‘’Yavaş yavaş ölürler
Seyahat etmeyenler’’
Yavaş yavaş ölürler
Alışkanlıklara esir olanlar,
Her gün aynı yolları yürüyenler’’
                                        Pablo Neruda
           Kafka ‘’Yolda’’ adlı hikâyesinde gitmekten ama bir yere ulaşmaya çalışmadan gitmekten bahseder. Mutlu olabilmek içindir onun bu yolculuğu. Hiçbir şey bulmaya çalışmadan. Son zamanlarda aklıma sadece Kafka değil konargöçerler de geliyor. Onlar da sabit durmuyorlardı bir yerde. Sürekli mekân değişikliği, sürekli gitmek… Evet, artık eminim mutsuzluğun sebebi yer değiştirememek. Dünyanın en güzel mesleklerinin gezme gerektiren meslekler olduğunu biliyorum artık. Sadece kendimin de Türkmen bir aileden gelmesi olamaz bu gezme isteğimin sebebi. Genler değil sebep.  Tebdil-i mekân arıyorum ferahlık getirecek. Ne ile olursa olsun eski zamanlarda atla, şimdi tren, uçak, kamyon, bisiklet ne ile olursa olsun…  
                     Hiç durmadan gezenler de var tabii ki. Akılcıklarını biraz kaybedenler hep gezmez mi… Sabah çıktıkları evlerine akşam belki gelirler. Yürürler, yürürler, yürürler… 
                    Askerde en çok özlediğim şey özgürce yürümekti. Çarşı izinlerinde yürüyebilmenin özlediğim güzelliğini tadardım. Akşam da kafeste kuş gibi kışladaydım. Yürümek yoktu bir süre. Uygun adım yürüyüşler hariç.
                  ‘’Seyahat edin sıhhat bulun.’’ Eski bir Arap atasözü ya da Hz. Muhammet’e ait bu söz de dikkatimi çekmiştir hep. Demek ki insan seyahat ederek sağlığını koruyabilir. Ruhu öyle dinlenir ki gezinti ile. Ruhu da bu dinginlikten nasibini alır. ‘’Seyahat Ya Resulullah!’’ diyen Evliya Çelebi’nin dili sürçmemiştir bence. Gerçekten gezmektir dileği. İyi ki de gezmiştir hani ne güzel bilgiler vermektedir ‘’Seyahatname’’ si.
                    İnsanın iç yolculuğu da ona çok iyi gelir. Kalbe dokunan filmler, kitaplar onu zamanın ve mekânın tutsaklığından alıp götürür. Ne güzeldir o dokunuşlar.
                  Jack Kerouac'ın  ‘’Yolda’’  adlı muhteşem eserinde de hayalperestler yola çıkar. Onlara göre de yol demek özgürlük demektir. Gökyüzü geniştir, hayat kısadır, yol özgürlüktür... Sahiden çok kısa değil mi yaşam? Bu hayat dört duvar arasında kalmak, dağlara denizlere ovalara kırlara çıkmayacak kadar uzun değil. O halde sadece hapis damlarında olanlara değil kendilerini yolculuktan mahrum bırakanlara da acıyalım. Ürpertici çünkü böyle bir hayat.  Ürperticiliği kasveti hiç geçmeyecek olan bir yaşam tercihi… Gidelim gündüz gece ne halde olduğumuzu bilmeden hiç de ilgilenmeden gidelim. Dönüp arkamıza bakmadan. Aynamıza yansıyan mutluluğa tutunalım. Bir eski zaman gezgini gibi yeryüzünün tüm ışıklarını alıp gidelim. Nereye mi? Hiçbir yere ya da her yere…
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.