Bir hadis var, farklı olaylara şahit olduğumda, bizzat yaşadığımda ya da ebeveynlerin çocuklarıyla olan ilişkilerini gördüğümde hatırıma gelir.
Cebrail (a.s) ’ın , kıyamet alâmetlerini sorması üzerine, Peygamberimiz (s.a.v.) :  “Cariyelerin sahiplerini doğurması, yalın ayak, başı kabak, çıplak koyun çobanlarının, yüksek ve mükemmel binalar kurmada birbirleriyle yarışmalarıdır.” buyurmuştur..
Peki sizce de öyle olmadı mı?
Cariyeler, efendilerini doğurmadı mı?
Çocuğun elinden  telefonu alamıyorum..
İstediği şekerlerden almadığımızda, evi başımıza yıkıyor!
Odasını ben topluyorum, ne yapsam da yardım etmek istemiyor.
Bizim evde onun sözü geçiyor..
Öyle her şeyi yemiyor, çok yemek seçiyor, ne isterse evde pişiyor.
Bunlar kulağınıza normal geliyor değil mi?
Çünkü alıştık..
Çünkü cariyeler, efendilerini, doğuruyor..
Neden mi böyle diyorum; bir çocuk eğitimcisi olarak, senelerdir çok fazla anne baba ve çocuk ilişkisini gözlemliyorum, her şeyden  öte ben bir anneyim  ve diyebilirim ki;  anne ve babalar duygusallıkla, gerçekçi olmanın arasındaki o incecik çizgiyi kaçırmış bir vaziyette, “yönlendirip, rehberlik edecekleri “pozisyondan bir anda “yönlendirilebilir ve rehberlik edilebilir”  pozisyonuna geçebiliyorlar. Hem de hiç farkında olmadan, hem de hala süper ebeveynler olduklarını sanarak. Bunu kendimde de görüyorum zaman zaman ve oturup düşünüyorum. Bu olay da onun anlık, ömürlük mutluluğunu mu  yoksa, onun için şu an can sıkıcı fakat doğru olanı mı seçiyorum diye?  Bazen onlar için verdiğim birtakım kararlar, o an içinde  mutsuz yada huzursuz hissetmelerine  sebep oluyor olabilir. Ama aslında uzun vadede onlar  için verilebilecek en doğru karar. Yani kaçırdığımız nokta bu; kısa vadede, aman çocuk sussun, aman tutturmasın, aman beni rahatsız etmesin diye yaptığımız şeyler, uzun vadede onun ruhsal ya da fiziksel gelişimi olumsuz etkileyebilir. Ya da tam tersi, kısa vadede bizi zora sokacak, sabır isteyen ya da kolaycı ebeveynlerin tercih etmeyecekleri kadar meşakkatli bir sürece iten bir takım eğitim süreçleri, uzun vadede onun ömrü boyunca işine yarayacak bazı karakter donanımlarını sağlıyor olabilir.
 
Her dediğini ve istediğini anne-babasına yaptıran ve istekleri  yerine gelmediği zaman  saldırganlaşan çocuklar, büyüdüklerinde zorluklar ile baş edebilmeyi nasıl öğrenecekler? 
Çocuklar ben merkezcidirler, ve kurallara ihtiyaç duyarlar. Belirsizlik, net olamama durumu çocuğu huzursuz eder. Yani çocukların, ruh sağlıkları için kurallara ihtiyaçları vardır. Burada katı kurallardan, ya da sizin anladığınız manada bir disiplinden söz etmiyorum. Burada maksat çocuğu katı kurallarla bir kalıba sokmak, onu kendi benliğinden uzaklaştırarak ve hatta bana göre en mühimi de hayal kurmaktan men edecek bir disiplin anlayışı değil. Burada hedeflenen şey çocuğun kendi kendisini denetlemeyi öğrenmesini sağlamaktır. Yani doğru rehberlik sayesinde iç denetimini yapar hale gelen, aklı başında ve sebep-sonuç ilişkisine vakıf çocuklar yetiştirebilmek.
Zor mu? Çok zor! Ama kaçış var mı? Yok! Yorulacağız, deneyeceğiz, başarısız olacağız, ağlayacağız ama sevineceğiz de..
Geçenlerde, öğretmen bir arkadaşım, sınıfında diğer çocuğa şiddet uyguladığı gerekçesiyle, diğer çocuğu tatlı sert uyarmış, sonra arkadaşından özür dilemesi gerektiğini, çünkü muhtemelen onun incinmiş olduğunu, ve birine vurmanın bir iletişim şekli olamayacağından bahsetmiş.
Çocuk eve gidince, anne ve babasına, arkadaşını yanlışlıkla azıcık ittirdiğini, bunun üzerine öğretmenin çok büyük bir tepki göstererek, tüm sınıfın önünde onu rencide ettiğini, haksız olmadığı halde özür dilemek zorunda kaldığını anlatmış.
Gerisini tahmin edersiniz, okulda bir aksiyon..
Ve son yılların en popüler cümlesi; “ Çocuğumun psikolojisi bozuluyor!”
Ya bu menem bir psikolojidir arkadaşım, böyle incecik bir kabuk  gibi ilk darbede kırılan, narin mi narin, gerçeklerden uzak, çıtkırıldım, nanemolla, tamiri mümkün olmayan bir hayal kahramanı, bir acaip olmayasıca..
“ Çocuğumun psikolojisi bozuluyor!”
Ve bu cümle , bana göre kölenin boynuna geçirilen o son halkadan önce söylenen, o son cümle..
Niye mi?
Çünkü çocuklar, ebeveynlerin  çocuğun haklı yada haksız olduklarına bakmaksızın, aman çocuk strese girdi, aman çocuğumun psikolojisi bozulmasın diye her doğrudan, her karardan anında vazgeçebileceklerini gördüler.. Bu rol model aldıkları yetişkinlerin, nasıl da kendileriyle çelişebildiklerini, birbirini tutmayan söylemlerini, haklıya haklı, haksıza haksız diyemediklerini gördüler.
Başka bir olay, çocuk anaokuluna gidiyor. Çok abur cubur tükettiğini gören öğretmeni, veliyi uyarıyor. Cevap şu; ne yapalım baş  edemiyoruz, almazsak susturamıyoruz.
Onlar böyle söylediğinde benim gözümde  şöyle; “ali kıran baş kesen” bir çocuk filan geliyor.Eğer, gereğinden fazla hayır komutunu kullanıyor, yumuşak olunması gereken yerde sert, kararlı ve net durulması gereken yerde gevşeklik gösteriyorsanız, değil çocuğun üzerinde, hiçbir yerde ve durumda kriz yönetemez, problemlerle başa çıkamazsınız. Ailelerin çoğunlukla kaçırdıkları nokta şu; bu  bir çocuk ve neyin yararlı ya da zararlı olduğu hakkında henüz bir fikri yok, ona rehberlik etmesi gereken bizleriz, rol model olması gerekenler yine biz. Onlar istiyor diye yaptığımız- söylediğimiz- uyguladığımız herhangi bir şeyin gelişimsel ,bilişsel ya da ruhsal açıdan  zararlı olup olmadığını düşünmeden, nasıl her istediklerini yapar hale geldik anlamıyorum.
Çocuğunu  överken dahi bir sınır çizemeyen, çocuğun yaptığı işi değil, bizzat kendisini takdir eden, sürekli ego pompalayan ve diğer çocuklardan farklı ya da benzersizmiş gibi davranan ebeveynlerle, başkalarının duygu ve düşüncelerini önemsemeyerek “sen kendini nasıl iyi hissediyorsan öyle davran” diyebilenler ,aşırı merhametten ya da sabırsızlıktan çocuğunun  tüm işlerini kendisi yapanlar, benmerkezci ve narsist çocuklar yetiştirirler.
Başka bir olay anlatayım..
Erkek çocuğu tuvalet ihtiyacını ayakta gideriyor, neden; çünkü öyle öğrenmiş. Veliye bu durumun sakıncalı olduğunu, sağlığı açısından ileride bir çok problemle karşılaşabileceğini ve en önemlisi bu şekilde davrandığında tuvaletin hijyeninin korunamadığını ve dolayısıyla diğer çocukların sağlığını tehdit ettiğini anlatıyoruz.
Cevabı merak ediyor musunuz? Cevap şu; Ama diğer türlü çocuğum strese giriyor..
Peki dedik, ileride stressiz ama bin tane sağlık problemiyle uğraşan bir birey olarak, mutlaka size teşekkür edecektir.!
Meramımı biraz olsun anlatabildim değil mi?
Bir psikoloğun şöyle bir cümlesini okumuştum, not etmişim: Kişiler arası kurallara uymayan, istekleri olmadığında aşırı tepkiler gösteren, küçük konuları  tolere  edemeyen, doğru karar veremeyen, başkalarını düşünmeden hareket eden, sürekli kapris ve ağlamaklı konuşan çocuklar narsist bir yapıya sahiptirler. 
Ne kadar doğru değil mi?
Böyle böyle her istediği yapılan çocukların ilerideki profilini net olarak çizeyim size; Duygu ve hisleriyle hareket ederek kendilerine yapılan müdahaleleri sert bir tepkiyle karşılayan kalp kıracak derecede bir tavır sergileyebilmektedir. Sinirli haller, kaprisler, agresiflik, tatminsizlik, doyumsuzluk, sitemler gırla gitmektedir.
Bu kolaycı anne babalar, iyi yapmıyorlar. Aslında orada önemsedikleri tek şey, kendi konforları, evet acı ama gerçek bu: Sadece kendi konforları.. o şekeri alacaksın, çocuk susacak, o şekerle vücuduna bazıları kalıcı olmak üzere bin bir çeşit kimyevi zehir girecek, ama işte çocuk da mutlu, anne de mutlu.. Böyle bir nesille her hangi maddi ve manevi bir mesafe alınabilir mi?
Elini taşın altına koymak, sorumluluk almak, ve gerçekten onu zarara sokabilecek durumlarda, anlık mutsuzluklarını önemsemeyerek doğru kararlar alabilmek, nakış nakış işlemek, bir sanat eseri gibi boşluk kalmayacak şekilde dokumak.
Velhasıl, cariyelik çok kolay, efendi olmak zor..
Kolaycılık çok kolay, anne –baba olmak zor..
 
Elçin SABAH
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Atıf Akça 1 yıl önce

Olabilir Elçin hanım..
Allah ve resulü daha iyi bilir...