullanılabildiğini söyleyen Op. Dr. Tütüncü, 'Silikon implantlar doğal his ve görünüm sağlaması nedeniyle daha sık tercih edilmektedir. İmplant seçiminde kişinin göğüs yapısı, mevcut meme dokusu, cilt kalitesi ve beklentileri dikkate alınmaktadır. İmplantların şekli, hacmi ve yerleştirileceği plan kişiye özel belirlenmektedir' açıklamasında bulundu. </p><p>'Doğum ve emzirme sonrası değişiklikler görülebiliyor' </p><p>Doğum ve emzirme sonrasında memelerde hacim kaybı, sarkma ve asimetri oluşabileceğini belirten Op. Dr. Tütüncü, şu bilgileri paylaştı: </p><p>'Bu değişiklikler kişinin cilt yapısına, kilo değişimine ve emzirme sürecine göre farklılık gösterebilir. Hacim kaybının ön planda olduğu durumlarda meme büyütme, sarkmanın belirgin olduğu durumlarda ise meme dikleştirme ameliyatı tercih edilebilmektedir.' </p><p>'İyileşme süreci kişiye göre değişiyor' </p><p>Meme estetiği ameliyatlarından sonra ilk günlerde şişlik, morluk ve hafif ağrı görülebileceğini belirten Op. Dr. Tütüncü, 'Doktorun önerdiği özel sütyenlerin düzenli kullanılması ve ilk haftalarda ağır kaldırmaktan kaçınılması önemlidir' dedi. </p><p>Günlük yaşama dönüş süresinin yapılan işleme göre değişebildiğini söyleyen Op. Dr. Tütüncü, 'Masa başı çalışan birçok hasta yaklaşık bir hafta içinde günlük rutinine dönebilmektedir. Daha yoğun fiziksel aktiviteler için ise birkaç hafta beklemek gerekebilir. Ameliyat sonrası memelerin son şeklini alması birkaç ay sürebilir. İzler zamanla azalabilir ancak tamamen kaybolmayabilir. İzlerin görünürlüğü kişinin yara iyileşme süreciyle yakından ilişkilidir' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Mersin</category>
      <guid>https://www.mersintime.com/meme-estetiginde-farkli-yontemler-bir-arada-uygulanabiliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 10:17:58 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersintimecom.teimg.com/crop/1280x720/mersintime-com/uploads/2026/05/agency/iha/meme-estetiginde-farkli-yontemler-bir-arada-uygulanabiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="69189"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Demirkol, Türkiye'nin yerli ultrason üretimine başlayacağını duyurdu]]></title>
      <link>https://www.mersintime.com/kamu-hastaneleri-genel-muduru-demirkol-turkiyenin-yerli-ultrason-uretimine-baslayacagini-duyurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersintime.com/kamu-hastaneleri-genel-muduru-demirkol-turkiyenin-yerli-ultrason-uretimine-baslayacagini-duyurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bolu'da öğrencilerle buluşan Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol, Türkiye'nin sağlık teknolojilerinde geldiği son noktayı anlattı. Yerli ultrason üretimine başlanacağını ve gelecek yıl 700 cihazın Sağlık Bakanlığı'na teslim edileceğini açıklayan Demirkol, ayrıca 5G teknolojisi kullanılarak İstanbul'daki cerrahların Muş'taki bir hastaya uzaktan robotik böbrek ameliyatı gerçekleştirdiğini duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bolu'da öğrencilerle buluşan Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol, Türkiye'nin sağlık teknolojilerinde geldiği son noktayı anlattı. Yerli ultrason üretimine başlanacağını ve gelecek yıl 700 cihazın Sağlık Bakanlığı'na teslim edileceğini açıklayan Demirkol, ayrıca 5G teknolojisi kullanılarak İstanbul'daki cerrahların Muş'taki bir hastaya uzaktan robotik böbrek ameliyatı gerçekleştirdiğini duyurdu. </p><p>Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol, Bolu'da düzenlenen 'İhtisas Akademi 26' programında öğrencilerle buluştu. Türkiye'nin ultrason cihazı üretiminde, kanser ve lenfomalarda nokta atışı tedavi yapan CAR-T sisteminde hem de yenilikçi tedavilerde gelinen son noktayı aktaran Demirkol, dün 5G teknolojisiyle sağlık alanında yapılan başarılı bir tedaviden bahsetti. Programda İhtisas Akademi'nin sinevizyon gösterisi de izletildi. </p><p>'Türkiye kendi ultrasonunu üretmeye başlıyor' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Türkiye'nin kendi ultrason cihazını üretmeye başlayacağını ve önümüzdeki yılda 700 adet ultrason cihazının Sağlık Bakanlığı bünyesine kazandırılacağını açıklayan Halk Sağlığı Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol, 'Artık sağlık alanında kendi kalp akciğer pompamızı yapıyoruz. 2 hafta önce Sayın Bakanımızın hem Kore hem de Çin firmasıyla imzalamış olduğu anlaşma gereği, artık Türkiye kendi ultrasonunu üretmeye başlıyor. Böylelikle önümüzdeki yılda 700 tane ultrasonu Sağlık Bakanlığına bu protokol yapılan firmalar teslim edecekler. Şu anda CAR-T (Kimerik Antijen Reseptörü T-hücre) sistemi dediğimiz, özellikle lösemi ve lenfomalarda nokta atışı tedavi yapan CAR-T çalışması Ankara Etnik Şehir Hastanesi'mizde başladı. Bu sistem Türkiye'de ve dünyada gelecek 10 yılın en önemli kanser tedavilerinden biri olacak. Hem ultrasonda hem CAR-T'de hem de yenilikçi tedavilerde Türkiye, üreten sağlık olarak özellikle savunma sanayiinde aldığımız yolun çok daha ötesine gitmeyi hedefliyor' dedi. </p><p>5G teknolojisiyle uzaktan böbrek ameliyatı yapıldı </p><p>Türkiye'nin yeni geçtiği 5G teknolojisi sayesinde uzaktan başarılı bir böbrek ameliyatı yapıldığını aktaran Demirkol, 'Dün Muş Devlet Hastanesi'nde İstanbul Üniversitesi'ndeki hocalarımızın 5G teknolojisiyle İstanbul'dan Muş'a bağlanarak robotla başarılı bir böbrek ameliyatı yapması sağlandı. Türkiye'nin dört bir yanında, özellikle Türkiye'nin gelişen teknolojisinde, 5G teknolojisiyle bu uzaktan telecerrahi işlemlerini artırarak devam ettiriyoruz' şeklinde konuştu. </p><p>Programa Yatırım Hizmetleri Genel Müdürü Mehmet Fidan, BAİBÜ Rektör yardımcıları, siyasi parti temsilcileri, öğrenciler ile vatandaşlar katıldı. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Bolu</category>
      <guid>https://www.mersintime.com/kamu-hastaneleri-genel-muduru-demirkol-turkiyenin-yerli-ultrason-uretimine-baslayacagini-duyurdu</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 18:05:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersintimecom.teimg.com/crop/1280x720/mersintime-com/uploads/2026/05/agency/iha/kamu-hastaneleri-genel-muduru-demirkol-turkiyenin-yerli-ultrason-uretimine-baslayacagini-duyurdu.jpg" type="image/jpeg" length="58064"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kurban kesiminde bel ve kas yaralanmalarına dikkat]]></title>
      <link>https://www.mersintime.com/kurban-kesiminde-bel-ve-kas-yaralanmalarina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersintime.com/kurban-kesiminde-bel-ve-kas-yaralanmalarina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban Bayramı'nda yanlış kaldırma ve taşıma hareketlerinin ciddi kas ve bel yaralanmalarına yol açabileceğine dikkat çeken Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Metehan Saraçoğlu, 'Özellikle ağır yük kaldırırken ani hareket yapılması bel tutulması, kas yırtılması ve fıtık problemlerini tetikleyebilir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramı'nda yanlış kaldırma ve taşıma hareketlerinin ciddi kas ve bel yaralanmalarına yol açabileceğine dikkat çeken Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Metehan Saraçoğlu, 'Özellikle ağır yük kaldırırken ani hareket yapılması bel tutulması, kas yırtılması ve fıtık problemlerini tetikleyebilir' dedi. </p><p>Liv Hospital Samsun Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Opr. Dr. Metehan Saraçoğlu, kurban kesimi ve taşıma sürecinde omurga sağlığının korunması gerektiğini belirterek, 'Özellikle ağır yük kaldırırken ani hareket yapılması bel tutulması, kas yırtılması ve fıtık problemlerini tetikleyebilir' açıklamasında bulundu. </p><p>'Omurga sağlığını olumsuz etkileyebilir' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Uzun süre eğilerek çalışmanın da omurga sağlığını olumsuz etkilediğini ifade eden Opr. Dr. Saraçoğlu, 'Kurban kesimi sırasında kontrolsüz güç uygulanması ve uygun olmayan pozisyonlarda çalışılması sırt, boyun ve diz ağrılarını artırabilir. Bu nedenle mümkün olduğunca destek alınmalı ve ağır yükler tek kişi tarafından kaldırılmamalıdır' dedi. </p><p>Ani ağrı, hareket kısıtlılığı veya kaslarda şiddetli zorlanma hissi oluşması durumunda dinlenmeden çalışmaya devam edilmemesi gerektiğini belirten Op. Dr. Saraçoğlu, 'Basit görülen kas zorlanmaları ilerleyen süreçte daha ciddi ortopedik problemlere dönüşebilir' diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://www.mersintime.com/kurban-kesiminde-bel-ve-kas-yaralanmalarina-dikkat</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 13:44:57 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersintimecom.teimg.com/crop/1280x720/mersintime-com/uploads/2026/05/agency/iha/kurban-kesiminde-bel-ve-kas-yaralanmalarina-dikkat.jpg" type="image/jpeg" length="59245"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İnmede erken müdahale felci önleyebilir]]></title>
      <link>https://www.mersintime.com/inmede-erken-mudahale-felci-onleyebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersintime.com/inmede-erken-mudahale-felci-onleyebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Her 4 kişiden 1'inin yaşamı boyunca inme riski taşıdığına dikkat çeken Medicana International Ankara Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Müge Kuzu Kumcu, inmede erken müdahalenin hayat kurtardığını ve kalıcı felç riskini ciddi oranda azaltabildiğinin altını çizerek, 'İnme belirtilerinde vakit kaybetmeden 112 aranmalı' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Her 4 kişiden 1'inin yaşamı boyunca inme riski taşıdığına dikkat çeken Medicana International Ankara Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Müge Kuzu Kumcu, inmede erken müdahalenin hayat kurtardığını ve kalıcı felç riskini ciddi oranda azaltabildiğinin altını çizerek, 'İnme belirtilerinde vakit kaybetmeden 112 aranmalı' dedi. </p><p>İnmenin çoğu zaman önceden önemli belirtiler verdiğini söyleyen Medicana International Ankara Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Müge Kuzu Kumcu, yüz kayması, konuşma bozukluğu, kol veya bacakta güçsüzlük, ani denge kaybı, çift görme ve şiddetli baş ağrısı gibi belirtilerin ciddiye alınması gerektiğini vurguladı. İnme belirtilerinin hızlı fark edilmesinin hayati önem taşıdığını ifade eden Doç. Dr. Müge Kuzu Kumcu, toplumda FAST kuralının bilinmesi gerektiğini belirterek şu bilgileri paylaştı: </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'F (Face) yüzde kayma, A (Arm) kolda güçsüzlük, S (Speech) konuşma bozukluğu, T (Time) ise zaman kaybetmeden harekete geçmek anlamına gelir. Bu belirtilerden biri görüldüğünde hastanın beklemesi son derece risklidir. Vakit kaybetmeden 112 Acil Sağlık ekipleri aranmalı ve hasta en kısa sürede inme merkezine ulaştırılmalıdır.' </p><p>'Akut inme tablolarında 'zaman beyindir' yaklaşımı hayati önem taşır' </p><p>Erken müdahalenin tedavi başarısını doğrudan etkilediğini belirten Doç. Dr. Kumcu, sözlerine şöyle devam etti: </p><p>'Semptomların başlamasından sonraki ilk 4,5 saat içerisinde uygun hastalara damardan pıhtı eritici tedavi uygulanabilmektedir. İlk saatlerde başvuran ve büyük damar tıkanıklığı bulunan uygun hastalarda ise trombektomi yöntemiyle pıhtının damar içerisinden çıkarılması mümkün olabilmektedir. Bu nedenle inmede zaman kaybı ciddi sonuçlara yol açabilir. Akut inme tablolarında 'zaman beyindir' yaklaşımı bu sebeple hayati önem taşır. İnme şüphesiyle başvuran hastalarda öncelikle nörolojik muayene yapılır, bilgisayarlı beyin tomografisi ve manyetik rezonans görüntüleme yöntemleriyle inmenin damar tıkanıklığına mı yoksa beyin kanamasına mı bağlı olduğu belirlenir. Günümüzde rekanalizasyon tedavilerindeki gelişmeler, inme sonrası kalıcı felç ve yatağa bağımlılık oranlarını ciddi ölçüde azaltmıştır.' </p><p>'Sigara kullanımı, obezite, hipertansiyon, diyabet ve yoğun stres gibi faktörler gençlerde inme riskini artırıyor' </p><p>İnmenin yalnızca ileri yaş hastalığı olmadığına da dikkat çeken Doç. Dr. Müge Kuzu Kumcu, son yıllarda genç yaşta görülen inme vakalarında belirgin artış yaşandığını ifade ederek sözlerini şöyle sonlandırdı: </p><p>'Hareketsiz yaşam tarzı, sağlıksız beslenme alışkanlıkları, sigara kullanımı, obezite, hipertansiyon, diyabet ve yoğun stres gibi faktörler gençlerde inme riskini artırıyor. FAST kuralları genç bireylerde de dikkate alınmalı, ani konuşma bozukluğu, yüz kayması, görme kaybı, şiddetli baş ağrısı ve denge kaybı gibi belirtiler mutlaka ciddiye alınmalı ve zaman kaybetmeden 112 aranmalıdır.' </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.mersintime.com/inmede-erken-mudahale-felci-onleyebilir</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 12:38:19 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersintimecom.teimg.com/crop/1280x720/mersintime-com/uploads/2026/05/agency/iha/inmede-erken-mudahale-felci-onleyebilir.jpg" type="image/jpeg" length="52921"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mersin’de Aile Sağlığı Merkezlerinde Kurumsal Dönüşüm]]></title>
      <link>https://www.mersintime.com/mersinde-aile-sagligi-merkezlerinde-kurumsal-donusum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersintime.com/mersinde-aile-sagligi-merkezlerinde-kurumsal-donusum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mersin İl Sağlık Müdürlüğü, mahallelerimizde ilk kapısını çaldığımız Aile Sağlığı Merkezleri’ni (ASM) baştan aşağı yeniliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mersin İl Sağlık Müdürlüğü, mahallelerimizde ilk kapısını çaldığımız Aile Sağlığı Merkezleri’ni (ASM) baştan aşağı yeniliyor. "Yeni Kurumsal Kimlik Rehberi" kapsamında yürütülen çalışmalarla, hastaneye gitmeden önce uğradığımız bu merkezler artık çok daha konforlu, düzenli ve modern.</p>

<p>Sağlık hizmetine en kolay ve en hızlı şekilde ulaşabilmemiz için Mersin genelindeki Aile Sağlığı Merkezleri’nde büyük bir değişim başladı. Yapılan yenilikler sayesinde, muayene olmaya veya tahlil yaptırmaya gelen vatandaşlar artık çok daha organize ve ferah bir ortamla karşılaşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Vatandaş İçin Neler Değişti?</h3>

<p>Merkezlerin hem iç hem de dış tasarımlarında yapılan değişiklikler, hastaların binalar içinde vakit kaybetmesini önlemek ve konforunu artırmak üzere tasarlandı:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Aradığınız Odayı Bulmak Artık Çok Kolay:</strong> Aşı odası , gebe izlem odası , laboratuvar , bebek bakım-emzirme odası ve pansuman odaları gibi sık ziyaret edilen tüm bölümler, kapılardaki büyük numaralar ve net tabelalarla ayrıldı. Böylece koridorlarda adres sorma devri kapanıyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Doktorunuzun Bilgileri Anında Karşınızda:</strong> Muayene olacağınız aile hekiminin adı, uzmanlık alanı ve o günkü çalışma saatleri odasının girişindeki yeni panolarda açıkça yer alıyor. </p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Zaman Kaybına Son:</strong> Tahliller için kan alma saatleri (08:00 - 09:30) ve merkezlerin haftalık çalışma programları girişlerdeki ilan panolarında net bir şekilde paylaşılıyor. Vatandaşlar işlemlerini planlarken zamanı daha verimli kullanabiliyor. </p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Uzaktan Fark Edilen Merkezler:</strong> Binaların dış cephesine yerleştirilen kırmızı logolu, ışıklı ve modern "ASM" tabelaları sayesinde, ihtiyaç anında sağlık merkezinin yerini bulmak artık çok daha kolay. </p>
 </li>
</ul>

<p>"Yenileme Çalışmalarımız Son Hızıyla Devam Ediyor"</p>

<p>Mersin İl Sağlık Müdürü Uzm.Dr.Mustafa Ekici, mahalle sakinlerinin sağlık hizmetinden en üst düzeyde memnun kalması için çalışmaların aralıksız sürdüğünü belirtti. Yapılan resmi açıklamada, "Aile Sağlığı Merkezlerimizi yeni Kurumsal Kimlik Rehberine uygun hale getiriyor, vatandaşlarımıza hak ettikleri modern sağlık alanlarını sunuyoruz. Yenileme çalışmalarımız son hızıyla devam ediyor," dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersintime.com/mersinde-aile-sagligi-merkezlerinde-kurumsal-donusum</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 11:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersintimecom.teimg.com/crop/1280x720/mersintime-com/uploads/2026/05/asm.png" type="image/jpeg" length="94448"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'de her 3 erişkinden 1'i hipertansiyon hastası]]></title>
      <link>https://www.mersintime.com/turkiyede-her-3-eriskinden-1i-hipertansiyon-hastasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersintime.com/turkiyede-her-3-eriskinden-1i-hipertansiyon-hastasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun'da düzenlenen '5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi'nde konuşan Prof. Dr. Erdinç Yavuz, sessiz ilerleyen hipertansiyonun kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği riskini artırdığına dikkat çekti. Türkiye'de her 3 erişkinden 1'inin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Yavuz, hastaların büyük bölümünün ise hastalığının farkında olmadığını ifade ederek düzenli tansiyon ölçümünün hayati önem taşıdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun'da düzenlenen '5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi'nde konuşan Prof. Dr. Erdinç Yavuz, sessiz ilerleyen hipertansiyonun kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği riskini artırdığına dikkat çekti. Türkiye'de her 3 erişkinden 1'inin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Yavuz, hastaların büyük bölümünün ise hastalığının farkında olmadığını ifade ederek düzenli tansiyon ölçümünün hayati önem taşıdığını söyledi. </p><p>Türkiye'nin 24 farklı şehrinden yaklaşık 300 hekim ve akademisyen, '5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi' kapsamında Samsun'da bir araya geldi. Samsun Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon'da düzenlenen kongrede hipertansiyon, yapay zekânın aile hekimliğindeki yeri, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geleceği ve güncel sağlık sorunları ele alındı. Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) organizasyonunda gerçekleştirilen kongrede Samsun Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı ve 5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi Başkanı Prof. Dr. Erdinç Yavuz, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında önemli değerlendirmelerde bulundu. Yavuz, hipertansiyon konusunda toplumdaki farkındalığın yetersiz olduğuna dikkat çekti. </p><p>'Düzenli ölçüm yapmak gerekiyor' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Hipertansiyonun bazen belirti vermeden ilerleyebildiğini ifade eden Yavuz, 'Vatandaşlarımız tansiyon hastası olduğunun farkında olmayabiliyor. Yapılan araştırmalar, tansiyon hastalarının yalnızca yarısına yakınının hastalığını bildiğini gösteriyor. Farkında olup ilaç kullananların da sadece yarısına yakınının tansiyonu kontrol altında bulunuyor. Oysa tansiyon kontrol altında olmadığında kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği ve kalp hastalıklarına yakalanma riski artıyor. Vatandaşların düzenli olarak tansiyon ölçümü yaptırması gerekiyor. Özellikle kayıtlı oldukları aile sağlığı merkezlerinde düzenli kontrollerini yaptırmaları büyük önem taşıyor. Evinde tansiyon aleti bulunan vatandaşlarımızın da düzenli ölçüm yapmaları, yükseklik tespit etmeleri halinde aile hekimlerine başvurmaları gerekiyor' diye konuştu. </p><p>Türkiye'de tuz tüketiminin halen çok yüksek seviyelerde olduğunu dile getiren Yavuz, 'Ekmekte bile yüksek oranda tuz bulunuyor. Peynirimiz, zeytinimiz tuzlu. Bu nedenle tansiyonu kontrol altına almak zorlaşıyor. Tuz tüketiminin azaltılması, yürüyüş yapılması, egzersiz ve sağlıklı beslenme büyük önem taşıyor' ifadelerini kullandı. </p><p>'3'te 1'i tansiyon hastası' </p><p>Türkiye'de erişkinlerin yaklaşık üçte birinin hipertansiyon hastası olduğunu kaydeden Yavuz, hipertansiyonun artık yalnızca ileri yaş grubunda değil, obezitenin yaygınlaşmasıyla birlikte 30'lu yaşlarda da görülmeye başladığının altını çizdi. Sağlık Bakanlığının önerisinin 18 yaş üzerindeki her bireyin yılda en az bir kez tansiyon ölçtürmesi yönünde olduğunu vurgulayan Yavuz, hipertansiyonun uzun soluklu bir süreç olduğuna dikkat çekerek, 'Hipertansiyon uzun bir maratondur ve ömür boyu sürecek bir tedavi gerektirir. İzlem, en az tanı koymak kadar önemlidir' şeklinde konuştu. </p><p>'Kongrenin ana teması yapay zekâ çağında aile hekimliği' </p><p>Kongrenin bilimsel içeriğine ilişkin de bilgi veren Prof. Dr. Erdinç Yavuz, Karadeniz Bölgesi'nde aile hekimliği alanında akademik üretkenliği ve saha deneyimini bir araya getirmeyi hedeflediklerini belirtti. Kongrenin; akademisyenler, uzmanlık öğrencileri ve sahada aktif görev yapan aile hekimleri arasında bilimsel bilgi paylaşımını, deneyim aktarımını ve mesleki dayanışmayı güçlendiren önemli bir platform haline geldiğini ifade eden Yavuz, her yıl artan katılımcı sayısının daha nitelikli bilimsel programlar hazırlama konusunda kendilerine motivasyon sağladığını söyledi. Bu yıl kongrenin ana temasını 'Yapay Zekâ Çağında Aile Hekimliği' olarak belirlediklerini aktaran Yavuz, dijital dönüşümün sağlık hizmetlerine etkileri ile yapay zekâ uygulamalarının birinci basamak sağlık hizmetlerindeki yerini bilimsel açıdan değerlendirdiklerini belirterek, 'Amacımız katılımcılarımıza klinik uygulamalarına doğrudan katkı sağlayacak güncel ve uygulanabilir bilgiler sunmaktır' ifadelerini kullandı. </p><p>Kongrede alanında uzman 30 farklı hekim sunum yaptı. Kongre 18 Mayıs günü son bulacak. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://www.mersintime.com/turkiyede-her-3-eriskinden-1i-hipertansiyon-hastasi</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 15:50:21 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersintimecom.teimg.com/crop/1280x720/mersintime-com/uploads/2026/05/agency/iha/turkiyede-her-3-eriskinden-1i-hipertansiyon-hastasi.jpg" type="image/jpeg" length="95098"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıdıka hemşire 25 yıldır hastalarına şefkatle yaklaşıyor]]></title>
      <link>https://www.mersintime.com/sidika-hemsire-25-yildir-hastalarina-sefkatle-yaklasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersintime.com/sidika-hemsire-25-yildir-hastalarina-sefkatle-yaklasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görevli hemşire Sıdıka Karabıyık, 14 yaşında sağlık meslek lisesiyle başladığı meslek hayatında geride bıraktığı 25 yılda şefkatle hastaların hep yanında oldu. Türkiye'nin farklı illerinde görev yapan Karabıyık, hemşireliğin yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda sabır, fedakârlık ve merhamet gerektiren bir yaşam biçimi olduğunu ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görevli hemşire Sıdıka Karabıyık, 14 yaşında sağlık meslek lisesiyle başladığı meslek hayatında geride bıraktığı 25 yılda şefkatle hastaların hep yanında oldu. Türkiye'nin farklı illerinde görev yapan Karabıyık, hemşireliğin yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda sabır, fedakârlık ve merhamet gerektiren bir yaşam biçimi olduğunu ifade etti. </p><p>12-18 Mayıs Hemşireler Haftası kapsamında konuşan Karabıyık, ailesinin isteğiyle sağlık meslek lisesine başladığını belirterek, '14 yaşında başladık, meslekle birlikte büyüdük aslında. Öğrendiğimiz her şey hayatımızın bir parçası oldu' dedi. İlk görev yerinin Kastamonu olduğunu belirten Karabıyık, aynı dönemde Süleyman Demirel Üniversitesi'nde eğitimine devam ettiğini söyledi. Daha sonra Burdur, Kocaeli, Eskişehir ve İzmir'de çalıştığını anlatan deneyimli hemşire, son 6 yıldır ise Yalova'da görev yaptığını kaydetti. </p><p>Meslek hayatı boyunca özellikle doğum servislerinde çalıştığını ifade eden Karabıyık, 'Yenidoğan bebeklerin tanığı olduk. Şefkati, merhameti ve sabrı öğrendik. Kendimizin morali bozuk olsa da, çocuğumuz hasta olsa da görevimizin başında olmak zorundayız. Sevmeyen bu mesleği yapamaz' diye konuştu. </p><p>'Bu bir şefkat göstergesi' </p><p>Meslek hayatında unutamadığı bir anısını da paylaşan Karabıyık, öğrencilik döneminde tam felçli ve kimsesiz bir hastayla ilgilendiğini belirterek şöyle konuştu: </p><p>'Kimsesi yoktu. Kızı İstanbul'daydı. Bakıcı tutmuş yanında. Bakıcısı tabii çok iyi bakamıyor. Konuşamıyor hasta zaten. Hocam demişti, ayakları nasırlanmış. Onu temizle. Tabii o zaman nasıl temizleyeceğimi bilmiyorum. Yatalak hasta çünkü. Hocamın sözü aklına geldi. Her zaman aktif olmalıdır sözü. Bir şekilde poşetin içine suları koydum falan, beklettim, temizledim. Sonra saçını okşadım, kıyamadım amcayı. Tek başına olduğu için. O da ben öyle yaptığımda gözünden böyle yaşlar aktı. Tabi hastalar bilinçsiz de olsa, konuşamıyor da olsa hep anlıyorlar, bilinçliler o konuda. O yüzden o benim hayatımda unutamadığım bir andır. Bu bir şefkat göstergesi bence.' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>25 yıl önce görev yaptığı Kastamonu'daki vatandaşlarla halen görüştüğünü ifade eden Karabıyık, 'Küçük çocuklar büyüdü, evlendi, torun sahibi oldu. Hâlâ arayıp sorarlar' diye konuştu. </p><p>Hemşireliğin sürekli kendini yenilemeyi gerektiren bir meslek olduğuna dikkati çeken Karabıyık, yıllar boyunca hizmet içi eğitimler aldıklarını belirterek gençlere de tavsiyede bulundu. </p><p>Karabıyık, 'Bu meslek sadece iş sahibi olmak ya da para kazanmak için yapılacak bir meslek değil. Gerçekten seven insanların yapması gerekiyor. Bu mesleği hakkıyla yapan gençlere Türkiye'nin ihtiyacı var' dedi. </p><p>Hemşire Karabıyık'ın hastaları da hastanede gördüğü ilgiden memnun olduğunu söyledi. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Yalova</category>
      <guid>https://www.mersintime.com/sidika-hemsire-25-yildir-hastalarina-sefkatle-yaklasiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 14:21:46 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersintimecom.teimg.com/crop/1280x720/mersintime-com/uploads/2026/05/agency/iha/sidika-hemsire-25-yildir-hastalarina-sefkatle-yaklasiyor.jpg" type="image/jpeg" length="64842"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hipertansiyonda gizli belirtiler önemli]]></title>
      <link>https://www.mersintime.com/hipertansiyonda-gizli-belirtiler-onemli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersintime.com/hipertansiyonda-gizli-belirtiler-onemli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, hipertansiyonun gizli seyreden bir hastalık olduğunu söyleyerek, 'Hipertansiyon; hastalığın önemli bir kısmı sessiz seyretse de hastalar baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkıyor' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, hipertansiyonun gizli seyreden bir hastalık olduğunu söyleyerek, 'Hipertansiyon; hastalığın önemli bir kısmı sessiz seyretse de hastalar baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkıyor' dedi. </p><p>Dünyada 1 milyar üzerinde insanın hipertansiyon hastası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, 'Hipertansiyon dünyada en sık rastlanan kardiyovasküler risk faktörlerinden birisidir. Dünyada yaklaşık 1 milyar üzerinde hipertansiyon hastası bulunmaktadır. Ülkemizde de yaklaşık olarak 15 ila 20 milyon arasında hipertansiyon hastası olduğunu varsaymaktayız. Genelde erişkin nüfusun yaklaşık üçte birinde yani her 10 kişiden 3 tanesinde hipertansiyona rastlamaktayız. Hipertansiyon, kanın damar duvarındaki yaptığı basınç olarak tariflenir ve 120'ye 80'in altında kabul edilir. 140/90'ın üzerindeki kan basıncı değerleri ise hipertansiyon olarak kabul edilir. 120 ile 140 milimetre civarı arasındaki kan basıncı değerleri ise artmış kan basıncı olarak kabul edilir. Aslında bunu hipertansiyona aday hastalar olarak da kabul edebiliriz. </p><p>Hipertansiyon, aslında kolay teşhis konulmasına rağmen maalesef hastalarımızın yaklaşık yarısı hipertansiyon hastası olduğunun farkında bile değil. Bunda en önemli sebeplerden bir tanesi hastalığın sessiz seyretmesi ve kendine özgü bir şikayetinin olmamasıdır. Fakat hastaların önemli bir kısmında hipertansiyon baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkmaktadır. Özellikle hipertansiyon hastalarının %30'unda baş ağrısı bulunmaktadır. Bu baş ağrısı genelde enseden başlayarak başın tepe üstüne kadar ilerleyen baskı tarzında ağrılar şeklinde görülmektedir. Bazen tansiyon ani-hızlı yükseldiğinde ya da stres kökenli olduğunda bu baş ağrısına bulantı, kusma gibi şikayetler de eşlik etmektedir' dedi. </p><p>Prof. Dr. Seyfeli, tansiyonun düzenli olarak kontrol edilmesi ve doğru şekilde ölçülmesi gerektiğini söyleyerek, 'Tansiyonumuza genelde 18 yaşından sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra da yılda bir kez mutlaka bakmamız gerekiyor. Şayet ailesinde genetik olarak tansiyon hastası olan vatandaşlarımız varsa bunların da yine de 18 ile 40 yaş arasında da yılda bir kez de olsa mutlaka kan basıncını ölçtürmesi gerekmektedir. Tansiyon ölçümünde birçok hata yapılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gerekenler, tansiyonu ölçülecek kişinin 20 dakika veya yarım saat öncesinden yemek yememiş olması, çay, kahve, sigara, alkol tüketmemiş olmaması gerekmektedir. Hastanın efor sonrası mutlaka dinlenmesi gerekiyor. Hastanın oturur vaziyette sırtını bir yere yaslaması ve kolundaki sıkı giysilerin çıkarılması gerekiyor. Kol kalp hizasında olmalı ve mutlaka elimizle ya da herhangi bir aparatla kolun desteklenmesi gerekiyor. Yine tansiyon ölçerken manşonun dirsek seviyesinden 2-3 santim yukarıda bağlanması gerekiyor ve stetoskopun yani kulaklığın buradaki atardamara denk gelmesi gerekiyor ki doğru ve düzgün bir tansiyon ölçelim. Yine tansiyon ölçerken ayak ayak üstüne atılması, tansiyon ölçerken konuşulması maalesef tansiyonun yanlış ölçülmesine neden olabilir' ifadelerini kullandı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Hipertansiyon için şikayetlerin beklenmemesi gerektiğini söyleyen Seyfeli, 'Tansiyon kronik bir hastalık ve gerçekten toplumda çok sık görülen ve sessiz seyrettiği için de ancak hastalar bize hipertansiyona bağlı problemlerle gelmekte. Bunlar hangi problemler diye baktığımızda ise; özellikle kalp krizi, kalp yetmezliği ya da aort damarında anevrizma dediğimiz genişlemelerin neticesinde oluşan yırtılmalarla karşımıza geliyor. Özellikle bu hastalar sadece kalp ve damar hastalıkları değil felçle, görme bozuklukları ve böbrek yetmezliği ve diyalizle de karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla hipertansif hastaların bu tür komplikasyonlarla karşılaşmadan önce mutlaka tansiyonlarını kontrol ettirmeleri ve etkin tedaviyle hedefte tutulması gerekiyor. Tansiyon hastalarında hedef 120'ye 80'in altında tutulmasıdır, bunun üstündeki her 10 milimetre civalık artışın hipertansiyona bağlı komplikasyonları arttırdığını söyleyebiliriz. Bu hastaların mutlaka yıllık kontrollerini yaptırmaları ve illa şikayet olmasını beklememeleri gerekiyor. Özellikle dijital tansiyon aletleri son derece yaygın, kendi kendimize tansiyonumuzu kolayca ölçebiliriz. Eğer tansiyonumuz 140/90 ve üzerinde seyrederse mutlaka bir sağlık kuruluşuna, bir kardiyoloji uzmanına görünmelerinde fayda vardır' dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Kayseri</category>
      <guid>https://www.mersintime.com/hipertansiyonda-gizli-belirtiler-onemli</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 13:39:34 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersintimecom.teimg.com/crop/1280x720/mersintime-com/uploads/2026/05/agency/iha/hipertansiyonda-gizli-belirtiler-onemli.jpg" type="image/jpeg" length="41733"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şifa dağıtırken kendi yaralarını sardı]]></title>
      <link>https://www.mersintime.com/sifa-dagitirken-kendi-yaralarini-sardi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersintime.com/sifa-dagitirken-kendi-yaralarini-sardi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara'da 30 yılı aşkın süredir hemşirelik yapan Gülden Temel, kanser tanısı aldıktan sonra çalışmaya devam ederek hastalarının ve iş arkadaşlarının yanında iyileşti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara'da 30 yılı aşkın süredir hemşirelik yapan Gülden Temel, kanser tanısı aldıktan sonra çalışmaya devam ederek hastalarının ve iş arkadaşlarının yanında iyileşti. </p><p>Ankara'da 30 yılı aşkın süredir hemşirelik yapan Gülden Temel, aldığı kanser tanısı sonrasında mesleğine tutunarak iyileşti. Temel, geçirdiği zorlu ameliyatlara ve kemoterapi sürecine rağmen çalışmaya devam etti. Pandemi döneminde idari izin hakkını da kullanmadığını söyleyen Temel, iş arkadaşlarının desteğiyle ve hastalarıyla bir arada olmanın iyileşme sürecine büyük etkisi olduğunu anlattı. </p><p>Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde çalışan Gülden Temel, 7 sene önce rahim kanseri tanısı aldığını anlattı. Temel, tedavi sürecinde 3 kez ameliyat olduğunu ve kemoterapi gibi süreçlerde bile çalışmayı bırakmadığını belirterek 'Hastalık sürecimin bitiş dönemi tam pandemi dönemine denk geldi. O dönemde idari izin kullanabiliyor olmama rağmen idari izin kullanmadım. Pandemi döneminde aktif hastanemizde, hastanemin süpervizörü olarak çalıştım' diye konuştu. </p><p>'Bu hastalık dönemi bana daha çok bilgi birikimi kattı' </p><p>Kanser tanısı aldıktan sonra hastalara bakış açısının değiştiğini anlatan Temel, 'Hastayla daha iyi empati kurabiliyorsunuz. Sizin bakımınızı sağlayan, sizin tedavinizi sağlayan hemşirelerin nasıl özveriyle çalıştığını daha iyi görüyorsunuz hastalık döneminde. Bu hastalık dönemi bana daha çok bilgi birikimi kattı' ifadelerini kullandı. </p><p>'Çalışmak benim iyileşme sürecimi hızlandırdı' </p><p>Temel, hastayken çalışmasının iyileşmesinde büyük rol oynadığını dile getirerek 'Kendini işe yaramaz, artık sen hastasın bir kenarda otur psikolojisinden çıkardı beni. Güzeldi, çalışmak iyi geldi. Benim iyileşme sürecimi de hızlandırdı. Empati yeteneğimi de arttırdı. Şimdi mesela hastalarım artık neler hissettiğini belki ben daha iyi anlıyorum' şeklinde konuştu. </p><p>Bu süreçten sonra kendini hastalara daha yakın hissettiğini söyleyen Temel, 'Onkoloji hastalarında biraz daha kendimi onlara daha yakın hissediyorum. Onlarla daha çok vakit geçirmeye çalışıyorum. Çünkü onların ihtiyaçlarını, bakım ihtiyaçlarını, eğitim ihtiyaçlarını, kafa karışıklıklarını daha iyi aydınlatabildiğimi düşünüyorum. Onlara kendimi örneklendirebiliyorum. 'Bak' diyorum, 'ben de senin gibiydim ama şu an buradayım, sağlıklıyım, işimin başındayım'' ifadelerine yer verdi. </p><p>'Hastalık döneminde evde oturup kendimi sorgulamaktansa mesleğime dönmek çok daha iyi geldi' </p><p>Temel, mesleğini tutkuyla sürdürdüğünü ve yeni başlayan hemşirelere de kazandığı değerleri aktarmayı istediğini belirterek sözlerine şöyle devam etti: </p><p>'Mesleğim benim için tabii ki çok önemli. Aslında hemşirelik şeydir, yani bir meslek de değildir aslında, yaşam biçimidir. Bu biraz daha bizim hayatımızda yıllar geçtikçe yaşam biçimi halini almakta. Hastalık döneminde evde oturup kendimi sorgulamaktansa mesleğime dönmek çok daha iyi geldi. İyileşme sürecim hızlandı, arkadaşlarımla daha iyi vakit geçirmek veya arkadaşlarımın gözünde benim iyi olduğumu gördüklerindeki mutluluk bana çok güzel geldi.' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>2025 yılında ödül aldığına da değinen Temel, '2025 yılı Ankara Yılın Hemşiresi Ödülü aldım ve Sincan Kaymakamlığı'nın 2025 yılı İyilik Ödülleri'ni de aldım. 2025 yılı benim aslında ödül yılım oldu. Bir şeyler için çabaladığınızı, sizdeki o farklılığının görülmesi, bunun bir ödülle taçlandırılması tabii ki bizi çok mutlu etti' dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.mersintime.com/sifa-dagitirken-kendi-yaralarini-sardi</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 11:12:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersintimecom.teimg.com/crop/1280x720/mersintime-com/uploads/2026/05/agency/iha/sifa-dagitirken-kendi-yaralarini-sardi.jpg" type="image/jpeg" length="96543"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sinsi ilerleyen hastalığa 'Sessiz Katil' uyarısı]]></title>
      <link>https://www.mersintime.com/sinsi-ilerleyen-hastaliga-sessiz-katil-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersintime.com/sinsi-ilerleyen-hastaliga-sessiz-katil-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Bölümü doktoru Dr. Öğr. Üyesi Pelin Aladağ, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü'nde hastalığın sinsi ilerleyişine dikkat çekerek hayati uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Bölümü doktoru Dr. Öğr. Üyesi Pelin Aladağ, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü'nde hastalığın sinsi ilerleyişine dikkat çekerek hayati uyarılarda bulundu. </p><p>Dr. Öğr. Üyesi Pelin Aladağ, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, günümüzde çok sık görülen ancak bir o kadar da sık atlanan bu önemli hastalık hakkında değerlendirmelerde bulundu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Hipertansiyonun toplumda yaygınlığına dikkat çeken Aladağ, günümüzde her üç erişkinden birinin hipertansiyon hastası olduğunu belirtti. </p><p>Aladağ, hastalığın semptom vermeden ilerleyebildiğini söyleyerek 'Günümüzde çok sık görülmekte. Her üç erişkinden biri hipertansiyon hastası ve bunların yarısı da tansiyon hastalığının farkında değil ne yazık ki. Çünkü hipertansiyon hastalığının en önemli özelliği hastalığın sinsi, gizli olması ve hiçbir semptom vermeden ilerleyebilmesidir. Bu nedenle hastaların çoğu 'Ben kendimi iyi hissediyorum ama herhangi bir sıkıntım yok' derken aslında tansiyon hastası olarak dolaşmaktadırlar. Ya verilen tedavileri tam uygulamamakta ya da önerilen yaşam tarzı değişikliklerini uygulamamaktadırlar' dedi. </p><p>'Telafisi zor durumlara sebep olabiliyor' </p><p>Göz ardı edilen tedavilerin ve yaşam tarzı değişikliklerinin gelecekte ağır bedeller ödeteceğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Aladağ, bu durumun ilerleyen dönemde telafisi çok zor durumlara sebep olabildiğini kaydetti. </p><p>Hipertansiyonun kalp ve dolaşım sistemi başta olmak üzere beyin ve böbrek gibi çok önemli organları doğrudan etkilediğini hatırlatan Aladağ sözlerini şöyle sürdürdü: 'İlerleyen dönemde telafisi çok zor durumlara sebep olabilmekte. Çünkü biliyoruz ki hipertansiyon kalp ve dolaşım sistemi başta olmak üzere beyin, böbrek gibi çok önemli organları etkilemekte. Kalp krizi, kalp yetersizliği, aritmiler, felç, inme, beyin kanaması, böbrek yetersizliği gibi telafisi çok zor durumlara sebep olmakta. Bu nedenle de dünyada sessiz katil olarak tanımlanmaktadır.' </p><p>Basit yaşam tarzı değişiklikleri ile korunmak mümkün </p><p>Erken tanı ve tedavi ile hastalığın kontrol altına alınmasının mümkün olduğunu belirten Aladağ, mevcut hastaların tansiyonunu kontrol altında tutmasının, hasta olmayanların ise hastalıktan kaçınmasının basit yaşam tarzı değişiklikleriyle sağlanabileceğini ifade etti. </p><p>Bu önlemlerden kısaca bahseden Aladağ, öncelikle toplum olarak aşırı tuz tüketildiğine vurgu yaparak, aşırı tuz tüketiminin önüne geçilmesinin çok önemli olduğunu bildirdi. </p><p>Aladağ sözlerini şöyle tamamladı: </p><p>'Erken tanı ve tedaviyle kontrol altına alınması mümkündür. Hipertansiyon hastasıysanız hipertansiyonu kontrol altına almak veya hipertansiyon hastası değilseniz de bunlardan kaçınmak mümkün basit yaşam tarzı değişiklikleriyle. Bunlardan kısaca bahsetmek istiyorum. Bir kere toplum olarak aşırı tuz tüketiyoruz. Aşırı tuz tüketiminin önüne geçilmesi çok önemli. Bununla birlikte düzenli egzersiz yapmak, düzenli spor yapmak, obeziteden kaçınmak, özellikle en azından mevcut kilomuzu korumak veya kilo almamaya özen göstermek çok önemli. Yine stresten kaçınmak, düzenli uyumak, düzenli bir şekilde uyumak veya uyku hijyenine dikkat etmek de çok kritik tansiyonu kontrol altına almak için. Bugün 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Farkındalık Günü vesilesiyle herkes bence bir kere kan basıncını ölçebilir. Çünkü biliyoruz ki erken tanı ve tedavi hayat kurtarıyor.' </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Zonguldak</category>
      <guid>https://www.mersintime.com/sinsi-ilerleyen-hastaliga-sessiz-katil-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 10:59:54 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersintimecom.teimg.com/crop/1280x720/mersintime-com/uploads/2026/05/agency/iha/sinsi-ilerleyen-hastaliga-sessiz-katil-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="35645"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tıpta yeni dönem: Yapay zeka cerrahiyi dönüştürüyor]]></title>
      <link>https://www.mersintime.com/tipta-yeni-donem-yapay-zeka-cerrahiyi-donusturuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersintime.com/tipta-yeni-donem-yapay-zeka-cerrahiyi-donusturuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Burak Turna, yapay zekanın sağlık alanındaki yükselişini ve özellikle cerrahi pratiğe olan etkilerini değerlendirirken, '20 yıl sonra ameliyatları kim yapacak: Cerrahlar mı, algoritmalar mı?' sorusuna çarpıcı yanıtlar verdi. Prof. Dr. Turna, yapay zekanın cerrahinin yerini almayacağını ancak cerrahiyi köklü bir şekilde dönüştüreceğini belirterek, 'Geleceğin cerrahları, sadece iyi teknik beceriye sahip olanlar değil; aynı zamanda yapay zekayı ve teknolojik gelişmeleri en iyi şekilde anlayan ve kullanan hekimler olacaktır' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Burak Turna, yapay zekanın sağlık alanındaki yükselişini ve özellikle cerrahi pratiğe olan etkilerini değerlendirirken, '20 yıl sonra ameliyatları kim yapacak: Cerrahlar mı, algoritmalar mı?' sorusuna çarpıcı yanıtlar verdi. Prof. Dr. Turna, yapay zekanın cerrahinin yerini almayacağını ancak cerrahiyi köklü bir şekilde dönüştüreceğini belirterek, 'Geleceğin cerrahları, sadece iyi teknik beceriye sahip olanlar değil; aynı zamanda yapay zekayı ve teknolojik gelişmeleri en iyi şekilde anlayan ve kullanan hekimler olacaktır' dedi. </p><p>Acıbadem Kent Hastanesi Robotik Cerrahi Koordinatörü Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Turna günümüzün en popüler konularından biri olan yapay zekanın cerrahinin yerini alıp almayacağı konusunu değerlendirdi. Yapay zekanın cerrahinin yerini almaktan ziyade hekimleri destekleyen bir teknoloji olduğunu vurgulayıp, yapay zekanın tıptaki yeri konusunda da önemli bilgiler veren Prof. Dr. Turna, şöyle konuştu: </p><p>'Yapay zeka günümüzde radyoloji, patoloji ve onkoloji gibi alanlarda aktif olarak kullanılıyor. Cerrahide ise özellikle ameliyat öncesi planlama, ameliyat sırasında görüntü rehberliği ve ameliyat sonrası hasta takibinde önemli rol oynuyor. Yapay zeka destekli sistemler, özellikle görüntüleme yöntemlerinde küçük ve zor fark edilen lezyonları tespit etmede önemli avantaj sunuyor, bu sayede erken tanı ve doğru tedaviye ciddi katkı sağlıyor.' </p><p>Robotik cerrahi ile yapay zeka arasındaki fark </p><p>Prof. Dr. Turna, robotik cerrahi ile yapay zeka arasındaki farka da dikkat çekti. Prof. Dr. Turna, günümüzde kullanılan robotik cerrahi sistemlerin tamamen cerrah kontrolünde olduğunu ve henüz otonom karar verebilen sistemlerin klinik pratiğe girmediğini vurguladı. Yapay zekanın ise daha çok bir 'karar destek sistemi' olarak konumlandığını belirterek, cerrahın yerini almaktan ziyade onu güçlendiren bir teknoloji olduğuna dikkat çekti. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Ancak Turna, yapay zekanın sınırsız bir çözüm olmadığını da ifade etti. Özellikle etik sorumluluk, beklenmeyen cerrahi durumlara adaptasyon ve insan faktörünün önemi gibi konuların hâlâ tartışma konusu olduğunu belirtti. 'Bir komplikasyon geliştiğinde sorumluluk kimde olacak' sorusunun henüz net bir yanıtı olmadığını dile getirdi. </p><p>Prof. Dr. Turna, geleceğe dair öngörülerini paylaşırken, tıpta teknolojik gelişmelerin hız kesmeden devam ettiğini vurguladı. Turna, süper mikrodiseksiyon (mikroskop altında doku veya hücrelerin çok küçük parçalarının (özelikle sperm veya patolojik doku örnekleri) yüksek hassasiyetle izole edilmesi işlemi) tekniklerinden insansı robotlara, yapay zeka entegre cerrahi modellerden kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarına kadar pek çok yeniliğin cerrahi pratiği yeniden şekillendirdiğini ifade etti. </p><p>Yapay zekanın cerrahinin yerini almayacağını ancak cerrahiyi köklü bir şekilde dönüştüreceğini söyleyen Prof. Dr. Turna, değerlendirmelerini 'Geleceğin cerrahları, sadece iyi teknik beceriye sahip olanlar değil; aynı zamanda yapay zekayı ve teknolojik gelişmeleri en iyi şekilde anlayan ve kullanan hekimler olacaktır' diyerek tamamladı. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Izmir</category>
      <guid>https://www.mersintime.com/tipta-yeni-donem-yapay-zeka-cerrahiyi-donusturuyor</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 10:34:29 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersintimecom.teimg.com/crop/1280x720/mersintime-com/uploads/2026/05/agency/iha/tipta-yeni-donem-yapay-zeka-cerrahiyi-donusturuyor.jpg" type="image/jpeg" length="22887"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Göz hastalıklarında doğru bilinen yanlışlar]]></title>
      <link>https://www.mersintime.com/goz-hastaliklarinda-dogru-bilinen-yanlislar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersintime.com/goz-hastaliklarinda-dogru-bilinen-yanlislar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bahar mevsimiyle birlikte artan göz alerjilerine evde yapılan bilinçsiz müdahaleler tehlike saçabiliyor. Uzm. Dr. Kübra Erdoğan, çayın steril bir sıvı olmadığını ve kolonyadaki alkolün gözü tahriş ettiğini vurgulayarak, 'Yanlış uygulamalar, mevcut hastalığı maskeleyebileceği gibi daha ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bahar mevsimiyle birlikte artan göz alerjilerine evde yapılan bilinçsiz müdahaleler tehlike saçabiliyor. Uzm. Dr. Kübra Erdoğan, çayın steril bir sıvı olmadığını ve kolonyadaki alkolün gözü tahriş ettiğini vurgulayarak, 'Yanlış uygulamalar, mevcut hastalığı maskeleyebileceği gibi daha ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir' dedi. </p><p>Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Kübra Erdoğan, bahar aylarında artan polenlerin göz sağlığını olumsuz etkilediğini belirterek, bahar mevsimiyle birlikte göz kliniklerinde en sık karşılaşılan şikayetlerin başında alerjik reaksiyonların geldiğini söyledi. Polenlerin özellikle gözlerde kaşıntı ve sulanmaya yol açtığına dikkati çeken Erdoğan, 'Polen sebebiyle her iki gözde kaşıntı ve sulu akıntı görebiliyoruz. Bunun dışında halk arasında bilinmeyen ve basit görülebilen alerjiler de oluyor. Bunlara zamanında müdahale edilmediğinde ciddi sorunlar oluşabilir' dedi. </p><p>'Gözlük tercih edin' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Erdoğan, rüzgarlı havalarda çevresel faktörlerin değişmesiyle farklı hastalıkların da ortaya çıkabildiğini dile getirerek, kirpik dibi iltihaplanması gibi rahatsızlıkların tabloyu daha ağır hale getirebildiğini aktardı. Polen alerjisi bulunanların özellikle sabah saatlerinde ve rüzgarlı havalarda dışarı çıkmamaya özen göstermesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, kontakt lens kullanıcılarına da şu tavsiyelerde bulundu: </p><p>'Kontakt lenslerin üzerine polenler çok rahat yapışabiliyor. Bu nedenle bahar aylarında gözlük tercih edilmesi daha sağlıklı olabilir. Hafif alerjik vakalarda soğuk kompres ve suni gözyaşı damlaları yeterli olabilirken, ileri düzey şikayetlerde mutlaka bir göz hekimine başvurulmalıdır.' </p><p>Günümüzde cep telefonu ve bilgisayar kullanımının hayatın vazgeçilmez bir parçası olduğuna değinen Erdoğan, uzun süre ekrana bakmanın göz kırpma sayısını yarı yarıya azalttığını, bunun da göz kuruluğunu artırdığını kaydetti. Erdoğan, ekran karşısında geçirilen süre boyunca göz kırpmaların bilinçli olarak sıklaştırılması ve gerektiğinde suni gözyaşı damlalarıyla destek verilmesi gerektiğini bildirdi. </p><p>'Çay steril değil, kolonya göze zarar verir' </p><p>Toplumda doğru bilinen yanlış uygulamalara karşı da vatandaşları uyaran Erdoğan, göz hastalıklarında kulaktan dolma yöntemlerin kalıcı hasarlara yol açabileceğine işaret etti. Erdoğan, çay pansumanı ve kolonya kullanımının göz sağlığı açısından büyük risk oluşturduğunun altını çizerek, konuşmasını şöyle tamamladı: </p><p>'Çay steril bir sıvı değildir, içerisindeki tanecikler göz yüzeyi için oldukça tahriş edicidir. Kolonyadaki yüksek alkol oranı da göz yüzeyine doğrudan zarar verir. Ayrıca başkasına ait göz damlasının kullanımı da tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Yanlış uygulamalar, mevcut hastalığı maskeleyebileceği gibi daha ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir. Göz, zannedilenden çok daha hassas bir organdır. Bu nedenle evde yapılan bilinçsiz müdahaleler yerine mutlaka uzman bir hekime başvurulmalıdır.' </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Düzce</category>
      <guid>https://www.mersintime.com/goz-hastaliklarinda-dogru-bilinen-yanlislar</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 10:15:53 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersintimecom.teimg.com/crop/1280x720/mersintime-com/uploads/2026/05/agency/iha/goz-hastaliklarinda-dogru-bilinen-yanlislar.jpg" type="image/jpeg" length="14022"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eşyalarla kurulan tehlikeli bağın perde arkası]]></title>
      <link>https://www.mersintime.com/esyalarla-kurulan-tehlikeli-bagin-perde-arkasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersintime.com/esyalarla-kurulan-tehlikeli-bagin-perde-arkasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Evlerde bir köşeye bırakılan kullanılmayan eşyalar, atılmaya kıyılamayan eski kıyafetler, gazeteler, kutular ya da zamanla yaşam alanını daraltan birikintiler, bazı kişiler için yalnızca dağınıklık değil psikolojik bir zorlantının işareti olabiliyor. Dr. Öğr. Üyesi Ali Ruhan Çelik, son dönemde artış gösteren biriktiricilik ve istifçilik problemlerinin; yalnızlaşma, travma, kaygı ve sosyal temasın azalmasıyla doğrudan ilişkili olabileceğine dikkati çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Evlerde bir köşeye bırakılan kullanılmayan eşyalar, atılmaya kıyılamayan eski kıyafetler, gazeteler, kutular ya da zamanla yaşam alanını daraltan birikintiler, bazı kişiler için yalnızca dağınıklık değil psikolojik bir zorlantının işareti olabiliyor. Dr. Öğr. Üyesi Ali Ruhan Çelik, son dönemde artış gösteren biriktiricilik ve istifçilik problemlerinin; yalnızlaşma, travma, kaygı ve sosyal temasın azalmasıyla doğrudan ilişkili olabileceğine dikkati çekti. </p><p>Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Psikoloji Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ali Ruhan Çelik, son dönemde biriktiricilik ve istifçilik problemleriyle çok fazla karşılaştıklarını söyledi. 'Bir gün lazım olur' düşüncesiyle başlayan eşya biriktirme davranışının zamanla kişinin yaşam alanını ve sosyal ilişkilerini bozacak ciddi bir boyuta ulaşabileceğini belirten Çelik, 'Aslında bunu genel bunaltıların bir sonucu olarak değerlendirebiliriz. Amerikan Psikiyatri Derneği de bu durumu takıntılı zorlantılı davranışlar içerisinde değerlendiriyor, bunaltılı davranışlar içerisinde de ele alıyor. Bireyin dönem dönem yaşadığı problemlere göre biriktiricilik ve istifçilik meydana gelebiliyor. Bu dönemin özelliklerine baktığımızda biraz daha yalnızlaşmanın, travmaların ve kaygıların dışa vurumu gibi değerlendirebiliriz. Davranış temelde eşyaları biriktirme veya onlardan ayrılamama gibi görünse de, ilk bakışta bağ kurmayla ilişkili bir problem olarak tema verse de bunun arkasında yaşanılan mevcut bir olaydan sonra ya da bir travmadan sonra gerçekleşen süreçler de olabilir' dedi. </p><p>'Sosyal temasın azalması tetikliyor' </p><p>İstifçiliğin son yıllarda artmasının temel nedeninin sosyal temasın azalması olduğunu vurgulayan Çelik, 'İnsan insana iletişimin azalması, değerlerin, ahlak ve maneviyatın zayıflaması, yalnızlaşmanın artması bu tablonun ortaya çıkmasında etkili. En hafif tabiriyle depresif bir tablo, en ağır tablosuyla ise sert bir takıntı-zorlantı (obsesyon) bozukluğudur. Birey eşyalarla kurduğu bağdan kopamıyor ve çoğu zaman yanlış olduğunu bilse de bu davranışından vazgeçemiyor' diye konuştu. </p><p>Kişi yanlış olduğunu bilse de vazgeçemeyebiliyor </p><p>Dr. Öğr. Üyesi Ali Ruhan Çelik, istifçiliğin kişinin eşyalarla kurduğu bağdan kopamamasıyla ortaya çıktığına dikkati çekerek, şunları kaydetti: </p><p>'Biriktiricilik ve istifçilik, kişinin eşyalarla kurduğu bağdan kopamaması, o eşyaları evinin dışına çıkaramaması ve bu çıkarmayla ilgili bir zorlantı yaşamasıyla karşımıza çıkıyor. Bildiğiniz gibi bazı durumlarda kamu kurumları da burada görev alıyor çünkü çevreye rahatsızlık veren bir durum ortaya çıkabiliyor. Şikayetler yaşansa bile birey zorla oradan çıkarılmadan, çoğu zaman yanlış olduğunu bilse de vazgeçemediği bir davranış olarak bu durum karşımıza çıkıyor.' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Erken müdahale ve çevre desteği şart </p><p>Bu durumun önlenebilmesi için yapılması gerekenleri anlatan Çelik, 'Bunu nasıl önleyebiliriz? Öncelikle hepimiz toplum içerisinde birbirimizden sorumluyuz. Çevremizde, önce kendi ailemizde, ailemizde yoksa komşularımızda böyle problemler gördüğümüzde bireyi yetkili sağlık kuruluşuna yönlendirmemiz gerekiyor. Önce bireyle iletişim kurulmalı. Bu durum en uç noktada kişinin farkında olmadığı bir zorlantıya kadar gidebilen tablolar da oluşturabilir, yetkili sağlık kuruluşunun bu bireye yönlendirilmesiyle ilk adım atılmış olabilir' ifadelerini kullandı. </p><p>İstifçiliğin yalnızca belirli bir yaş, cinsiyet ya da sosyokültürel sınıfa özgü olmadığını, herkesin risk altında olabileceğini aktaran Çelik, hastalığın erken dönemde sosyal izolasyon, hayattan keyif almama, uyku düzeninde bozulma ve suçluluk duygusu gibi belirtiler verdiğini söyledi. Çelik, 'Bu bunalımla ilgili bir problem olduğu için önce bunun davranışsal izlerini ve alarmlarını vermeye başlar. Birey sosyal izolasyon içerisine giriyorsa, duygularını paylaşmıyorsa, düşüncelerini paylaşmıyorsa, ilişkilerinde bozukluklar varsa, akademik işlevselliğinde veya diğer zihinsel işlevlerinde gerileme ve durgunluk varsa, hayattan keyif almıyorsa, eskiden yaptığı şeyleri artık yapmamaya başlıyorsa, uykuları azalıyorsa veya artıyorsa, suçluluk duyguları varsa, bağ kurmayla ilgili çevresiyle problemler varsa bu işaretlerle birlikte bu ihtimallerin arttığını söyleyebiliriz' diye konuştu. </p><p>'Küçük işaretlerle başlar, kar topu gibi büyüyebilir' </p><p>Erken müdahalenin önemine dikkat çeken Çelik, 'Bu meseleler küçük küçük başlar, küçük küçük işaretlerini verir, daha sonra kar topu gibi büyüyebilir. Biz ne kadar o mesele küçükken buna el atarsak, bunu önlemeye başlarsak, o kadar muhtemel sonuçları da engelleyebiliriz' sözlerine ekledi. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Kocaeli</category>
      <guid>https://www.mersintime.com/esyalarla-kurulan-tehlikeli-bagin-perde-arkasi</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 09:53:58 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersintimecom.teimg.com/crop/1280x720/mersintime-com/uploads/2026/05/agency/iha/esyalarla-kurulan-tehlikeli-bagin-perde-arkasi.jpg" type="image/jpeg" length="12016"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuğunuzu bahar alerjisinden korumanın yolları]]></title>
      <link>https://www.mersintime.com/cocugunuzu-bahar-alerjisinden-korumanin-yollari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersintime.com/cocugunuzu-bahar-alerjisinden-korumanin-yollari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Mesut Arslan, bahar ayları çocuklar için özgürce doğanın keyfini çıkartmak anlamına gelse de, hapşırma krizleri, burun akıntısı ve kaşıntısına yol açan 'alerjik nezle (rinit)' ya da bilinen diğer adıyla 'saman nezlesi' oldukça rahatsız edici bir sağlık sorunu olarak yaşanabildiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Mesut Arslan, bahar ayları çocuklar için özgürce doğanın keyfini çıkartmak anlamına gelse de, hapşırma krizleri, burun akıntısı ve kaşıntısına yol açan 'alerjik nezle (rinit)' ya da bilinen diğer adıyla 'saman nezlesi' oldukça rahatsız edici bir sağlık sorunu olarak yaşanabildiğini söyledi. </p><p>Alerjik nezlenin 2 gruba ayrıldığını belirten Medicana Bursa Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü'nden Uzm. Dr. Mesut Arslan, 'Bahar nezlesi, çimen, ağaç ve ot polenlerine bağlı gelişmekte iken, perennial alerjik nezle ise ev tozu akarı, hamamböceği, küf ve evcil hayvanlara bağlı gelişmektedir. Özellikle bahar aylarında burun akıntısı, burun tıkanıklığı sorunu yaşayan hastaların yaklaşık yarısı bahar nezlesidir. Bahar nezlesi yıl boyu sürer ya da mevsimseldir' dedi. </p><p>Sık tekrarlıyorsa dikkat </p><p>Uzm. Dr. Mesut Arslan, alerji belirtilerini şöyle sıraladı: </p><p>'Sık tekrarlayan burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve aksırık nöbetleri ile kendini gösterir. Aksırıklar arka arkaya 10-20 atak halinde, burun akıntısı ise su gibi olup çok bol miktarda ve devamlıdır. Akıntı olmadığı durumlarda çocuk burun tıkanıklığından şikâyet edebilir. Burun tıkanıklığı burun içini kaplayan mukozanın şişmesinden olur. Alerjik nezle, göz sulanması ve kaşıntısı gibi göz alerjileri ile birlikte de görülebilir. Bazen damakta ve genizde akıntı veya kaşıntı hissedilebilir.' </p><p>Soğuk algınlığı ile karıştırılabiliyor </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Alerjik nezle genellikle soğuk algınlığıyla karıştırılabilen bir hastalıktır' diyen Uzm. Dr. Mesut Arslan, 'Eğer nezle, ilkbahar ve yaz aylarında başlayıp, üç haftadan uzun sürüyorsa ve iyileşme eğilimi göstermiyorsa, alerjik nezle şüphesi kuvvetli hale gelir. Böyle durumlarda mutlaka doktora danışılması gerekir. Bahar alerjisi çocuklukta 2 yaşından önce nadir görülür. Özellikle okul çağında sık görülür. Alerjik nezlesi olan çocuklarda astım da görülmesi sık karşılaşılan bir durumdur. Bu nedenle aileler çocukta öksürük ve hırıltı belirtilerine karşı dikkatli olmalıdır. Çocukluk yaşlarında ilk belirtilerini veren hastalık yetişkin döneminde de devam edebilir' şeklinde konuştu. </p><p>Test yaptırarak alerji tespit edilebilir </p><p>Çocukta alerjik nezleden şüphelenildiği durumlarda, alerjiye neden olan maddeyi tespit etmek için cilt veya kan testleri yapılabileceğine değinen Uzm. Dr. Mesut Arslan, 'Testlerin sonucunda, çocuğun belli bir alerjene karşı duyarlı olduğu tespit edildiği takdirde, buna karşı tedbirler alınabilir ya da bu alerjiye yönelik tedaviye başlanabilir. Alerjik nezle tedavisinin ilk adımı alerjiye sebep olan alerjenlerden kaçınmaktır. Eğer çocuktaki alerjik nezle polenlere karşı gelişiyorsa, tozlaşmanın sıkça görüldüğü aylarda, çocuğu yeşil alanlardan mümkün olduğunca uzak tutmak gerekebilir ya da temas kaçınılmazsa tedavi altında tutulması sağlanmalıdır' dedi. </p><p>İlaç veya aşı tedavisi uygulanabiliyor </p><p>Çevresel korunma yöntemlerinin yetersiz kaldığı durumlarda, ilaç tedavisinin etkili bir yöntem olacağına değinen Uzm. Dr. Mesut Arslan, 'Bu ilaçlar sadece belirtilerin görüldüğü günlerde kullanıldıklarında bile, çocuğun şikâyetlerini gidermeye yardımcı olabilir. İlaç tedavisi de yetersiz kaldığında çocuklarda aşı tedavisi, 'immünoterapi' uygulanmaktadır. Çocuğun duyarlı olduğu alerjenlerin artan dozlarda çocuğa verilmesiyle bağışıklık sistemini düzenlemeyi amaçlayan aşı tedavisi, bir süre sonra vücudun bu alerjenleri doğal karşılayabilmesini sağlamaktadır' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Bursa</category>
      <guid>https://www.mersintime.com/cocugunuzu-bahar-alerjisinden-korumanin-yollari</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 09:40:31 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersintimecom.teimg.com/crop/1280x720/mersintime-com/uploads/2026/05/agency/iha/cocugunuzu-bahar-alerjisinden-korumanin-yollari.jpg" type="image/jpeg" length="79467"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzm. Dr. Ahmet Yıldırım: 'Çocukluk çağı obezitesi alarm veriyor']]></title>
      <link>https://www.mersintime.com/uzm-dr-ahmet-yildirim-cocukluk-cagi-obezitesi-alarm-veriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersintime.com/uzm-dr-ahmet-yildirim-cocukluk-cagi-obezitesi-alarm-veriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Yıldırım, '17 Mayıs Avrupa Obezite Günü' dolayısıyla çocukluk çağı obezitesi ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi. Uzm. Dr. Ahmet Yıldırım, 'Çocukluk çağı obezitesi alarm veriyor' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Yıldırım, '17 Mayıs Avrupa Obezite Günü' dolayısıyla çocukluk çağı obezitesi ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi. Uzm. Dr. Ahmet Yıldırım, 'Çocukluk çağı obezitesi alarm veriyor' dedi. </p><p>Çocukluk çağı obezitesi, hem Türkiye'de hem de dünyada giderek artan önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Uzmanlar, erken yaşta edinilen yanlış beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşamın çocuklarda obezite riskini artırdığına dikkat çekerken, ailelerin bu konuda bilinçli hareket etmesinin büyük önem taşıdığını belirtiyor. Antalya Memorial Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Ahmet Yıldırım, '17 Mayıs Avrupa Obezite Günü' kapsamında çocukluk çağı obezitesi ve korunma yöntemlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. </p><p>'Şişman çocuk sağlıklıdır düşüncesinden vazgeçilmelidir' </p><p>Çocukluk çağı obezitesinin Türkiye ve dünya genelinde hızla artan ciddi bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini belirten Yıldırım, 'Erken dönemde önlenmezse yetişkinlikte diyabet, hipertansiyon, kalp hastalıkları ve psikososyal sorunlara zemin hazırlamaktadır. Çocukluk çağı obezitesi büyük ölçüde önlenebilir bir sorundur. Aileler, okullar ve toplumlar ile erken yaşta sağlıklı alışkanlıklar kazandırılması, gelecek nesilleri olası hastalık risklerinden koruyacaktır. 'Şişman çocuk sağlıklıdır' yanılgısından vazgeçip, düzenli kontroller ve dengeli yaşam tarzıyla hareket edilmelidir' dedi. </p><p>'Obezitenin en sık nedenleri yanlış beslenme ve hareketsizlik' </p><p>Çocuklarda obeziteye neden olan etkenlere değinen Yıldırım, 'Aşırı kalorili ve işlenmiş gıda tüketimi, şekerli içecekler, fast food ve paketli atıştırmalıklar obezitenin en sık görülen nedenleri arasında yer almaktadır. Bunun yanında yetersiz fiziksel aktivite, uzun ekran süresi, aile beslenme alışkanlıkları, genetik yatkınlık, uyku düzeninin bozulması ve psikososyal faktörler de obeziteyi tetiklemektedir' ifadelerini kullandı. </p><p>'Tedavi edilmeyen obezite ciddi hastalıklara yol açabilir' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Obezitenin çocuklarda erken dönemde fark edilmesinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Yıldırım, 'Obez çocuklarda erken müdahale ile büyüme ve gelişme olumsuz etkilenmeden sağlıklı kiloya dönmek mümkündür. Tedavi edilmeyen obezite ise ilerleyen yaşlarda Tip 2 diyabet, karaciğer yağlanması, eklem sorunları ve özgüven kaybı gibi komplikasyonlara yol açabilir' diye konuştu. </p><p>'Sağlıklı yaşam alışkanlıkları erken yaşta kazandırılmalı' </p><p>Çocuklarda obeziteden korunmak için ailelere önemli görevler düştüğünü ifade eden Yıldırım, 'Günde en az 5 porsiyon sebze ve meyve tüketilmelidir. Şekerli ve gazlı içecekler yerine su, ayran veya süt tercih edilmelidir. Çocukların ekran süresi sınırlandırılmalı, günlük en az 60 dakika fiziksel aktivite yapmaları sağlanmalıdır. Ayrıca ailelerin sağlıklı yaşam konusunda çocuklarına örnek olması büyük önem taşımaktadır' dedi. </p><p>Uyku düzeninin de obezite riskini etkilediğini belirten Yıldırım, 'Yaşa uygun yeterli ve kaliteli uyku obezite riskini azaltmaktadır. Çocukta kilo artışı fark edildiğinde vakit kaybetmeden çocuk doktoru ve diyetisyene başvurulmalıdır' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Antalya</category>
      <guid>https://www.mersintime.com/uzm-dr-ahmet-yildirim-cocukluk-cagi-obezitesi-alarm-veriyor</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 09:28:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersintimecom.teimg.com/crop/1280x720/mersintime-com/uploads/2026/05/agency/iha/uzm-dr-ahmet-yildirim-cocukluk-cagi-obezitesi-alarm-veriyor.jpg" type="image/jpeg" length="36853"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rektör Prof. Dr. Yaşar: “Mersin’i Sağlık Üssü Yapıyoruz”]]></title>
      <link>https://www.mersintime.com/rektor-prof-dr-erol-yasar-mersini-saglik-ussu-yapiyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersintime.com/rektor-prof-dr-erol-yasar-mersini-saglik-ussu-yapiyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mersin'de bu yıl ikincisi düzenlenen Cerrahi ve Onkoloji Günleri Sempozyumunda, cerrahi ve onkoloji alanındaki güncel tanı ve tedavi yaklaşımları ele alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mersin'de bu yıl ikincisi düzenlenen Cerrahi ve Onkoloji Günleri Sempozyumunda, cerrahi ve onkoloji alanındaki güncel tanı ve tedavi yaklaşımları ele alındı. Bilim insanları, doktorlar ve akademisyenlerin katıldığı programda çeşitli sunumlar gerçekleştirildi.</p>

<p>Kentteki bir otelde düzenlenen II. Cerrahi ve Onkoloji Günleri Sempozyumu'na Mersin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erol Yaşar, Sempozyum Başkanı Prof. Dr. Tahsin Çolak, Akdeniz Onkoloji Derneği Başkanı Dr. Alper Ata ile cerrahi ve onkoloji alanında çalışan çok sayıda bilim insanı, akademisyen ve doktor katıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sempozyumda cerrahi ve onkoloji alanında hızla gelişen güncel tanı ve tedavi yaklaşımları ele alınırken, minimal invaziv cerrahi yöntemleri, ileri endoskopik girişimler, laparoskopik cerrahi uygulamaları, multidisipliner onkoloji yaklaşımları ve güncel kılavuzların klinik pratiğe yansımaları değerlendirildi. Program kapsamında interaktif oturumlar, olgu tartışmaları, panel oturumları ve bilimsel sunumlar gerçekleştirildi.</p>

<p>Programda konuşan Mersin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erol Yaşar, 'Tıp dünyasında cerrahi ve onkoloji, bilimin ve teknolojinin en hızlı dönüştüğü, her geçen gün yeni bir umudun yeşerdiği iki kritik alandır. Multidisipliner tedavi protokollerinden geniş bir yelpazede gerçekleşecek olan bu sempozyum, bilginin paylaşılması ve klinik pratiğe aktarılması noktasında son derece stratejik bir öneme de sahiptir' diye konuştu.</p>

<p>Prof. Dr. Yaşar, üniversite olarak sağlık alanındaki altyapıyı güçlendirmeye yönelik önemli yatırımlar yaptıklarını belirterek, 'Mersin Üniversitesi olarak temel gayemiz sadece eğitim veren bir kurum olmanın ötesine geçerek, bölgesine ve ülkesine şifa dağıtan, teknoloji üreten güçlü bir araştırma üniversitesi kimliğini daha da pekiştirmek istiyoruz. Bu vizyon doğrultusunda özellikle sağlık altyapımızı modern tıbbın en ileri olanaklarıyla donatmaya büyük bir gayret göstermekteyiz. Üniversitemiz Tıp Fakültesi Hastanesi bölgemizin stratejik bir sağlık üssü konumuna getirmek için son dönemlerde yaptığımız adımlarla, gerçekleştirdiğimiz 1 milyar TL yatırımlarla, üç tesla MR, en son teknoloji tomografi, üç boyutlu mamografi gibi ileri tanı teknoloji cihazları başta olmak üzere birçok önemli cihazı envanterimize kazandırmış bulunmaktayız' dedi.</p>

<p>Yaşar, üniversite bünyesine kazandırılan ileri teknoloji cihazlarla kanser tanı ve tedavisinde güçlü bir altyapı oluşturduklarını belirterek, 'Ayrıca kendi bünyemizde kattığımız PET görüntüleme cihazıyla birlikte kanser tanı ve tedavisinde dünya standartlarında bir altyapıyı vatandaşlarımızın hizmetine sunmuş bulunuyoruz. Güçlü sağlık altyapımız ve yetkin akademik kadromuzla karmaşık cerrahi operasyonların ve kapsamlı onkoloji tedavilerinin güvenle yapıldığı bir merkez olmanın haklı gururunu yaşamaktayız. Bu bağlamda alanında saygın konuşmacıların katkılarıyla gerçekleşecek interaktif ameliyatlar, olgu tartışmaları ve panellerin yer aldığı bu sempozyumun hem teorik bilgilerimizi güncelleyeceğine hem de günlük pratiklerimize çok değerli katkılar sunacağına yürekten inanıyorum' ifadelerine yer verdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Mersin, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersintime.com/rektor-prof-dr-erol-yasar-mersini-saglik-ussu-yapiyoruz</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 13:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersintimecom.teimg.com/crop/1280x720/mersintime-com/uploads/2026/05/agency/iha/mersinde-cerrahi-ve-onkoloji-alanindaki-gelismeler-sempozyumda-ele-alindi.jpg" type="image/jpeg" length="41090"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı: '(Hantavirüs) Şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır']]></title>
      <link>https://www.mersintime.com/saglik-bakanligi-hantavirus-su-ana-kadar-5-kiside-herhangi-bir-klinik-belirti-veya-semptoma-rastlanmamistir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersintime.com/saglik-bakanligi-hantavirus-su-ana-kadar-5-kiside-herhangi-bir-klinik-belirti-veya-semptoma-rastlanmamistir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, uluslararası bir seyahat gemisinde bulunan son 3 vatandaşın da Türkiye'ye getirildiğini belirterek, 'Yapılan izlemelerde şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır. Süreç, Bakanlığımız tarafından titizlikle ve yakından takip edilmektedir' açıklamasında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı, uluslararası bir seyahat gemisinde bulunan son 3 vatandaşın da Türkiye'ye getirildiğini belirterek, 'Yapılan izlemelerde şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır. Süreç, Bakanlığımız tarafından titizlikle ve yakından takip edilmektedir' açıklamasında bulundu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Sağlık Bakanlığı, hantavirüs vakası görülen uluslararası bir seyahat gemisinde olan son 3 vatandaşın da ambulans uçak ile Türkiye'ye getirildiğini bildirdi. Bakanlık açıklamasında gelen vatandaşların yakın takip ve izolasyon süreçlerinin başlandığı belirtilerek 'Daha önce ülkeye giriş yapan 2 kişide olduğu gibi, bu kişilerden de gerekli numuneler alınmıştır. Sonuçlarının negatif olduğu saptanmış olup; önerilen süre boyunca karantinada tutulacaktır. Sağlık Bakanlığı ekipleri tarafından klinik durumları sürekli değerlendirilmekte ve sağlık durumları yakından takip edilmektedir. Yapılan izlemelerde şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır. Süreç, Bakanlığımız tarafından titizlikle ve yakından takip edilmektedir' ifadeleri kullanıldı. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Ankara</category>
      <guid>https://www.mersintime.com/saglik-bakanligi-hantavirus-su-ana-kadar-5-kiside-herhangi-bir-klinik-belirti-veya-semptoma-rastlanmamistir</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 17:28:45 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersintimecom.teimg.com/crop/1280x720/mersintime-com/uploads/2026/05/agency/iha/saglik-bakanligi-hantavirus-su-ana-kadar-5-kiside-herhangi-bir-klinik-belirti-veya-semptoma-rastlanmamistir.jpg" type="image/jpeg" length="94279"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çözüm bulamadığı bel ağrısından 'ağrı pili' ile kurtuldu]]></title>
      <link>https://www.mersintime.com/cozum-bulamadigi-bel-agrisindan-agri-pili-ile-kurtuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersintime.com/cozum-bulamadigi-bel-agrisindan-agri-pili-ile-kurtuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep'te ilaç tedavisine ve defalarca ameliyat olmasına rağmen kronik ağrıları nedeniyle 5 yıldır zorlu bir yaşam süren 61 yaşındaki Saniye Kal, kentte ilk kez uygulanan 'ağrı pili' yöntemi sayesinde sağlığına kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gaziantep'te ilaç tedavisine ve defalarca ameliyat olmasına rağmen kronik ağrıları nedeniyle 5 yıldır zorlu bir yaşam süren 61 yaşındaki Saniye Kal, kentte ilk kez uygulanan 'ağrı pili' yöntemi sayesinde sağlığına kavuştu. </p><p>Belinde 5 yıldır hissettiği kronik ağrıları nedeniyle yürüme güçlüğü çeken ve eğilip kalkmakta zorlanan Saniye Kal, bel bölgesinden 6 defa ameliyat olan, beline platin, 20 vida takılan, 4 defa algolojik tedavi alan ve defalarca fizik tedavi gördü. </p><p>Gittiği hastanelerde ağrılarına ilaç tedavisiyle çözüm bulamayan Kal'ın omurgası, ameliyatla takılan 20 metal vidalarla sabitlendi. Kal, geçirdiği operasyona rağmen şiddetli ağrı, uyku problemi ve yürüme güçlüğü çekmesi nedeniyle hayatını idame ettiremez hale geldi. </p><p>Ağrılarından 'ağrı pili' tedavisi sayesinde kurtuldu </p><p>Gaziantep Şehir Hastanesi'ne başvuran Kal, algoloji bölümü doktorları muayene etti. Doktorlar Kal'a 'ağrı pili' tedavisi uygulanmasına karar verdi. Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniğinden Op. Dr. Abdullah Duman ve ekibinin başarılı operasyonu sonucu Kal, yıllardır süren ağrılarından hastanede uygulanan 'ağrı pili' tedavisi sayesinde kurtuldu. </p><p>Bel bölgesine pil yerleştirilen Kal, 5 yıldır geçmeyen ve son 1 yıldır dayanılmaz bir hal alan ağrılarından kurtulmanın mutluluğunu yaşıyor. </p><p>'Hastalarımıza umut olmaya devam edeceğiz' </p><p>Kronik ağrıları nedeniyle yıllardır zorlu bir yaşam süren Saniye Kal'ın kentte ilk kez uygulanan 'ağrı pili' yöntemi sayesinde sağlığına kavuştuğunu belirten Gaziantep Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ahmet Uluşan, 'Hastamız bacak ağrıları nedeniyle birçok ameliyat geçirmiş. Hastamıza 20'ye yakın bir vida ameliyatı uygulanmış. Ama geçmeyen ağrıları nedeniyle hastanemize başvurdu. Gaziantep'te ve bölgede ilk defa uygulanan tedaviyle hastamız sağlığına kavuştu. Hastamız omurgaya yerleştiren 'ağrı pili' sayesinde ağrılarından tamamen kurtuldu. Hastamız da çok mutlu. Hastanemizde bu tarz vakaları yapmaya devam edeceğiz ve hastalarımıza umut olmaya devam etmeyi planlıyoruz' dedi. </p><p>'Hastamızın iyileşmesi bizi mutlu etti' </p><p>Hastanın sağlık durumu ve 'ağrı pili' tedavisiyle ilgili bilgi veren Operatör Doktor Abdullah Duman ise, 'Hastamız daha önce 3 kere ayaklarından, 3 kere de torakolomber bölgeden ameliyat olmuştu ve bel bölgesinde 20 adet vida vardı. Buna rağmen ağrıları geçmiyordu. Ağrıları geçmemesi üzerine algoloji hekimlerimiz tarafından takibe alınmıştı. Algoloji hekimleri tarafından hasta için 'ağrı pili' düşünülüp bize yönlendirildi. Biz de hocamızla beraber değerlendirdik ve hastamıza 'ağrı pili'ni uygun gördük. Hastaya detaylı bilgilendirmeyi yaptık. Hastanın da kabul etmesi üzerine yaklaşık yarım saat süren bir operasyonla elektrotları sırtına yerleştirdik. Karnının tarafına da bir jeneratör koyduk ve bu şekilde hastanın ağrılarının azaldığını gördük. Bu durum bizi gerçekten memnun etti' şeklinde konuştu. </p><p>'Sağılığıma kavuştuğum için çok mutluyum' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>5 yıldır hissettiği ağrılardan kaynaklı birçok tedavi yöntemi denediğini ve çok sıkıntılı günler yaşadığını dile getiren hasta Saniye Kal da, hastanede gerçekleştirilen operasyonda bel bölgesine yerleştirilen pil ile şikayetlerinden kurtulduğunu belirterek, 'Çok ameliyat geçirdim, ağrılarım çok fazlaydı ve bir türlü geçmiyordu. Geceleri uyuyamıyordum, sürekli belim ve ayaklarım ağrıyordu. Günde 6-7 tane de hap içiyordum. Yaklaşık 5 yıldır bu durumdaydım. Şimdi çok şükür iyiyim. Emeği geçen herkese çok teşekkür ederim' diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Gaziantep</category>
      <guid>https://www.mersintime.com/cozum-bulamadigi-bel-agrisindan-agri-pili-ile-kurtuldu</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 17:06:23 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersintimecom.teimg.com/crop/1280x720/mersintime-com/uploads/2026/05/agency/iha/cozum-bulamadigi-bel-agrisindan-agri-pili-ile-kurtuldu.jpg" type="image/jpeg" length="91562"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mersin Üniversitesi Hastanesi Kazakistan'daki Sağlık Turizmi Fuarında tanıtıldı]]></title>
      <link>https://www.mersintime.com/mersin-universitesi-hastanesi-kazakistandaki-saglik-turizmi-fuarinda-tanitildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersintime.com/mersin-universitesi-hastanesi-kazakistandaki-saglik-turizmi-fuarinda-tanitildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kazakistan'da düzenlenen Uluslararası Sağlık Turizmi Fuarına katılan Mersin Üniversitesi Hastanesi, gerçekleştirdiği temaslarla sağlık turizmi alanındaki vizyonunu uluslararası platformda tanıttı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kazakistan'da düzenlenen Uluslararası Sağlık Turizmi Fuarına katılan Mersin Üniversitesi Hastanesi, gerçekleştirdiği temaslarla sağlık turizmi alanındaki vizyonunu uluslararası platformda tanıttı.</p>

<p>Dünyanın farklı ülkelerinden sağlık kuruluşları ile sektör profesyonellerini bir araya getiren fuarda, Mersin Üniversitesi Hastanesini Sağlık Turizmi Birim Sorumlusu Prof. Dr. Hakan Aytan, Hastane Başmüdürü Yunus Fidan ve Müdür Yardımcısı Yücel Kaya temsil etti.</p>

<p>Fuarda gerçekleştirilen görüşmelerde hastanenin güçlü akademik yapısı, ileri teknolojiye sahip tıbbi altyapısı ve hasta odaklı hizmet anlayışı ön plana çıkarıldı. Heyet tarafından, Mersin Üniversitesi Hastanesinin yalnızca bölgesel değil uluslararası düzeyde de tercih edilen bir sağlık merkezi olma hedefi vurgulandı.</p>

<p>Ziyaretçilere; onkolojik tedavilerden obezite cerrahisine, estetik uygulamalardan ileri cerrahi girişimlere kadar birçok alanda sunulan sağlık hizmetleri hakkında bilgi verildi. Yabancı sağlık profesyonelleri ve sektör temsilcilerinin, hastanenin modern sağlık hizmetleri ile uzman kadrosuna yoğun ilgi gösterdiği belirtildi.</p>

<p>Fuarda yapılan ikili görüşmeler kapsamında farklı ülkelerden sağlık kuruluşlarıyla yeni iş birliği fırsatlarının değerlendirildiği ifade edildi. Kurulan temasların, uluslararası hasta potansiyelinin artırılması ve sağlık turizmine yönelik ortak projelerin geliştirilmesine katkı sağlamasının hedeflendiği kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fuar süresince Mersin Üniversitesi Hastanesi standına gösterilen yoğun ilginin, hastanenin uluslararası sağlık turizmi alanındaki bilinirliği ve güvenilirliğini bir kez daha ortaya koyduğu bildirildi.</p>

<p>Mersin Üniversitesi Hastanesinin sağlık turizmi alanındaki çalışmalarını sürdürerek Türkiye'yi uluslararası platformlarda temsil etmeye devam edeceği ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Mersin, Sağlık</category>
      <guid>https://www.mersintime.com/mersin-universitesi-hastanesi-kazakistandaki-saglik-turizmi-fuarinda-tanitildi</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 15:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersintimecom.teimg.com/crop/1280x720/mersintime-com/uploads/2026/05/agency/iha/mersin-universitesi-hastanesi-kazakistandaki-saglik-turizmi-fuarinda-tanitildi.jpg" type="image/jpeg" length="55719"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Merdiven altı güzellik merkezleri tehlike saçıyor]]></title>
      <link>https://www.mersintime.com/merdiven-alti-guzellik-merkezleri-tehlike-saciyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.mersintime.com/merdiven-alti-guzellik-merkezleri-tehlike-saciyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Merdiven altı güzellik merkezlerinin denetlenmesi gerektiğini ifade eden Tüketiciler Birliği Genel Bakanı Mahmut Şahin, 'Denetimden uzak şekilde ve adına da resmi bir karşılığı olmayan 'estetisyen' ünvanını verdikleri insanlarla, 'seni güzelleştireceğiz, gençleştireceğiz' vaatleri ile kesip doğruyorlar' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Merdiven altı güzellik merkezlerinin denetlenmesi gerektiğini ifade eden Tüketiciler Birliği Genel Bakanı Mahmut Şahin, 'Denetimden uzak şekilde ve adına da resmi bir karşılığı olmayan 'estetisyen' ünvanını verdikleri insanlarla, 'seni güzelleştireceğiz, gençleştireceğiz' vaatleri ile kesip doğruyorlar' dedi. </p><p>Denetimden uzak olan güzellik merkezlerinde sağlık işlemleri yapıldığını söyleyen Başkan Şahin, 'Merdiven altı sistem diye tabir ettiğimiz güzellik merkezleri gözümüzün önünde yüzlerce adeta. Denetimden uzak şekilde ve adına da resmi bir karşılığı olmayan estetisyen ünvanını verdikleri insanlarla, seni güzelleştireceğiz, gençleştireceğiz vaatleri ile kesip doğruyorlar. Hiçbir yasal denetimi yok, hiçbir takip sistemi yok, başıboş bırakılmış bir alan. Bu durumun en acı tarafı, bu sisteme çantacılık yapan doktorların da bulunması. Bazı malzemeleri yalnızca doktorlar kendi kodları ile alabiliyorlar. Bu kodla malzemeleri alıp, çantacılık yaparak bu güzellik merkezlerine satıyorlar. Daha da kötüsü, hiçbir denetime tabi tutulmadan, merdiven altı üretimle her tarafta satılabiliyor. Bu durum insan sağlığını ilgilendiriyor. İnsanımızın sağlığı bu kadar ucuz olmamalı. Biz Uganda değiliz, bu tür vaatler rahat rahat yapılamamalı. Eğer devletten çekinmeleri olmazsa, bu insanların bizim sağlığımıza da bir kıymeti olmaz. Burada sağlık işlemi yapılıyor. İnsanların kör olmasını, burunlarının üzerini kaybetmesini, kulağını duyacağını engelleyici işler yapılıyor, bunlar sağlıkla alakalı' şeklinde konuştu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Nasıl bu kadar rahat insanların sağlığıyla oynayabiliyorlar?' </p><p>Laboratuvarda yapılması gerek işlemlerin, güzellik merkezleri kendileri yapıyormuş gibi lanse ettiklerini belirten Şahin, 'Mezoterapi dediğimiz işlem bir laboratuvarda yapılması gereken bir işlem. İnsanların gerek selülitleri gerekse saçlarıyla alakalı vaatlerde bulunarak, 'Biz laboratuvarda kanlarınızı ayrıştırıyoruz, bunu da enjekte edip sağlıklı olmanızı sağlıyoruz' diyorlar. Bir kere bunun laboratuvarda yapılması lazım. Burada laboratuvar olmadığı gibi olsa bile işleyecek bir yetkili yok. Bunun eğitimini almış birisi yok. Nasıl bu kadar rahat insanların sağlığıyla oynayabiliyorlar? Dalga geçer gibi insanların kanlarını alıyorlar, ayrıştırma yapar gibi yapıp insanların vücuduna su enjekte ediyorlar. Bunu da parayla satıyorlar. Bu kadar başıboş bir sistemin denetlenmemesi bu ülkenin yasal olarak bir ayıbı. Tüketicilere çağrımız da her halükarda kim yaparsa yapsın, sağlığınızı etkileyen bu işlem sizi güzelleştirmez. Yüz güzelliğine değil, gönül ve ahlak güzelliğine odaklanın' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Kayseri</category>
      <guid>https://www.mersintime.com/merdiven-alti-guzellik-merkezleri-tehlike-saciyor</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 14:04:01 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mersintimecom.teimg.com/crop/1280x720/mersintime-com/uploads/2026/05/agency/iha/merdiven-alti-guzellik-merkezleri-tehlike-saciyor.jpg" type="image/jpeg" length="16605"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
