Geçenlerde çok ilginç ve beni duygulandıran bir olaya şahit oldum. Açıkçası uzun süredir yazmayı düşünüyordum fakat geçen haftaki İstanbul Güvenlik Zirvesi daveti ve sonrasındaki mesai yoğunluğu; paylaşmamı engelledi.
Erdemli Toplum Sağlığı Merkezi başkanlığım sırasında bağımlılıkla mücadele çalışmaları kapsamında elde edilen verilerde ebeveynleri ayrı, öksüz ve yetim çocukların bağımlılık, istismara uğrama ve suça yönel(t)me olasılıklarının diğer çocuklara göre daha yüksek olduğunu görmüştük. Bunun üzerine 2016 yılı itibariyle 'AİLEDENİZ' ve 'AİLENİZİZ' projelerini hazırlamıştık. 'AİLENİZİZ' projesi ile aile birliğinin sağlanmasının önemi noktasında toplumsal farkındalık oluşturulması, özellikle çocukların kimsesiz olmadığı bilincinin toplumda yerleştirilmesi, çocukların devletin cömert ve şefkatli tarafıyla tanıştırılması ve risk grubundaki çocukların problem ve ihtiyaçlarının çözümünde çok taraflı yaklaşmanın sağlanması hedeflenmişti.
Yapılan çalışmalar sırasında yanlış hatırlamıyorsam bir imamın ihbarı ile sosyoekonomik seviyesi düşük bir muhitte dilendirilen çocuklardan haberdar olduk. Konu hassas olunca ben de ekibe katılıp çocukların adresine gittim. Yanlış hatırlamıyorsam 3 çocuk vardı. Biri çok küçüktü, biri 3-4 yaşlarında ve diğeri 5-6 yaşlarında idi. Annenin mental açıdan yetersiz ve babanın suç dosyasının kabarık olduğunu öğrendik.
3-4 yaşlarında olanın gözünün birisi yaralıydı. Gözüne biz gelmeden yaklaşık 1 hafta önce paslı tel battığı ya da batırıldığını (ki burası belirsiz) öğrendik. Hemen çocukların daha güvenli ve iyi bir yere yerleştirilmesi için emniyet, aile sosyal politikalar ve savcılığı haberdar ettik. Çocuklara el kondu ve Mersin’de bir yuvaya yerleştirilmesi planlandı. Bu arada devlet hastanesinden göz hekimi ile görüşüldü ve çocuğun ilk muayenesi gerçekleştirildi. Muayene sonucunda acilen kornea nakli gerektiği öğrenildi.
Çocuk Mersin’deki bir yuvaya yerleştirilmişti. Biz de Hacettepe’de bir hocayla görüşüp kornea nakli için desteğini istemiştik. Hoca çocuğun getirilmesi halinde gerekeni yapacağını iletmişti. Sosyal politikalar il müdürlüğünden Ankara için görüş aldık. Çocuğun tedavisi süresince Ankara’da bir yuvaya yerleştirilebileceğini öğrendik. Ve çocuğu Ankara’ya gönderdik. Çocuğa kornea nakli yapılmıştı ve sürecin sonunda %20 gördüğünü öğrenmiştik.
Hikaye benim için buraya kadardı. Sonrası hakkında bilgim olmadı. Çocuklar devletin imkanları ile tanıştırılmış ve sonrası devlete emanetti.
Geçen haftalarda polikliniğime bir aile başvurdu. İki çocukları vardı. Çocuklardan birinin tek gözü cam göz olarak nitelenebilecek görüntüdeydi. Ve çocuğu tanıdığımdan emindim. Anneye hikayesini sordum. Anne ise koruyucu aile olarak çocuklara baktığını ve çocuğun hikayesini bilmediğini söyledi. Ama defalarca gerçekleşen kornea nakillerine rağmen gözün korneayı sürekli reddettiğini ve tek gözünün görmediğini söyledi. Çocuk bizim ilgilendiğimiz çocuktu. Ki bundan sonra aile hekimliği birimime kayıtlı çocuklardan biri oldu.
Anne çok ilgili ve üzerlerine titreyen biri. Çocuğun gözü için üzüldüm ama yeni ailesi ve yaşadığı nitelikli ortamı içinse memnun oldum açıkçası. Çocuklar iyi bir eğitim alıyor, güzel giyiniyorlar ve iyi besleniyorlar.
Şefkatli tarafıyla tanışmış veya tanıştırılmış bu çocukların nitelikli ve iyi insanlar olmaları için çalışan devlet. Devlet ve toplum bilinciyle yetişmesi muhtemel bireyler. Yaptıkları ve yapacakları sırasında içinde yaşadığı toplumun ihtiyaçları ve önceliklerini dikkate alabilecek bireyler yetişme olasılığı. Endişesi, felsefesi ve sorumluluk bilinci olan bireylerin yetişebileceği olasılığı. Beni sevindiren ve gördüğüm manzara ya da şahit olduğum olaylar silsilesi sırasında aklımdan geçenler.
Bu vesileyle İstanbul Güvenlik Zirvesinde tanıştığım ve kendisine hayran kaldığım bir devlet adamından da bahsetmeliyim. Yaptıkları ve yapmadıklarının bir felsefesi, toplum endişesi ve sorumluluk bilinci olduğunu her cümlesi ve hareketinde gözlemlediğim Vecdi Gönül ile birçok defa sohbet ve görüş alışverişinde bulunma imkanım oldu. Bu memleketin yetiştirdiği ve bu memlekete emeği geçmiş gerçek bir devlet adamının aldığı eğitim, yüklendiği sorumluluklar ve gerçekleştirdiği hizmetleri dikkate aldığımızda yapılacak olan en iyi işin insana ve devlet ve/veya toplum bilinci gelişmesine yatırım yapmak ya da destek vermek olduğu kanısındayım.
Nereye bağlayacağımı merak edenler için özetle; bu toplum ve bu devlet iyi ve nitelikli insanlar yetiştirdi. Yetiştirmeye de devam etmeli. Bunun için yeterince imkan ve iyi insanların yetişmesini desteklemeye hazır yeterince iyi ve nitelikli insan da var.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.