Ne vakit Mart ayı gelince Çanakkale düşer aklıma bütün yangınıyla ve kahramanlığıyla.
Martın 18’ini gösterdiği vakit takvim yaprakları sınıfını, sırasını, kitabını, oyununu, yarınını bırakıp Çanakkale’ye koşan ortaokullu çocuklar, liseli gençler, üniversiteli civan yiğitler geçer gözlerimin önünden kare kare.
Düşman ayağı basmasın diye yurda elindeki tebeşiri ve kalemi bırakıp silahı kuşanan muallimler, muallimleriyle birlikte cepheye koşan öğrencileri hatırlarım hüzünle ve onurla.
Nice koç yiğitleri ve civan gençleri toprağa verildiği için yıllarca mezun veremeyen okulları düşünürüm her Çanakkale anıldığında.
Çanakkale destanından söz edilince o dönemki adıyla Darul Fünun olan İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerini anarım öncelikle. 1915'te birinci sınıfta öğrenim görmeye başlayan 2 bin 500 Tıbbiyeli Vatanımıza namahrem eli değmesin diye hep birlikte koştular Çanakkale’ye. 
Ülkenin dört bir yanında doktor olma hayaliyle Tıbbiyeye kayıt yapan 2500 yiğit öğrenci önce vatan diyerek bütün hayallerini artlarında bırakarak yürüdüler cepheye. 
Her Türk asker doğar sözünü doğrularcasına kahramanca çarpışan öğrencilerin tamamı şehit oldu. 1915 yılında bütün birinci sınıf öğrencilerini şehit veren Üniversite 1921 yılında hiç mezun veremedi.
Analar karalar bağlarken, üniversitenim duvarları da siyaha boyandı yıllarca onların anısına.
Sadece üniversiteliler miydi hayallerini sınıflarda bırakıp düşmana karşı giden. 
Hayır tabi ki. 
Nice liseliler de bu tarihi savaşın birer kahramanlık öyküsü oldular.
Bir sabah vakti Sivas ilinde Sivas lisesinde muallimler tahtada okudukları yazıyla ne yapacaklarını/ ne diyeceklerini bilemediler. Gözlerinden dökülen gözyaşları eşliğinde ellerini semaya açarak sadece dua ettiler. 
Sivas Lisesi’nde öğrenciler okul çıkışı sınıflardan ayrılmamış ve muallimlerine hitaben kara tahtalara; “hocam biz Çanakkale’ye savaşmaya gidiyoruz. Hakkınızı helal edin” diye yazmışlardı.
Ve gittiler.
Diğer gidenler gibi onlar da dönmediler.
Aralarında bütün son sınıf öğrencilerinin de olduğu öğrenciler bu topraklar için toprağa düşmüş ve şehit olmuştu. 
O yıl Sivas Lisesi’nde de hiç mezun verilmemişti.
Edirne Lisesinde okul bahçesinde sabah içtiması yapılmış, öğretmenler ve öğrenciler hep birlikte sınıflara değil de okulun dış kapısına doğru yürümeye başlamışlardı.
Şüphesiz onlar da Çanakkale Geçilmesin diye her şeylerinden vazgeçiyorlardı. Onlar da dönemedi. Analarının sarılmaya doyamadığı gencecik bedenleri Çanakkale’nin bağrında, kahramanlıkları ise bir milletin yüreğinde sonsuz bir uykuya daldılar. 
Balıkesir Lisesinde ailelerinden ayrı şekilde yatılı olarak okuyan 25 izci öğrencinin tamamı gönüllü olarak Çanakkale’ye gitmiş ve orada şehit olmuştu. Bu izci öğrencilerin bir özelliği daha vardı. Hepsinin babaları da Balkan savaşlarında şehit olmuşlardı.
Babadan oğula bir ölümüne bir vatan sevgisi ve kahramanlık timsaliydi bu yatılı öğrencilerin hikayesi. 
Balkan harbinde de gözünü kırpmadan cepheye gitmiş olan Galatasaray Lisesinin öğrencileri söz konusu vatan olunca yine bir an bile düşünmeden göklerin ölüm indirdiği, yerlerin ölü püskürttüğü Çanakkale cephelerine gidiverdiler.
Önceki yıllarda en az 60 mezun veren Galatasaray Lisesi 1915 yılında 18 mezun verebildi. Okul 1916’da hiç mezun veremedi. 1917’de ise mezun olan sadece 5 öğrencisi vardı. 
Çünkü her sınıftan öğrenci Çanakkale’ye gitmiş ve dönememişti. 
1916 ve 1917 yıllarında öğrencilerinin cepheye gitmesi nedeniyle hiç mezun veremeyen Kastamonu Abdurrahman Paşa Lisesi, Vefa Lisesi, Trabzon ve Erzurum Liseleri, Konya Gazi Lisesi, Mezun veremeyen Çapa Erkek Öğretmen Okulu, 1914 ve 1918 yılları arasında yalnızca 2 mezun verebilen Balıkesir Erkek Muallim Mektebi ve ülkenin dört bir vilayetindeki okullardan nice muallimler öğrencileriyle birlikte Çanakkale’ye koşup isimsiz kahraman olarak tarihe kazındılar.
Çanakkale savaşının öğretmen ve öğrencileri bütün ülkeye ve millete bir kahramanlık destanı hediye edip gururlandırdıkları gibi gençlikleri ve yürek yakan öyküleriyle bütün millete Gençliğim Eyvah dedirttiler.
Öğrencilerini ve öğretmenlerini vatan uğruna toprağa veren nice okulda yıllarca alınan yoklamalarda her isim okunduğunda “Şehit, Cennette” nidası yankılandı sınıflarda.
Gökten ecdâd inerek öpse o pak, o gencecik alınları değer.
Yoklamalarda dendiği gibi Mekanınız Cenneti Ala olsun.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mehmet Nevzat Adal 1 ay önce

Boşuna '' Çanakkale Destandır'' denmemiş. Kaleminize sağlık, duygularımıza tercüman oldunuz...