27.02.2017, 09:14

MÜCADELE İLE GEÇEN BİR ÖMÜR; NECMETTİN ERBAKAN

Saadet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan’ın 27.02.2011 tarihinde vefat etmesi üzerine son dakika haberi olarak geçen TV kanallarında Erbakan hakkında yapılan konuşmalara bakınca, bu milletinin yetiştirdiği değerlerin, derinliği ve ülkeye katkıları hiç tartışılmadan pek çok haksız ithama maruz kaldığı bir kez daha bariz bir şekilde görülmüş oldu.

Milli Nizam Partisi’nin 12 Mart Cunta Yönetimi tarafından kapatılması, Erbakan’ın Başbakan Yardımcısı olarak görev yaptığı CHP-MSP Koalisyon Hükümeti ve bu hükümetin icraatları arasında en çok tartışma konusu olan Genel Af ile paylaşılamayan Kıbrıs Barış Harekatı, bazı çevreler tarafından istihza ile karşılanan Ağır Sanayi Hamlesi, Milliyetçi Cephe Hükümetleri, 12 Eylül 1980 Askeri Darbesine gerekçe olarak gösterilen 29 Mayıs 1980 Konya Mitingi, darbe sonrası %2’lik oy oranından iktidara uzanan Refah Partisi, İslami çevrelerin bir hayalle başlayan “Başbakan Erbakan” sloganının hayata geçmesi, 28 Şubat Post Modern Darbesi, Erbakan’ın kurduğu her partinin başına gelen kapatmadan kurtulamayan Fazilet Partisi, Yenilikçi ve Gelenekçi ayırımında Erbakan çizgisinde direnenlerin kurduğu Saadet Partisi, kendi okulunda yetişen öğrencilerinin tek başına iktidara uzanan Ak Parti’nin başarı öyküsüne karşı sürdürülen sert muhalefet ve Erbakan’a rağmen Milli Görüş’te lider olunamayacağının en bariz örneği olan Has Partinin kuruluşu, Necmettin Erbakan’ı bu ülkede en çok tartışılan ve siyasete girdiği günden itibaren vefatına kadar asla gündemden düşmeyen lider yapmıştır. 
Tarih Erbakan’ı hak ettiği yere elbette koyacaktır. 

Türkiye’de demokratikleşme çabalarının çok yoğun olarak tartışıldığı günümüzde, Erbakan’ın başta demokratikleşme olmak üzere ülkeye katkılarını şöyle sıralayabiliriz. 

• Son zamanlarda Tunus ve Mısır'la başlayan, Libya'yla devam eden ve daha pek çok İslam Ülkesini etkileyeceğe benzeyen değişim rüzgarlarının yaşandığı İslam coğrafyasında demokratik taleplerin ön plana çıkması, Sayın Erbakan'ı bir kez daha derinlemesine analiz etmemizi gerektirmektedir. Türkiye'de İslamcı muhalefet çok partili sisteme geçtikten sonra siyasal tercihlerini kendilerine yakın gördükleri çeşitli partilerden yana kullandılar. 18 yıllık yasaktan sonra Ezan'ın Arapça okunma yasağının 16 Haziran 1950 tarihinde Demokrat Parti tarafından kaldırılması, demokratik yollarla halkın taleplerinin gerçekleşebileceği konusunda Anadolu insanına büyük bir umut vermişti. Ama gerek Demokrat Parti'ye gerekse Adalet Partisine halkın verdiği destek, bu partilerin ekonomik ve siyasi programlarını tercihten değil, daha çok dine karşı katı tutumundan dolayı CHP'ye karşı muhalefetten kaynaklanmaktaydı. Erbakan'ın MNP ile başlattığı, MSP - RP – FP ve SP ile devam eden siyasi gelenek, dindar kesimin demokratik yollarla sorunlarını çözmeyi keşfetmesi anlamını taşımaktaydı. Zira İslam ülkelerindeki yıllardır hakimiyetlerini sürdüren katı totaliter rejimler, Müslüman Halkların taleplerini demokrasi dışı yöntemlerle gerçekleştirme arayışına itmiştir. Afganistan'da Taliban, Ortadoğu'da El-Kaide , Suriye ve Mısır'da ki Müslüman Kardeşler ve benzeri cemiyetler, demokratik yollarla çıkış yollarının tıkanması sonucu ortaya çıkmış bulunan hareketlerdir. Türkiye’de ise dindar kesim ( radikal bazı gruplar dışında) genel olarak, demokratik yollarla taleplerini gerçekleştirme arzusu göstermiş ve bu durum içselleştirmiştir.

• Kurduğu partiler 2 kez Askeri Yönetimler tarafından, 2 kez Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmasına rağmen 5.kez siyasi bir parti kurarak mücadelesini demokratik yollarla yapmış olması meşru zemin dışında bir arayışı onaylamamasının en çarpıcı örneğidir.

 

• 12 Eylül 1980 öncesi soğuk savaşın yansıması olarak ülkemizde yaşanan ve 5.000 gencin öldüğü sağ-sol olaylarında, Erbakan; partisine mensup gençlerin oluşturduğu MTTB ve Akıncılar Derneği mensuplarının şiddet olaylarına bulaşmasına engel olmuştur. 

• Türkiye'de bankaların faizle çalışması, ister kabul edelim ister etmeyelim muhafazakar kesimin bankalardan kaçmasına ve sermayenin önemli bölümünün yastık altında kalmasına neden olmuştur. Erbakan tarafından gündeme getirilen ve bugün sistemle bütünleşen finans kurumları bu kesimin sermayelerinin, sisteme dahil edilmesini sağlamıştır.

• Aslında O bir siyasi parti lideri olmaktan çok, bir misyonun ve bir ekolün savunucusuydu. Afrika’dan Avrupa ortalarına kadar genişleyen Osmanlı Devleti’nde bu ilerlemeyi sağlayan mütevazi yaşam, adalet ve değerler, yerini sınırsız saray harcamalarına, taht kavgalarına ve askeri yenilgilere bırakmış, Batıda yaşanan Sanayi Devrimi ve Rönesans iyi analiz edilememişti. Osmanlı Aydınları kuru bir batıcılık akımı peşinde, İngiliz Ticaret Antlaşması (1938), batılılaşmanın devletin resmi ideolojisi haline geldiğinin belgelenmesi anlamını taşıyan Tanzimat Fermanı (1939) ve değişiklik yapılan Osmanlı kurumlarına politik ve siyasi etkinlik katmak için batı siyasi düşüncesinin hakim olduğu Islahat Fermanı’nı (1856) peş peşe ilan etmişlerdi. Artık Batılılaşmak, Osmanlıdan Cumhuriyet dahil günümüze kadar süren resmi eksen olarak belirlenmişti. 

• Batı karşısında aşağılık kompleksi yaşayan bazı Osmanlı ve Cumhuriyet aydınına karşı Namık Kemal, Ahmet Cevdet Paşa, Said Halim Paşa, Mehmet Akif ve Said Nursi’yle başlayan muhalefetin siyasi anlamda günümüzde ki temsilciydi Erbakan. Bilim ve Teknolojinin asıl sahiplerinin Müslümanlar olduğu, kurtuluş reçetesinin bu coğrafyanın ve bu toprakların değerlerinde var olduğu düşüncesinin savunucusuydu. İslam Tarihinde ve Türklerin Müslüman olmasıyla başlayan süreçte bilim ve teknolojide öne çıkan şahsiyetleri; Ak Şemsettin, İbni Sina, Biruni, Ali Kuşçu, Farabi, Cabir ve Cezeri’yi hep öne çıkarmaktaydı.

• AET ile ekonomik anlamda başlayan ve AB ile siyasi olarak devam eden batılılaşmaya da bundan dolayı hayatı boyunca karşı çıktı. 

1970’lerde “Onlar Ortak Biz Pazar” diye slogan atarak AET’ye karşı çıkan sol çevreler ve İslamcı çevrelerin büyük bölümü AB sürecine destek verirken o çizgisinden hiç sapmadı. Hatta kaderin ilahi bir cilvesi olsa gerek, Ak Parti iktidarıyla birlikte hızlanan AB sürecine karşı olan bir takım ulusalcı kesim, 28 Şubat’ta darbecilerle bir araya gelerek iktidardan uzaklaştırdıkları Erbakan’dan medet umar hale geldiler ve bu konuda zaman zaman onu referans olarak gösterdiler. AB konusunda ki karşıtlığından asla taviz vermeyen ve Batı’nın asla Türkiye’ye dost olmadığını kesin bir dille ifade eden Erbakan’ın haklı olup olmadığını tarih gösterecektir.

• Sanayi Devrimi’ni ıskalayan ve Tarım toplumu olmanın ötesine geçemeyen Türkiye’de “Montaj Sanayine Hayır” sloganıyla sürekli Ağır Sanayi kurmayı gündeme getirmiş, olayları anlatış tarzı ve abartılı yöntemi bazı çevreler tarafından ön plana çıkarılarak, söylediklerinin içeriğinden çok söyleyiş tarzı dikkate alınarak alay konusu yapılmıştır. Oysa Ulusal Kalkınmayı hastalık derecesinde kendine dert edinmesine rağmen, devletten geçinen Sanayici ve İthalatçılar tarafından ciddiye alınamayacak projelerin sahibi olarak ilan edildi. 

• Başta ülkemiz olmak üzere İslam Aleminin ve İnsanlığın başına son kırk yıldır bir kabus gibi çöken  Gülen Hareketine asla itibar etmeyen bir anlayışın sahibi oldu. Gerek inanarak, gerekse konjuktür gereği  bu hareketle irtibat kurmak için çaba sarf edenlerin aksine bu cemaati ciddi bir tehlike olarak gördü. 1977 seçimlerinden itibaren Milli Selamet Partisi, Refah Partisi ve Fazilet Partisi'ne mesafeli duran ve Milli Görüş geleneğinden bu gelen partiler dışında tüm siyasi partilerle dirsek temasında bulunan Gülen Hareketinin gerçek amaçlarının farkındaydı. 28 Şubat sonrası kapatılan İmam Hatip Liselerinin yerine ikame edilen Gülen okullarının tehlikesine sadece o işaret etti. 

• Erbakan dayandığı İslami referanslara karşın, Türk siyasi tarihinde farklı kesimlerden insanları parti vitrinine alarak partisi içinde dönüşümü sağlayan ilk lider oldu. Partisindeki bu dönüşüm O’nun hayal bile edemeyeceği çok hızlı bir süreçle ayrılmalara ve kopmalara neden oldu. Bu değişim kendisini bile aştı. Onun ekolünden gelenler ona rağmen kısa sürede ülkede her iki kişiden birinin tercih ettikleri bir siyasal yapılanmayı gerçekleştirdiler. 12 Eylül 1980 darbesi sonrası cezaevine giren Alparslan Türkeş’in çok veciz bir ifadesi vardı: “Biz cezaevindeyiz ama fikirlerimiz iktidarda”. Evet, Erbakan iktidarda değildi ama öğrencileri ve yetiştirdikleri iktidardaydı. Bize düşen bu ülkeye hizmet eden insanlara Allahtan rahmet dilemektir.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
30°
açık
Namaz Vakti 24 Haziran 2021
İmsak 03:32
Güneş 05:17
Öğle 12:49
İkindi 16:40
Akşam 20:11
Yatsı 21:49
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 40 84
2. Galatasaray 40 84
3. Fenerbahçe 40 82
4. Trabzonspor 40 71
5. Sivasspor 40 65
6. Hatayspor 40 61
7. Alanyaspor 40 60
8. Karagümrük 40 60
9. Gaziantep FK 40 58
10. Göztepe 40 51
11. Konyaspor 40 50
12. Başakşehir 40 48
13. Rizespor 40 48
14. Kasımpaşa 40 46
15. Malatyaspor 40 45
16. Antalyaspor 40 44
17. Kayserispor 40 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 40 38
20. Gençlerbirliği 40 38
21. Denizlispor 40 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 38 86
2. M. United 38 74
3. Liverpool 38 69
4. Chelsea 38 67
5. Leicester City 38 66
6. West Ham 38 65
7. Tottenham 38 62
8. Arsenal 38 61
9. Leeds United 38 59
10. Everton 38 59
11. Aston Villa 38 55
12. Newcastle 38 45
13. Wolverhampton 38 45
14. Crystal Palace 38 44
15. Southampton 38 43
16. Brighton 38 41
17. Burnley 38 39
18. Fulham 38 28
19. West Bromwich 38 26
20. Sheffield United 38 23
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 38 86
2. Real Madrid 38 84
3. Barcelona 38 79
4. Sevilla 38 77
5. Real Sociedad 38 62
6. Real Betis 38 61
7. Villarreal 38 58
8. Celta de Vigo 38 53
9. Granada 38 46
10. Athletic Bilbao 38 46
11. Osasuna 38 44
12. Cádiz 38 44
13. Valencia 38 43
14. Levante 38 41
15. Getafe 38 38
16. Deportivo Alaves 38 38
17. Elche 38 36
18. Huesca 38 34
19. Real Valladolid 38 31
20. Eibar 38 30