Yoksul adamların çocukları da yoksul olur.Zengin düşlerinden pay almak için sıraya girer yoksul çocuklar,  doğuştandır aşinalık sıraya nasıl doyururlar karınlarını yoksa...Hayata diklenmek için asi bakışları ,hırçın kelimeleri,kimsenin duymayacağını bilseler bile sesleri yüksek olur.Ganimet toplamak için herkesin elayak çekmesini beklerler sokaklardan herşeyini feda etsebile alamayacaklarını  bildikleri vitrinlere dikkat kesilmiştir bakışları.İncinmiş kırılmış aldatılmış çekip gitmeye hazırdır yoksul çocuklar...
Yağmur şehri istila etti.Altında oturduğumuz o lamba var ya.Bir yanıyor bir sönüyor yapayalnız sokak ortasında.Üstünde yağmur, bir damla bir damla daha.Niçin direniyor esen kuzey rüzgarlarına.Niçin hala...Çalı çırpı eteklerinde savruluyor ordan oraya.Kaç adım attı önünde  bilmem kimler burada.İki adımda bir irkilen bir acıyı yaşıyor göz kırpıyor şehre yandıkça.Dumanları tüten evleri görüyor.Yükselen şen kahkahaları.Yüzüne bakmadan geçen çelik arabaları.Hiç eğilmemiş bükülmemiş.Gölgesinden büyük hala.Bazen diyorum yarım kalmış bir hesabı kapamak için bekliyor paslanmış tırnaklarıyla.Karşısındaki zengin şehir için sokağın başını tutmuş.Ay da doğsa güneşte farketmez  onun için ne kadar dik..Dayanabilir mi  yıldızlarda tek tek kaydığında...Devrimin dev bir yanını var adında zengin bir şehirde yoksul bir lamba...
Ben o lambanın önündeki pencere varya... işte bir orada bir sokak ortasında.Zaman uzuyor kısalıyor...O lambayı da görüyorum, gözlerim uzaklara dalmadığında.Selamını  görmezden geliyorum.Dik ve umursamaz yürüyorum önünden.Bir fabrika işçisinin yorgunluğu var ağır kollarımda.Ne zaman geçsem önünden lambanın yoksul çocuklar oynuyor koynumda.Uslanmış ve ıslanmış bir sokakta  tedric edilmiş o da farkında...Bir sokak bir ben bir lamba...Sahici olan ne varsa inanadığım ne varsa unuttuğum unutamadığım ne varsa sımsıkı tutuyorum çıkıp gitmesin diye öylece uluorta...
Bir yoksul çocuklar üzüyor beni bir de zamansız yanıp sönen  bu lamba.Gizli gözyaşları ile yitirlmemiş bir onurun çağında mümkün olduğunca gözlerden uzak  yaşıyorlar sessizce gururla.Ürküten bakışların altında ürkmeden şahitlik ediyorlar kendi yaşamlarına.Bazen ses oluyorlar yitip giden bazen gölge, güneşe göre boy atıyorlar bir uzun bir kısa.Savaş alanında kirlenmiş avuçları dikkat kesilmiş gözleri Kudüs gibi taş atıyorlar yaşamak için tüm dünyaya.Kudüs dedim Kudüs'ü bilirmisin sen?Farkedilmeden yaşıyor yalın yalnız alabildiğine umarsızca.
Hadi çıkalım bir tepeden bakalım Kudüs'e  senle.Yaşamak için yoksulluğu yenmek için direnmek için...Belki saçlarını okşarız annesiz babasız çocukların.Kimseler farketmeden yaralarını sarmak için.Şehri anlatırız onlara kirli olsa da ve yanıp yanıp sönen lambanın hırslı direnişini.Belki elele yürürürüz savaşın tam ortasına.Belki yeniden yaratılır acıyı farkeden bakışlarımız...
Kudüs'e bakıyorum,soğuk bir odada dar bir pencereden umutla.Minareleri göğe uzanıyor ezanlar okunuyor segah makamında.Kuzey rüzgarlarına kafa tutarcasına tam karşımda kocaman yanıyor bugün lamba..Akşam oldu ganimet toplamaya çıktı yoksul çocuklar kimseye görünmeden volta atıyorlar zengin sokaklarda.Şehre yağmura aldırmadan  sen de bakışlarını çevir Kudüs'e eski zamanlardan kalma bir selamla...
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.