Her başlangıcın bir sonu vardır ya, baharın da bir ilki, bir sonu var bildiğimiz… İlkine doğru yola çıktı doğa, sonunu bitirirken bu günlerde baharın.
Bu son, öyle bildiğiniz başka sonlara benzemiyor. Sunduğu görsel şölenle, ruhumuzu doyuruyor mutluluğumuza katkı sağlarken.
Peki Sonbahar, sizin için ne ifade ediyor?
Sanki bu soruya verilen cevapların çoğunluğunun olumsuz olduğunu duyar gibiyim. Nedir bu Sonbahara yapılan yüklemeler bilmem ki! Mevsimlere fiil yakıştırması yapalım desek, büyük çoğunluğumuz Sonbahara ağlamak fiilini yakıştırırdı sanırım. Ayrılık desen bu mevsimin suçu, hüzün desen bu mevsimden soruluyor! Hep bir olumsuzluk… Sonbahar, ağlayan mevsim sanki!
Nedendir Sonbahara yüklenen bu olumsuzluk, bu hüzün, bu ayrılık mevsimi yakıştırması?
Güzelim deniz, kum, güneş tatili anlayışının bitmesi midir? Ya da tatilin bitmesiyle birlikte okulların açılması mı? Kısa süreliğine de olsa, kendimizi salmışlığımızdan uzaklaşıp, çoğumuzun mecburen girmek zorunda olduğumuz kalıplarımız mıdır bizi muhteşem güz mevsiminden soğutan…?
Tamam tatil bitmiş olabilir ama bunda baharın sonunun günahı ne! “Son” kelimesine takıldıysanız eğer, ardından gelecek “ilk” kelimesini düşünüp burkmayın içlerinizi…
Sanırım bazı öğrenilmişlikler bizi klasik cevaplara itiyor, gerçekte düşündüğümüzde vereceğimiz cevapların çok başka olma ihtimaline karşılık…
Oysa bir düşünsek, bir görebilsek ne muhteşem ihtimaller var Güze dair. Güz mevsimi değil midir kış için en şifalı besinlerin hazırlandığı…
Lezzetli, faydalı ama yapılışı bir o kadar da zahmetli olan pekmezin, sofralarımıza geliş yolculuğu, Sonbaharda başlayan o ihtimallerdendir mesela.
Ekvator ve çevresinde yaşayan insanların, hayatları boyunca Sonbaharı tadamıyor olması gerçeği de, oldukça şanslı olduğumuz, bunu yaşayamayan insanların neler kaçırdığı ihtimali değil midir!
Sonbaharda doğanların, yılın geri kalanında doğanlara göre ömürlerinin daha uzun olduğu gerçeğiyse, oldukça kıskandırıcı bir ihtimal olsa gerek…
Görmeyi bilen, özellikle de doğaya aşık insanların gezerken gözlerine, ruhlarına hitap eden o muhteşem renk cümbüşleriyle dolu manzaralar da, yalnızca Sonbaharın sunduğu ihtimallerdendir.
Çok severim Sonbaharda yere dökülmüş yaprakların peşinden gitmeyi, yaprakların fotoğrafını çekmeyi, yaprakları bir obje yapımında malzeme olarak kullanmayı… Hele ki Ankara’da yaprakların içinde yürürken, çat diye bir sesle kabuğundan ayrılan yaramaz bir kestanenin, kafanıza düşüşünü başka hiçbir mevsimde görüp yaşayamazsınız… O haylaz kestane, yüzünüzde acıyla karışık hoş bir mutluluk ifadesi bırakır o güzelim renklerin içinde…
Kokusu burnunuzda tüten, kese kağıdının içine doldurulmuş sıcak kestaneler de, yürürken ayrı bir keyif verir, dik yakanızı ellerinizle tutarak yürüdüğünüz o yapraklı yollarda… Hele de yolun sonunda içinizi ısıtacak salep yapan bir mekanın varlığından haberdarsanız… Salep yerine taze çekilmiş, mis kokulu bir kahve de tercih edilecekler arasındadır her zaman… Yürüyüş boyunca size eşlik eden, kulağınızdaki iç ısıtan müziği de unutmamalı eller cepte giderken… Belki yağmur vardı en tatlısından, toprak kokusunu çekerken içinize ıslandınız ve soğuk nefesinizi sıcak bir kahve ile buluşturmak için attınız kendinizi mekana…
Tüm bunlar, belki çoğumuz için Sonbaharın tüm hüznüyle çöktüğünü düşündürüyor bugünlerde… Sonbahar için aşkın, hüznün mevsimidir de dedirtiyor belki.
Sonbahar romantiktir, Yaz gibi sıcak, çılgın değildir. Erken kararan havada, yağmurun ıslattığı zemine düşen ışık yansımalarında, yaprakların içinde yürütür en romantiğinden… Evet çoğumuza göre hüzündür belki Sonbahar ama en azından keyfine varabildiğimiz bir hüzündür.
 Bu hüzünlü mevsim için birçok şiir de kaleme alınmıştır. Ümit Yaşar Oğuzcan da “Ben Eylül Sen Haziran” demiştir hüzünlü şiirler kervanında…
 
Bir eylüldü başlayan içimde
Ağaçlar dökmüştü yapraklarını
Çimenler sararmıştı
Rengi solmuştu tüm çiçeklerin
Gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı
Katar gidiyordu kuşlar uzaklara
Deli deli esiyordu rüzgar
Dağılmıştı yazdan kalan ne varsa
Yaşanmamış bir mevsim gibiydi bahar
Neydi o bir zamanlar
Sevmişliğim, sevilmişliğim
O heyheyler, o delişmenlikler neydi
Ne bu kadere boyun eğmişliğim
Ne bu acıdan korlaşan yürek
Ne bu kurumuş nehir; gözyaşım
Önümdeki diz boyu karanlıklar da ne
Ne bu ardımdaki kül yığını; elli yaşım
Beni kötü yakaladın haziran
Gamlı, yıkık eylül sonuma
Bir ilk yaz tazeliği getirdin
Masmavi göğünle
Cana can katan güneşinle
Pırıl pırıl engin denizinle girdin içime
Çiçekler açtı dokunduğun
Çimler büyüdü yürüdüğün
Ve güller katmer oldu güldüğün yerde
Başımda senin kuşların kanat çırpıyor şimdi
Oldurduğun yemişlerin ağırlığından
Dallarım yere değiyor
Güneşi batmadan saçlarının
Bir dolunay doğuyor bakışlarından
Gün boyu senden bir meltem esiyor yanan alnıma
Uykusuz gecelerim seninle apaydınlık
Başım dönüyor, of başım dönüyor yaşamaktan
Ölebilirim artık
Ölme diyorsan; gitme kal öyleyse
Sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma
Baksana; parmak uçlarım ateş
Lavlar fışkırıyor göz bebeklerimden
Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan
Benimle meydan oku her çaresizliğe
Benimle uyu, benimle uyan
Birlikte varalım on üçüncü aylara
 
Kimimizde hüzün, kimimizde romantizm, kimimizde kıskançlık, kimimizde olgunlaşma, kimimizde yok oluş, kimimizde yeniden doğuş, kimimizde yalnızlık, kimimizde yorgunluk hissi uyandırsa da, her haliyle kabulümüzdür Sonbahar…
Sıcak renkleri bağrında taşıyıp bizlere sunan, keyif veren güz mevsimini sevmek, nereden baktığımızla ilgili olsa gerek.
Gelin siz, en sıcak, en samimi, en keyifli hallerinden bakın Sonbahara ve yeniden düşünün sizin için ne ifade ettiğini. Ve hazır çalmışken şu günlerde kapılarımızı, ardına kadar açıp kapıları, keyfine varalım kucağımızdaki Aşk mevsiminin…

Yaşam boyu Aşk ile kalmanız dileğimle, renk cümbüşünüz bol olsun…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.